EL-HABİR

 

Her şeyin iç yüzünü haber alan ve her şey hakkında haber veren anlamındadır. Habir insanların akıl ve duyular yoluyla bilemediklerini de bilen manasına gelir. Hiçbir şey gizli kalmayacak şekilde bilen, hareket eden her zerreden bile haberdar olan, kendisinden hiçbir bilgi saklanamayan, bilgi nesnesinin en gizli saklısına haberdar olan manasına gelir.

 

Basir ile birlikte 5 kez gelir.

Fâtır 31. Ayet

31. Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden önceki (kitapların aslı)nı doğrulayan gerçektir. Şüphesiz ki Allah kullarından haberdardır, görendir.

 

Latif ile 5 kez gelir.

Mülk 14. Ayet

14. Yaratan bilmez mi hiç! O derin bilgi sahibidir, (her şeyden) haberdardır.

 

Hakim ile 3 kez gelir.

En‘âm 18. Ayet

18. O, kullarının üzerinde (her türlü güce sahip)tir. O, doğru hüküm verendir, haberdardır.

 

Alim ile 4 yerde gelir.

Lokmân 34. Ayet

34. Şüphesiz ki o (Son) Saat’in bilgisi yalnızca Allah’ın katındadır.Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.

 

 

 

EL-ALÎM

 

Her şeyi, her durumda, gerek zamansız ve mekânsız, gerekse her zaman ve mekanda, eşsiz ve benzersiz biçimde mükemmel bilen demektir.

 

Hakim ismiyle 36 yerde gelir.

İnsân 30. Ayet

30. (Böyle yaparsanız) Allah’ın dilediğinden başkasını dilememiş olursunuz. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

 

Semi ismiyle 31 yerde gelmiştir.

Âl-i İmrân 35. Ayet

35. İmran’ın hanımı şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini özgür olarak sana adadım. (Bunu) benden kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen duyansın; bilensin.”

 

Allah’ın sınırsızlığını ifad eden Vasi ismiyle 7 yerde gelir.

Bakara 115. Ayet

115. Doğu da batı da yalnızca Allah’a aittir. Nereye yönelirseniz Allah’ın yüzü (rızası) oradadır. Şüphesiz ki Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

 

Aziz ismiyle 6 yerde gelir.

Yâsîn 38. Ayet

38. Güneş, kendisi için belirlenmiş yerde akar. İşte bu, güçlü, bilen (Allah)’ın ölçüsüdür.

 

Habir ismiyle 4 yerde gelir.

Lokmân 34. Ayet

34. Şüphesiz ki o (Son) Saat’in bilgisi yalnızca Allah’ın katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.

 

Kadir ismiyle 4 yerde gelir.

Fâtır 44. Ayet

44. Kendilerinden çok daha güçlü olan öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek için yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? Göklerde de yerde de Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz ki O bilendir, gücü yetendir.

 

Halim ismiyle 3 yerde gelir.

Hacc 59. Ayet

59. (Allah) onları, memnun kalacakları bir yere elbette yerleştirecektir. Şüphesiz ki Allah bilendir, hoşgörülüdür.

 

Şakir ismiyle 2 yerde gelir.

Nisâ 147. Ayet 

147. Siz şükredip iman ederseniz, Allah size neden azap etsin ki! Allah şükre çok karşılık verendir, bilendir.

 

Hallak ismiyle tek yerde gelir.

Hicr 86. Ayet

86. Şüphesiz ki Rabbin her çeşit yaratandır, bilendir.

 

 

 

ES-SEMÎ

 

Es-Semî, her şeyi, her durumda, her bakımdan işiten, duyma yeteneği her türlü beşeri duyu ve bilincin ötesinde olan, duymak için hiçbir organa, alete, edevata ihtiyaç; duymayan, duymasının alt ve üst sınırı olmayan özne demektir.

 

İbrâhîm 39. Ayet

39. İhtiyar hâlimde bana İsmail’i ve İshak’ı lütfeden Allah’a hamdolsun! Şüphesiz ki Rabbim elbette duayı duyandır.

 

Âl-i İmrân 38. Ayet

38. Zekeriya orada Rabbine dua etmiş ve şöyle demişti: “Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil ver! Şüphesiz ki sen duayı duyansın.”

 

Alim ismiyle birlikte 32 yerde gelir.

A‘râf 200. Ayet

200. Sana şeytandan bir kışkırtma gelirse hemen Allah’a sığın! Şüphesiz ki O duyandır, bilendir.

 

Tevbe 103. Ayet

103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizlersin, onları arındırırsın. Onlara salât et (destek ol)! Şüphesiz ki senin salâtın (desteğin) onlar için huzur ve güven (kaynağı)dır. Allah duyandır, bilendir.

 

Enfâl 42. Ayet

42. Hani (Bedir Savaşı'nda) siz vadinin yakın kenarında (Medine tarafında)ydınız; onlar da uzak kenarında (Mekke tarafında)ydılar. Kervan ise sizden daha aşağıda (sahilde)ydi. (Savaş için) sözleşmiş olsaydınız, zaman hakkında anlaşmazlığa düşerdiniz. Fakat Allah, yapılması (gerekli) olan işi yerine getirmesi, helak olanın apaçık bir delille helak olması ve yaşayanın da apaçık bir delille yaşaması için (böyle yapmıştı). Şüphesiz ki Allah duyandır, bilendir.

 

10 yerde Basir ismiyle birlikte gelir.

