El-Vekil ismi sonsuz güven veren tek koruyucu otorite demektir. Mutlak güven verir ve güvenilmeyi ister. Güven verdiği için, kulundan kendisine güvenmesini ister. Yani, kulunun vekili olmak ister. Kulu tevekkül edip O'na vekalet verdiğinde, O fiilen kulunun "koruyucu otoritesi" olur. Tevekkül, bir işte acziyet gösteren birinin o işi daha iyi yapan birine dayanıp onu kendisine vekil kılmasıdır. Vekil olan, kendisine tevekkül edeni koruma konusunda tam ehliyet ve liyakat sahibi olandır. Onu her türlü düşmana karşı savunmaya, her türlü tehlikeden korumaya, onun rızkını vermeye yeterlidir.
173. Bir kısım insanlar, müminlere “(düşmanlarınız olan) o insanlar, size karşı (asker) topladılar; onlardan sakının!” dediklerinde, bu (durum) onların (müminlerin) imanlarını artırmış ve “Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir (güven kaynağıdır)!” demişlerdi.
9. (Allah) doğunun da batının da Rabbidir. Kendisinden başka ilah yoktur. (Sadece) O’nu vekil (güven kaynağı) edin!
3. Allah’a güven! Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter.
132. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah’a aittir. Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter.
El-Hafiz ismi her şeyi koruyup gözeten, korumada eşsiz benzersiz olan, hifz ve emanıyla varlığı ve insanı sürekli kuşatan demektir.
57. Yüz çevirirseniz, elbette ben benimle size gönderileni size bildirdim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi yerinize getirebilir ve siz O’na hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. Şüphesiz ki benim Rabbim her şeyi koruyup gözetendir.”
21. (Oysa) onun (İblis’in), onlar üzerinde hiçbir etkisi yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan bil(dir)ip (ayırt edip ortaya çıkaralım) diye (ona bu fırsatı vermiştik). Rabbin her şeyi koruyandır.
6. O’nun peşi sıra dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlar üzerinde asla vekil (güven kaynağı) değilsin.
El-Hafî mükemmel ilgilenen, sonuna kadar izleyen demektir.
47. (İbrahim) şöyle demişti: “Selam sana! Rabbimden senin için bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, bana lütufkârdır(hafiyya).
Sadece Allah’ın hafi olduğu peygamberin bile olamayacağını vurgulamak için aşağıdaki ayette dolaylı olarak Allah’a isnat edilmiştir.
187. Sana, o (Son) Saat’in demir atma zamanından soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi, sadece Rabbimin katındadır. Onun zamanını O’ndan başkası ortaya koyamaz. (O olay) bütün ağırlığını göklerde ve yerde hissettirecektir. (Son Saat) size ancak ve ancak ansızın gelecektir.” Sanki sen onu bilebilirmişsin(hafiyyun) gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi yalnızca Allah katındadır fakat insanların çoğu bilmez.”
El-Kavi ismi çok kuvvetli, mutlak, sonsuz güç ve kuvvet sahibi, gücünün sınırları olmayan demektir.
66. (Kendilerine azap) emrimiz gelince, Salih’i ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle (helakten) ve o günün rezilliğinden kurtarmıştık. Şüphesiz ki Rabbin kuvvetlidir, güçlüdür
22. Bunun sebebi, elçileri kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde inkâr etmeleriydi. Allah da onları yakalamış (cezalandırmış)tı. Şüphesiz ki O kuvvetlidir, azabı da şiddetlidir.
19. Allah kullarına cömerttir; dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür.
40. Onlar -başka değil- sadece “Rabbimiz Allah’tır.” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah bir kısım insanları diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, elbette içlerinde Allah’ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılırdı.
Şüphesiz ki Allah kendisine (dinine) yardım edenlere yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
74. Onlar (inkârcılar), Allah’ı gerektiği gibi tanımadılar. Şüphesiz ki Allah elbette kuvvetlidir, güçlüdür.
52. (Bunların durumu) tıpkı Firavun’un ailesinin (destekçilerinin) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. (Onlar da) Allah’ın ayetlerini inkâr etmişlerdi de Allah onları günahları sebebiyle yakalamış (cezalandırmış)tı. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, azabı şiddetli olandır.
25. Allah o kâfirleri hiçbir menfaate ulaşamadan öfkeleri ile geri çevirmişti. Savaş (konusun)da Allah(ın yardımı), müminlere yeter. Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
El-Ğalip ismi daima yenen, yenilmez olan, eşsiz ve benzersiz mutlak galip olan demektir.
21. Mısır’da onu satın alan kişi, hanımına şöyle demişti: “Ona değer ver (güzel bak)! Belki bize yararı olur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirmiştik. Allah işinde üstündür. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Allah'ın sonsuz yapabilme gücüne delalet eder. Aciz'in zıddı olarak el-Fa'al, "dilediği her şeyi dilediği zaman ve mekanda, ya da zamansız ve mekansız olarak eşsiz ve benzersiz olarak yapan" demektir. İsim aynı zamanda atılın zıddıdır. Bu anlamıyla el-Fa'al, daima ve her durumda aktif ve faaliyet halinde olan, asla pasif olmayan ve pasif kalmayan demektir.
13. Şüphesiz ki O, başlatan ve tekrarlayandır.
14. O çok bağışlayandır, çok sevendir.
15. Arşın sahibidir; yücedir.
16. İstediği şeyi daima yapandır (mutlak irade sahibidir).
106. Azgın olanlar ateştedir; orada onların (öyle feci) bir nefes alıp vermeleri vardır ki!
107. Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki Rabbin istediğini yapandır.