Hayrın kaynağı, zatı mutlak hayır olan, hayrı eşsiz ve benzersiz olan demektir.
73. Hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için şüphesiz ki Rabbimize iman ettik (O'na güvendik).” Allah hayırlı olandır; (ödülü ve azabı) daha kalıcıdır.
Tamlama şeklinde de aşağıdaki formlarda bulunmaktadır.
150. (Oysa) Allah sizin mevlanız (efendiniz)dir. O, yardımcıların en hayırlısıdır.
54. Onlar (yahudiler) tuzak kurdu. Allah da (buna karşı) tuzak kurdu.
Allah tuzak kuranların (tuzakları boşa çıkaranların) en hayırlısıdır.
Burada edebi sanatlardan biri olan "müşakele" sanatı vardır.(yemeğini yemezsen dayak yersin cümlesindeki yemek kelimesinin ard arda kullanılması ama ilk kullanımda gerçek mana, 2. kullanımının ilk kullanımdan farklı manada mecazi olması sanatıdır.) Onun için bu ayetin ikinci cümlesi "Allah da onların tuzağını bozdu" diye anlaşılır. Yani Allah'ın tuzağı kullarınkine benzemez. Allah kuluna tuzak kuruyorsa, bu onun ancak hayrınadır. Mesela müminlere düşmanlık besleyen biri şeytani bir zeka ile onlara tuzak kursa, Allah da ona mukabil bir tuzak kurarak onun tuzağını boşa çıkarsa, Allah'ın bu mukabil tuzağı tuzak kuran o şeytani zeka sahibi için hayır mıdır, şer midir? Elbette ancak hayırdır. Zira Allah böyle yapmakla onun kötülüğüne mani olmuş veya kötülüğünü azaltmıştır. Bir kötünün kötülüğüne mani olmak, onun ahiretine yardım etmektir. Bu onun için ancak hayırdır.
114. Meryem oğlu İsa şöyle dua etmişti: “Ey Allah’ım! Rabbimiz! Bize hem bizim için hem de öncekilerimiz ve sonrakilerimiz için bir bayram ve senden bir delil olacak şekilde gökten bir sofra indir! Bizi rızıklandır! Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.”
57. De ki: “Şüphesiz ki ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanmaktayım; siz ise onu yalanladınız. Acele gelmesini istediğiniz (gün)benim yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O gerçeği anlatır ve O doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”
87. İçinizden bir grup benimle gönderilene inanır, bir grup da inanmazsa, Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredip bekleyin! O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”
89. Allah bizi o (yanlış inanış)tan kurtardıktan sonra sizin dininize dönersek Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi hariç, ona (Medyenlilerin dinine) dönmemiz mümkün değildir. Rabbimiz ilim bakımından her şeyi kapsamıştır. Biz yalnızca Allah’a güvendik! Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmü (sen) ver! Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.”
155. Musa, belirlediğimiz zaman için kavminden yetmiş adam seçmişti. Kendilerini o müthiş deprem yakalamış ve (Musa) şöyle demişti: “Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helak edebilirdin.İçimizden bazı beyinsizlerin işlediği şeyler yüzünden hepimizi mi helak edeceksin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini (layık olanı) sapkınlıkta bırakırsın; dilediğini (layık olanı) doğru yola ulaştırırsın. Sen bizim dostumuzsun (sahibimizsin); bizi bağışla ve bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın.
44. İşte burada yardım ve dostluk gerçek olan Allah’a aittir. O sevap bakımından hayırlı olandır; son bakımından(akıbet belirlemede) da hayırlı olandır.
89. Zekeriya’yı da (an)! Hani o, Rabbine şöyle seslenmişti: “Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen vârislerin en hayırlısısın.”
29. De ki: “Rabbim! Beni bereketli bir yere indir! Sen (insanları uygun bir yere) indirenlerin(maksada ulaştıranların) en hayırlısısın.”
109. Şüphesiz ki kullarımdan bir grup, ‘Rabbimiz! İman ettik, bizi affet; bize merhamet et! Sen merhametlilerin en hayırlısısın’ demişti.
Allah hayrın kaynağıdır.
26. De ki: “Ey mülkün (otoritenin) gerçek sahibi (olan) Allah’ım! Sen dilediğine mülk (otorite) verirsin ve dilediğinden mülkü (otoriteyi) geri alırsın. Dilediğini yükseltirsin; dilediğini de alçaltırsın. (Bütün) iyilik yalnızca senin elindedir. Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin.
