Kendisine yapılan şükre şanına yaraşır biçimde karşılık veren, hiçbir teşekkürü karşılıksız bırakmayan, az amele çok ödül veren, şükredene şükrettiği şeyi kat kat arttıran demektir. Şekur, ait olduğu kalıp gereği, teşekküre karşılık vermede öyle bir mübalağayı ifade eder ki, "Yapılmış teşekkürü değil yapılması muhtemel teşekkürü dahi kat be kat ödüllendiren" anlamlarını içerir.
Ğafur ismiyle 3 kere gelir.
29-30. Allah’ın kitabını tilavet edenler (okuyup aktaranlar), namazı kılanlar ve rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık infak edenler (verenler), (Allah) ödüllerini tam olarak versin ve lütfundan (nimetlerini) artırsın diye asla yok olmayacak bir kazanç umarlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir.
34-35. (Cennette şöyle) diyeceklerdir: “Hamd (övgü), bizden kaygıyı gideren Allah’adır! İçinde bize hiçbir yorgunluk ve bıkkınlık ulaşmayacak olan, cömertliğinin sonucu olarak bizi ebedî kalınacak cennet yurduna yerleştiren Rabbimiz şüphesiz ki çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir.”
23. İşte Allah’ın, iman edip iyi işler yapan kullarına müjdelediği (ödül) budur. De ki: “Ben buna karşılık (Allah’a) yakın olmayı sevmenizden başka sizden herhangi bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir davranışta bulunursa onun (sevabını) güzelce artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, şükrün karşılığını çok verendir.
Halim ismiyle 1 kere gelir.
17. Allah’a güzel bir borç verirseniz, (Allah) onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükre çok karşılık verendir, hoşgörülüdür.
Yardım edip destekleyen, eşsiz ve benzersiz yardım ve desteğini eşsiz ve benzersiz bir biçimde yapan, yardım ve desteğinin bir sınırı olmayan demektir.
31. İşte böylece her peygamber için suçlulardan düşman(lar) yaptık.
Doğru yola ulaştıran ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
Hacc 78. Ayet
78. Allah uğrunda, hakkıyla cihad edin (fedakarlık yapın)! O, sizi seçti; dinde üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim’in milletinde (dininde de bu böyleydi). Elçi'nin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur’an’da) size “Müslümanlar” adını vermiştir. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah’a (O’nun vahyine) sımsıkı sarılın! O, sizin mevlanızdır (efendinizdir). O ne güzel mevladır (efendidir) ve O ne güzel yardımcıdır!
45. Allah düşmanlarınızı çok iyi bilendir. Dost olarak Allah yeter; yardımcı olarak da Allah yeter.
40. Yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin mevlanızdır (efendinizdir).
Ne güzel mevla (efendi)dir ve ne güzel yardımcıdır!
İnsanlann sıkıntısı, Allah'ın en-Nasir oluşunu kabul etmekten daha çok, Allah'tan başkalarının en-Nasir olmadığını kabul etmek olsa gerektir ki, Kur'an Allah'tan başka Nasir olmadığına da çok vurgu yapmaktadır.
120. Milletlerine (dinlerine) uyuncaya kadar yahudiler de hristiyanlar da senden asla razı olmayacaklardır. De ki: “Şüphesiz ki Allah’ın rehberliği, gerçek rehberliktir.”Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyarsan, Allah’tan (gelecek azaba karşı) senin için herhangi bir dost ve yardımcı olmayacaktır.
123. (Cennete giriş) sizin kuruntularınızla da kitap ehlinin kuruntularıyla da değildir.
Kim bir kötülük yaparsa ona (yaptığının) karşılığı verilecektir ve kendisi için Allah’tan başka dost da yardımcı da bulamayacaktır.
Kulları tarafından kendisinden yardım istenen, yegane yardım mercii, eşsiz ve benzersiz yardım kaynağı olan demektir.
18. Gömleğinin üzerinde sahte bir kan ile (Yusuf’un kanlı gömleğiyle) gelmişlerdi. (Yakup onlara) şöyle demişti: “Hayır! Nefisleriniz sizi (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. Anlattığınız şeyler karşısında yardımına sığınılacak olan Allah’tır.”
112. Rabbim! (Onlar hakkında) adaletinle hükmünü ver! Bizim Rabbimiz, sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulan Rahmân’dır.” demişti.
Karşılıksız veren, bağış yapmada eşsiz ve benzersiz olan, her şey kendisinden bedelsiz istenilen, hibesi mutlak ve sonsuz özne demektir.
8. Zikr (Kur’an), aramızdan ona (Muhammed’e) mi indirildi?” Aslında onlar zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedir. Esasında onlar azabımı henüz tatmadılar.
9. Yoksa güçlü, bolca veren Rabbinin merhamet hazineleri onların yanında mı?
35. “Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümdarlık ver (lütfet)! Şüphesiz ki bolca veren sadece sensin!” demişti.
8. (Şöyle dua ederler:) “Rabbimiz! Bizi doğru yola ulaştırdıktan sonra kalplerimizi eğriltme!
Bize katından merhamet ver! Şüphesiz ki bolca veren yalnızca sensin.
Mevla ismi kendisinden yardım ve destek beklenen manasındadır.
40. Yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin mevlanızdır (efendinizdir). Ne güzel mevla (efendi)dir ve ne güzel yardımcıdır!
Yüce Allah söz konusu inkârcıların hak ve hakikatten yüz çevirmeleri durumunda bu defa da kendisinin müslümanların Mevlâsı yani “dostu, yârânı ve yardımcısı” olduğunu beyan etmektedir.
78. Allah uğrunda, hakkıyla cihad edin (fedakarlık yapın)! O, sizi seçti; dinde üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim’in milletinde (dininde de bu böyleydi). Elçi'nin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur’an’da) size “Müslümanlar” adını vermiştir. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah’a (O’nun vahyine) sımsıkı sarılın! O, sizin mevlanızdır (efendinizdir). O ne güzel mevladır (efendidir) ve O ne güzel yardımcıdır!
Mevlâ ismi kullanılarak Allah'tan başka yardımcı, destekçi aranmaması gerektiği de aşağıdaki ayetle insanlara iletilmiştir.
13. (O kişi), zararı yararından daha yakın (fazla) olan birine yalvarır.
(Yalvardığı) ne kötü bir yardımcıdır(mevlâ); ne kötü bir dosttur!
Bu ayetin içeriğinde kullanılan "men" edatı bilinçli varlıkları yani cinleri ya da insanları kapsamasından hareketle yalvarılanların cansız putlar olmadığını göstermektedir, zira günümüzde birilerinin bazı şahsiyetleri üstün ve günahsız görerek onları kurtarıcı bir nevi ilah(!) pozisyonuna getirmelerinin saçmalığına ve bu konuda ilahi hitabın ne büyük bir uyarı verdiğine dikkat edilmelidir.
Velî ismi sevdiklerine, dostlarına yardım eden, kâinatın ve mahlûkların işlerini güvencesi altına alan, bütün varlıkların yardımcısı ve yöneticisi anlamındadır.
9. Yoksa onlar, Allah’ın peşi sıra dostlar mı edindiler! (Oysa) Allah -işte O- gerçek dosttur. O ölüleri diriltecektir; O her şeye gücü yetendir.