Çoğunluk gerçeğin, doğrunun, hakikatin ölçüsü değildir. Hak ve hakikat kuru kalabalıklara göre değil, eskilerden gelmesine göre değil, kaynağına göre değer kazanır. "Herkes böyle söylüyor", "yıllardır böyle yapılıyor" kalıplarının Kur'an nezdinde aslında birşey ifade etmediğinin en büyük kanıtları aşağıdaki ayetlerdir. Unutulmamalıdır ki Peygamberler de zamanlarında tek başlarına çoğunluğa karşı çıkmış ve çoğunluğa karşı mücadele etmiştir.
116. Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar.
Onlar, zandan başka bir şeye uymuyorlar ve onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
103. Sen ne kadar üstüne düşsen de insanların çoğu asla iman edecek değildir.
Bir gün herkesin müslüman olacağı yada birilerinin birgün herkesi müslüman yapacağı gibi düşüncelerin de yukarıdaki ayetle Kur'an'a ters olduğu görülmektedir.
106. Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah’a iman ederler.
Dünya üstündeki milyarlarca müslümanın çoğunun imanının içinde şirkin gizlenmiş olduğunun ayetle delilidir.
Bunun yanında bilinmelidir ki insanlık tarihi boyunca çoğunluk daima iğretinin, kötünün ve değersizin yanında yer almıştır ve alacaktır.
82. Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek üzere yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar?
Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlamdılar. (Fakat) kazandıkları şeyler, onlara asla yarar sağlamamıştır.
243. Binlerce (kişi) oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi? Allah onlara “(manevi olarak) ölün!” demişti; sonra da onları (manevi olarak) diriltmişti. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmez.
38. Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup’un milletine (dinine) uydum. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yakışmaz. Bu, Allah’ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
61. Allah, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi yaratan, (çalışıp kazanmanız için de) gündüzü aydınlık kılandır.
Şüphesiz ki Allah insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
92. Senden sonra geleceklere bir ibret olması için bugün senin bedenini (cansız olarak) kurtaracağız. Şüphesiz ki insanlardan birçoğu delillerimizden habersizmiş gibi davranır.
17. Rabbi tarafından apaçık bir delil üzere olan ve kendisini O’ndan (Rabbinden) bir şahidin tilavet ettiği (takip ettiği), ayrıca kendisinden önce önder ve rahmet olarak Musa’nın Kitabı (elinde) bulunan kimse (inkârcılar gibi) midir? Bunlar, ona (Kur’an’a) inanırlar. O gruplardan hangisi onu inkâr ederse işte cehennem ateşi onun varacağı yerdir. Bundan şüphen olmasın! Şüphesiz ki bu, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir fakat insanların çoğu inanmazlar.
40. (Allah’ın) peşi sıra taptıklarınız, haklarında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.
30. Sen hanîf (Allah’ı birleyen) olarak yüzünü dine yani Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata
çevir! Allah’ın yaratmasında değişme yoktur. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.
Çokluk, gücün: çoğunluk gerçeğin ölçüsü değildir.
25. Şüphesiz ki Allah birçok yerde ve Huneyn gününde size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, (fakat bu durum) sizden hiçbir (sıkıntıyı) gidermemişti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti; sonunda (bozulup) geri dönenler olarak yüz çevirmiştiniz (kaçmıştınız).
Çoklukla övünmenin aldatıcılığını bir ibret tablosu halinde ve bir evrensel ilkeyi Kur'an'ın şu ayetinde bulmaktayız:
100. De ki: “Pisliğin çokluğu sana cazip gelse de pis ile temiz bir olmaz. Ey derin akıl sahipleri! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun ki kurtulasınız.”
Kur'an, nüfusu bol toplum değil, nüfuzu kuvvetli toplum istemektedir. Yani Kur'an, insan meselesinde niceliğe (sayıya) değil, niteliğe (özelliğe) önem vermektedir
Kur'an, nüfusun sayısını öne çıkarmayı, bununla övünmeyi, bunu yarış konusu yapmayı yani tekâsürü putperestliğin bir görünümü olarak tanıtmakta ve açıkça kötülemektedir.
19. (Ey kâfirler)! Siz zafer istiyorsanız, elbette size zafer geldi! (İnkârdan) vazgeçerseniz bu sizin için hayırlı olandır. (Peygamber’e düşmanlığa) dönerseniz, biz de (ona yardıma) döneriz. Topluluğunuz çok bile olsa, sizden hiçbir şeyi savamaz. Şüphesiz ki Allah müminlerle beraberdir.
Burada sayısal çoğunluğa karşı nitelik öne çıkarılmıştır. İman bir nitelik-değerdir, sayısal değer değildir.
Kur'an, insanı en büyük emaneti taşıyan varlık olarak gördüğünden yetenekli, üretken, yapıp-eden insan aramaktadır. Sadece fotoğraf ve nüfus kağıdıyla 'insan' olan yığınların Kur'an'ın idealindeki 'emanet taşıyıcı' sorumlu varlık olmaları söz konusu edilemez.