İsrâ 1. Ayet

1. Bir gece, kendisine delillerimizden gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya (en uzak mescide) yürüten Allah yücedir. Şüphesiz ki sadece O duyandır, görendir.

 

Peygamber de dahil hiçbir kul ne her şeyi işitebilir, ne de her şeyi gorebilir. Her şeyi işiten ve her şeyi gören sadece Allah’tır.

 

Lokmân 28. Ayet

28. Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz ancak tek bir kişinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir.

Şüphesiz ki Allah duyandır, görendir.

 

Mü'min 20. Ayet

20. Allah adaletle hükmedecektir. O’nun peşi sıra yalvardıkları ise hiçbir şeyde asla hükmedemezler. Şüphesiz ki yalnızca Allah gerçek duyandır, görendir.

 

Şûrâ 11. Ayet

11. O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır; bu (düzen)de sizi (çoğaltıp) yaymaktadır. Hiçbir şey, O’nun benzeri gibi bile olamaz. O duyandır, görendir.

 

Karib(kuluna herşeyden yakın olan) ismiyle 1 kere gelir.

Sebe'50. Ayet

50. De ki: “(Gerçeklerden) saparsam, sadece kendi aleyhime sapmış olurum. Doğru yolu bulursam bu da Rabbimin bana vahyettiği (Kur’an) sayesindedir. Şüphesiz ki O duyandır, yakındır.”

 

 

EL-LATÎF

 

Nezaketle lütfeden, lütfunda latif olan, lütfunu zarafetle yapan mutlak ve sonsuz, eşsiz ve benzersiz lütuf sahibi demektir.

 

Mülk 14. Ayet

14. Yaratan bilmez mi hiç! O derin bilgi sahibidir, (her şeyden) haberdardır.

 

Hacc 63. Ayet

63. Allah’ın, gökten su indirmekte olduğunu ve (böylece) yerin yeşerdiğini görmüyor musun?

Şüphesiz ki Allah çok lütufkârdır, haberdardır.

 

En‘âm 103. Ayet

103. Gözler O’nu idrak edemez (göremez); (oysa) O, gözleri idrak eder (görür). O derin bilgi sahibidir, (her şeyden) haberdardır.

 

Yûsuf 100. Ayet

100. Ana babasını tahtın(ın) üstüne çıkartıp oturtmuş ve hepsi onun için (ona kavuştukları için Allah’a) secde etmişlerdi. (Yusuf) şöyle demişti: “Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Elbette Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, Rabbim beni hapisten çıkararak ve sizi çölden getirerek bana (çok şey) lütfetti. Şüphesiz ki Rabbim dilediği şeyi çok ince düzenleyendir. Şüphesiz ki yalnızca O bilendir, doğru hüküm verendir.

 

Şûrâ 19. Ayet

19. Allah kullarına cömerttir; dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür.

 

Lokmân 16. Ayet

16. (Lokman şöyle demişti:) “Ey yavrucuğum! Yaptığın (iyi veya kötü her) iş, bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu bir kayanın içinde veya göklerde veya yerin derinliklerinde bulunsa yine de Allah onu (karşına) getirir. Şüphesiz ki Allah (detaylarıyla) bilendir, haberdardır.

 

Ahzâb 34. Ayet

34. Evlerinizde tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti (doğru hükümleri) hatırlayın! Şüphesiz ki Allah en ince işleri görüp bilendir, haberdardır.

 

 

 

EŞ-ŞEHÎD

 

Her şeye şahit olan, tanıklığı mutlak ve sınırsız olan, eşsiz ve benzersiz tanıklık yapan demektir.

 

Burûc 9. Ayet

9. O ki göklerin ve yerin otoritesi kendisine aittir. Allah her şeye şahittir.

 

En‘âm 19. Ayet

19. De ki: “Hangi şey şahitlik bakımından en büyüktür?" De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.

Bu Kur’an, bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz Allah ile birlikte başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?” De ki: “Ben buna şahitlik etmem.” De ki: “O, yalnızca tek bir ilahtır; ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden elbette uzağım.”

 

Fussilet 53. Ayet

53. Onlara ufuklardaki ve kendi nefislerindeki delillerimizi ileride göstereceğiz ki onun (Kur’an’ın) gerçekliği onlara apaçık olsun. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi!

 

İsrâ 96. Ayet

96. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, görendir.”

 

Yûnus 46. Ayet

46. Ya onları uyardığımız şeylerin bir kısmını sana gösteririz ya da seni vefat ettiririz. Dönüşleri sadece bizedir. Sonra Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.

 

Âl-i İmrân 98. Ayet

98. De ki: “Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınıza şahitken, Allah’ın ayetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?”

 

‘Ankebût 52. Ayet

52. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Göklerde ve yerde ne varsa (hepsini) bilir.” Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler (var ya), işte onlar kaybedenlerin ta kendileridir.

 

 

 

EL-MUCÎB

 

Dualara icabet eden, çağrılara cevap veren, dileyeni/dilediğini arzusuna ulaştıran mutlak ve sonsuz, eşsiz ve benzersiz olan demektir.

 

Hûd 61. Ayet

61. Semûd (kavmine) de kardeşleri Salih’i (göndermiştik). “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. O sizi yerden (topraktan) yaratmış ve sizi orada yaşatmıştı. O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tevbe edin! Şüphesiz ki Rabbim (kullarına) yakındır; (dualarına) karşılık verendir.” demişti.

 

Sâffât 75. Ayet

75. Yemin olsun ki Nuh, bize yalvarıp yakarmıştı. Biz duayı ne güzel kabul edeniz!