* Aşağıdaki Esma'ül Hüsna'dan sayılan isimler doğrudan Allah'ın ismi olarak değil de dolaylı yoldan ismi olarak kabul edilmiş olanlardır.
"Eşsiz ve benzersiz biçimde kuluna yeten zat" veya "her şeye kafi olan" anlamına gelir.
36. Allah kuluna yetmez mi hiç! Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona hiçbir yol gösteren olamaz.
Ayette Nebi'yi korkutmaya kalkanlar müşrikler. Rabbimiz ona "Onlara karşı Ben sana yeterim" mesajını veriyor. Müşriklerin Hz. Peygamber'i korkuttukları unsurlar, "şeyler" değil basbayağı "insanlar" imiş. Zira ayette akıllı varlıklar için kullanılan “ellezine” zamiri geliyor. Demek ki müşrikler de, Allah Rasulü'nü putlarıyla değil kendisinde ilahi güç vehmettikleri kimselerle korkutuyorlarını öğreniyoruz.
Yarıp çıkaran, varlık ağacının tohumunu eken, o tohumu yararak içinden varlık ağacını meydana getiren, bir işin içindeki potansiyeli bilfiil ortaya koyan, bu işte eşsiz ve benzersiz, mutlak ve sonsuz olan demektir.
95. Şüphesiz ki Allah; tohumu ve çekirdeği yarandır (çatlatandır).(Böylece) ölüden diriyi çıkarır; diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!
96. O, sabahı da yarandır (aydınlatandır).Geceyi dinlenme zamanı, Güneş’i ve Ay’ı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, güçlü ve bilen (Allah)’ın ölçüsüdür.
Kişiye yaptığının acısını tattırma özelliğine sahip zat manasına gelir.
22. Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir ki! Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcılarız.
41. Biz seni onlardan alıp götürsek de şüphesiz ki onlardan intikam alırız.
16. (Fakat) biz büyük bir darbe vuracağımız gün şüphesiz ki biz intikam alıcıyız.
Allah'ın intikamı, kulların intikamıyla asla karıştırılmamalıdır. Allah kimsenin yaptığından zarar görmez ki, öç alsın. Allah'ın intikamı, Allah'ın kulları üzerindeki hakkından daha çok, kulların birbirleri üzerindeki hakları konusunda tecelli eder. Kur'an inkar edene, nifak içinde olana, namaz kılmayana, oruç tutmayana dünyevi bir ceza kesmez. Fakat cinayet işleyene, zina yapana dünyevi bir ceza keser.
Allah'ın intikamı, zalimleri yaptıklan zulümde boğmasıdır. Nemrut'a karşı Hz. ibrahim Allah'ın intikamıdır. Firavun'a karşı Hz. Musa Allah'ın intikamıdır. Allah haddini aşan Nuh kavmine yaptıklarının acısını tufan ile tattırmıştır. Ayru şekilde Firavun ve kavmini suya gark etmesi de, onlara yaptıklarının acısını tattırmasıdır.
Ayrıca insanın insana yaptığı zulüm ve vahşeti başka hiçbir canlı yapmamıştır. İnsan ağır acıları yine kendi türü olan insanın elinden çekmiştir. Bu yüzden cennet bedava olmadığı gibi cehennem de lüzumsuz değildir. Bu O'nun yüce hakkaniyeti gereğidir. Hakkaniyet, hakikati inkar edenle onu tasdik edene aynı muameleyi yapmamaktır. Allah’ın ödül ve ceza vaadi haktır. Şüphesiz Allah’ın rahmeti herşeyi kuşattığı gibi intikamını da kuşatmıştır. Buna rağmen insan, Allah’ın bu özelliğini de bilmelidir. Bilmelidir ki kimse yaptığının yanına kar kalacağını sanmasın.
Merhametin sonsuz membaı olan Allah, intikamını ifade eden bir ismi zatına doğrudan isim olarak almayı istememiştir. İntikam ile zatı arasına mesafe koymuştur. Bu mesafe Zu'ntikam kalıbında zu (sahibi) edatı ile temsil edilir. Zira isimler sabitlik ve devam ifade eder. Oysaki Allah’ın isteği intikamın sabit ve devamlı olmaması yönündedir. Bununla birlikte Muntekim ismi mutlak değil sadece belirli olay, yer ve zamanda tecelli eden mukayyet bir isimdir. Üstelik, isim olma etkisini daha da hafifleten Muntekimun şeklinde, çogul olarak gelir.
Sevk edip gönderen, eşsiz benzersiz gönderici, dilediği şeyi dilediği istikamete yönlendiren demektir.
45. (Oysa) biz nice nesiller var etmiştik de onların üzerinden uzun zaman geçmişti. Sen ayetlerimizi kendilerine tilavet etmek (okuyup aktarmak) üzere Medyen halkı arasında oturmuş da değildin. Ancak bütün elçileri gönderen bizdik.
4-6. Katımızdan (verilen bir) emir olarak doğru hüküm içeren her iş onda (o gecede) ayrıntılı olarak ortaya konulur. Rabbinin merhameti gereği (peygamberler) gönderici olan da elbette biziz. Şüphesiz ki O -evet O- duyandır, bilendir.
İnsanları kendilerine zarar verecek konularda zaman zaman uyaran demektir.
2. Apaçık Kitaba yemin olsun ki
3. Biz onu (Kur’an’ı) bereketli bir gecede indir(meye başla)dık. Şüphesiz ki biz uyarıcıyız.
Mutlak doğru, eşsiz ve benzersiz dürüst, sözü, işi ve vaadi hep doğru olan demektir.
146. Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kılmıştık. Sırtlarının veya bağırsaklarının taşıdığı ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere, sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara (haram kılmıştık). Bu (durum), haksızlıkları yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Şüphesiz ki biz elbette doğru söyleyenleriz.
Kuluna kefil olan, kulları tarafından kefil kılınan, mutlak teminat veren ve teminatların en yükseği kendi adına verilen, sorumluluk yüklenen ve yükleyen demektir.
91. Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’ın sözünü yerine getirin ve Allah’ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın! Şüphesiz ki Allah yapmakta olduğunuz şeyleri bilir.
Ayette "Allah Kefil'dir" gibi doğrudan değil, dolaylı yoldan kullarının fiili olarak Allah'a isnat edilmiştir.
Allah için kullanılan Kaim, mecazi anlam taşır. Allah mutlak ve sonsuz sabittir. Daima işinin başında, işini eksiksiz görüp gözeten, asla ihmal etmeyen, sürekli işinin başında olan anlamı taşır.
33. Herkesin kazandığının başında duran (onları gözetleyen kişi, hiç böyle yapamayan kişi gibi olur) mu! (Buna rağmen) onlar Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onlara isim verin (onlar neciymiş bakalım)! Yoksa siz O’na (Allah’a) yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi bildiriyorsunuz? Veya boş laf mı ediyorsunuz?” Doğrusu kâfir olanlara hileleri süslü gösterildi ve onlar (doğru) yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa, artık) ona hiçbir yol gösteren olamaz.