EL-MÂLİK

 

Mâlik ismi "Mülkün mutlak sahibi" demektir. 

 

Fâtiha 2-4. Ayet

2-4. Hamd (övgü); Rahmân, Rahîm, hesap gününün sahibi, âlemlerin de Rabbi olan Allah içindir.

 

Âl-i İmrân 26. Ayet

26. De ki: “Ey mülkün (otoritenin) gerçek sahibi (olan) Allah’ım! Sen dilediğine mülk (otorite) verirsin ve dilediğinden mülkü (otoriteyi) geri alırsın. Dilediğini yükseltirsin; dilediğini de alçaltırsın. (Bütün) iyilik yalnızca senin elindedir. Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin.

 

EL-MELİK

 

El-Melik ismi ise "mülkünde mutlak otorite sahibi olan" demektir.

 

Nâs 2. Ayet

1. De ki: “İnsanların Rabbine sığınırım.

2. İnsanların hükümdarına,

3. İnsanların ilahına.

4-6. İnsanların göğüslerine (kalplerine) vesveseler fısıldayan, cinlerden ve insanlardan (olan o) sinsi vesvesecinin şerrinden (Allah’a sığınırım).”

 

Cum‘a 1. Ayet

1. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi, (gerçek) hükümdar, kutsallığın kaynağı, güçlü, doğru hüküm veren Allah’ı tesbih eder (yüceltir).

 

Haşr 23. Ayet

23. O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Hükümdardır, kutsallığın kaynağıdır, esenlik kaynağıdır, güven verendir, gözetip koruyandır, güçlüdür, istediğini yaptırabilendir, büyüklüğünü gösterendir. Allah onların ortak koştuklarından yücedir.

 

Tâhâ 114. Ayet

114. Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana onun vahyi tamamlanmadan önce Kur’an’la ilgili acele etme ve “Rabbim! İlmimi artır!” de.

 

Mü'minûn 116. Ayet

116. Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O’ndan başka ilah yoktur. O, değerli arşın sahibidir.

 

 

EL-MELÎK

 

Melîk ismi de mükemmel idareci, idaresinde eşsiz benzersiz olan, her şeyin ve herkesin idaresi kudreti elinde olan sonsuz ve mutlak yetki sahibi demektir.

 

Kamer 54-55. Ayet

54-55. Muttakîler (duyarlı olanlar) ise güçlü hükümdarın (Allah’ın) huzurunda ‘doğruluk makamındaki’ bahçelerde ve ırmak(ların kenarların)da olacaklardır.

 

Melîk ismi herşeyi kapsayan görülmeyen alemi de içine alan bir vurgu taşımaktadır.

 

 

EL-KAYYÛM

 

 

Bütün varlığı sevk ve idare eden, her şeyin varlığı idaresine bağlı olan, eşsiz ve benzersiz, mutlak yönetici olan demektir.

 

Üç yerde de El-Hay ismiyle birlikte gelir.

 

Tâhâ 111. Ayet

111. (Bütün) yüzler, gerçek diri ve hayatı elinde tutan (Allah) için boyun eğmiş (olacak)tır. Zulüm (şirk) yüklenen (yüzler) ise elbette perişan olacaktır.

 

Âl-i İmrân2. Ayet

2. Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır.

 

Bakara 255. Ayet

255. Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi yalnızca O’na aittir. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (hiç kimse) O’nun bilgisinden herhangi bir şeyi kuşatamaz. O’nun egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür.

 

 

 

EL-HAY

 

 

Mutlak diri, ebedi hayat sahibi, her canlıya hayat veren sonsuz diri demektir.

 

Furkân 58. Ayet

58. Ölümsüz  olan (Allah)a güven ve O’nu hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)! Kullarının günahlarını bilen olarak O yeter.

 

Tâhâ 111. Ayet

111. (Bütün) yüzler, gerçek diri ve hayatı elinde tutan (Allah) için boyun eğmiş (olacak)tır. Zulüm (şirk) yüklenen (yüzler) ise elbette perişan olacaktır.

 

Âl-i İmrân 2. Ayet

2. Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır.

 

Mü'min 65. Ayet

65. O, daima diridir, O’ndan başka ilah yoktur. Dini O’na özgü kılarak O’na dua edin! Hamd (övgü) âlemlerin Rabbi Allah içindir.