Eşsiz iyi, sonsuz iyilik sahibi, vaat ettiği iyiliği hep tutan, sonsuz ve mutlak erdemin eşsiz ve benzersiz kaynağı olan demektir.
26. Demiş (olacak)lar ki: “Daha önce biz, ailemiz için de (ailemiz içindeyken de azaptan) korkardık.
27. Allah bize lütfetti de bizi kavurucu azaptan korudu.
28. Şüphesiz ki biz bundan önce (dünyada) O’na yalvarıyorduk. Şüphesiz ki yalnızca O çok iyilik edendir; çok merhametlidir.”
Çok şefkatli, şefkati eşsiz ve benzersiz olan demektir.
7. (O hayvanlar) yüklerinizi, (büyük) güçlüklere katlanmadan ulaşamayacağınız şehir(ler)e taşırlar.
Şüphesiz ki Rabbiniz elbette çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
47. Veya (Allah’ın) kendilerini bir korkuyla yakalamasından (güvende midirler?) Şüphesiz ki Rabbin elbette çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
65. Görmedin mi Allah yerdeki her şeyi ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize vermiştir. Göğü de kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korumaktadır. Şüphesiz ki Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
207. İnsanlardan öylesi de var ki Allah’ın rızasını kazanmak için kendini (servetini) satar (feda eder). Allah kullara çok şefkatlidir.
143. İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Elçinin de size şahit olması için sizi dengeli bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun (kıble edindiğin Kâbe’yi) biz ancak Elçi'ye uyanı, topukları üzerinde geri dönenden bil(dir)memiz (ayırıp ortaya çıkarmamız) için kıble yaptık. Bu, Allah’ın doğru yola ulaştırdıklarından başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
9. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna (Elçiye) apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz ki Allah size çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
20. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah çok şefkatli, çok merhametli olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!
30. Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulacağı (o) günde (insan), işlediği kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunmasını içtenlikle dileyecektir. Allah kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullara çok şefkatlidir.
10. Bunların arkasından gelenler şöyle dua ederler: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş (bizden önce iman etmiş) kardeşlerimizi bağışla! İman edenlere kalplerimizde hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatlisin; çok merhametlisin!"
117. Şüphesiz ki Allah içlerinden bir grubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamber’in ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerin ve ensarın tevbesini kabul etmiştir. (Daha) sonra da onların tevbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz ki O, onlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Eşsiz benzersiz besleyici, hayatı idame ettirici, hayatın azığını var eden, tüm besin zincirinin tek yaratıcısı, her yarattığının gıdasını da yaratan demektir.
85. Kim güzel bir şekilde şefaat (iyi bir işe öncülük) ederse onun o işten bir payı olur. Kim de kötü bir şekilde şefaat (kötü bir işe öncülük) ederse onun da ondan bir yükü (payı) olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.
Maddi manevi, dünyevi uhrevi her çeşit rızkı daima ve bolca veren, yarattığı rızkı yarattıklarına sürekli ve kesintisiz paylaştıran, rızık vermede mükemmel olan demektir.
58. Şüphesiz ki yalnızca Allah gerçek rızık verendir, kuvvet sahibidir, güçlüdür.
Eşsiz benzersiz açan, kördüğüm olmuş davaları hakkaniyetle hükme bağlayarak çözendir, başta rahmet kapıları, tüm kapalı kapıları her tür açan demektir.
24. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık veriyor?” De ki: “Allah! Biz veya siz (ikimizden biri) doğru yol üzerindedir veya apaçık bir sapkınlık içindedir.”
25. De ki: “Bizim işlediğimiz suçtan size sorulmayacak; biz de sizin işlediğiniz (suç)tan sorulmayacağız.”
26. De ki: “Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile (adaletle) hükmedecektir. O, (hükmü) apaçık (adil) verendir, bilendir.”
Allah'ın insanlar arasındaki inanç ihtilafları hakkında son sözü söyleyen ve son hükmü veren merci olacağını dile getirmektedir.
Eşsiz ve benzersiz toparlayıcı, varlığı derleyip toparlayan, hesap günü insanları bir araya toplayan demektir.
9. Rabbimiz! Kendisinde şüphe olmayan bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin.” Şüphesiz ki Allah sözünden dönmez.
140. (Allah) Kitapta size şöyle (bir hüküm) indirmiştir: “Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve/veya onlarla alay edildiğini duyduğunuz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya kadar onlarla birlikte oturmayın! (Aksi takdirde) şüphesiz ki siz de onlar gibi olursunuz. Şüphesiz ki Allah münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.”