 

Bakara 255. Ayet

255. Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi yalnızca O’na aittir. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (hiç kimse) O’nun bilgisinden herhangi bir şeyi kuşatamaz. O’nun egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür.

 

 

 

EI-HÂKİM

 

EI-Hâkim, hikmetle hükmedendir. Hikmet kelimesi doğru hüküm vermek şeklinde çevrilir. Böylelikle her hükmünde tam isabet kaydeden, yarattığını yerli yerince yaratan, yaptığını mükemmel ve kusursuz yapan demektir. Allah dışında hiçbir varlık her hükmünde tam isabet kaydedemez, her işini kusursuz yapamaz, her şeyinde mükemmel olamaz.

 

Hâkim ismi geldiği Allah’ı niteleyen 91 ayette mutlaka Esma-i Hüsna’dan bir başka isimle gelir. Hiç tek olarak gelmez. Aşağıda hepsi için birer örnek verilmiştir.

 

Azîz ismiyle birlikte 46 yerde gelir. Azîz gücü mükemmel, üstün ve yüce olandır.

Fâtır 2. Ayet

2. Allah insanlara herhangi bir merhamet açarsa onu tutabilecek kimse yoktur. O’nun tuttuğunu da kendisinden sonra gönderebilecek kimse yoktur. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

 

Sınırsız üstün güç sahibi Azîz olan Allah’ın istediği kapıyı, istediğine, istediği zaman açıp kapaması anlaşılmayacak bir iş değildir. Fakat O aynı zamanda Hâkim’dir. Bu rahmet kapısını açıp kapaması ne tesadüfe bağlıdır, ne de keyfidir. O’nun rahmet kapısını açıp kapamasının arkasında eşsiz hikmeti yatmaktadır. O hikmet de kulun bu kapıya yönelip yönelmediğidir. Oturduğu yerden "Allah'ın rahmeti nasıl olsa sınırsız gücü üstün ve yüce, rahmet kapısını açacak olsa kimse engel olamaz" diye düşünüp de, o rahmete yönelmeyen, Allah'ın Hâkim ismi gereği doğru hüküm verdiğini, yarattığını yerli yerince yaratan olduğunu ya bilmiyor ya da imanın hakkını veremiyor demektir.

 

Alîm ismiyle birlikte 37 yerde gelmektedir. Alîm her şeyi bilen demektir.

Nisâ 17. Ayet

17. Allah’ın kabul edeceği tövbe, sadece bilmeden kötülük edip sonra hemen tevbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbesini kabul eder. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

 

Habir ismiyle birlikte 3 yerde gelmektedir. Her şeyden haberdar olan anlamındadır.

En‘âm 73. Ayet

73. O, gökleri ve yeri bir amaç ile yaratandır. ‘Ol!’ dediği gün (her şey) hemen olmaya başlar. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üfleneceği gün de otorite yalnızca O’na aittir. Gaybı (bilinemeyeni, görünmeyeni) de görüneni de bilendir. O, doğru hüküm verendir, haberdardır.”

 

Alî ismiyle 1 defa gelir. Her hükmü isabetli olan Allah'ın aynı zamanda aşkın ve yüce olduğunu bildirir.

Şûrâ 51. Ayet

51. Allah bir insana ancak vahiy yoluyla yani (manevi bir) perde arkasından konuşur yani bir elçi (melek) gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir(Alî), doğru hüküm verendir.

 

Hamid ismiyle 1 defa gelir. Övgüye layık olduğunu bildirir.

Fussilet 42. Ayet

41. Şüphesiz ki kendilerine zikr (Kur’an) geldiğinde onu inkâr edenler (kayıptadır). Şüphesiz ki o yüce bir kitaptır.

42. Ona önünden de arkasından da batıl gelemez. O doğru hüküm veren, övgüye layık olan (Allah)’tan indirilmedir.

 

Vasi ismiyle 1 kere gelir. Lütfunda sınırsız olandır.

Nisâ 130. Ayet

130. (Eşler birbirlerinden) ayrılırlarsa, Allah bol nimetinden her birini zenginleştirir. Allah imkânı geniş olandır, doğru hüküm verendir.

 

Tevvab ismiyle 1 kere gelir. Tevbeleri kabul edendir.

Nûr 10. Ayet

10. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri çok kabul eden, doğru hüküm veren olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!