EL-BASÎR

 

 

EI-Basîr, her şeyi, her durumda, tüm boyutlarıyla, eşsiz ve benzersiz biçimde, mükemmel bir görüşle gören demektir. Basîr olan Allah, görmek için göz dahil hiçbir görme aracına ihtiyaç duymaz. O'nun görmesi insan tarafından asla kavranamaz.

 

Kur’an’da 42 yerde geçmektedir.

 

Teğâbun 2. Ayet

2. Sizi yaratan O’dur. Kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı görendir.

 

Âl-i İmrân 15. Ayet

15. De ki: “Bunlardan hayırlısını size bildireyim mi? Takvâlı (duyarlı) olanlar için Rablerinin katında, altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah kulları(nı) görendir.”

 

Mülk 19. Ayet

19. Üzerlerinde kanat çırparak uçan kuşları düşünmediler mi? Onları Rahmân’dan başkası (havada) tutamaz. Şüphesiz ki O her şeyi görendir.

 

Habir ismiyle birlikte gelir. Herşeyden haberdar olan anlamındadır.

 

Şûrâ 27. Ayet

27. Allah kullarına rızkı bolca verseydi elbette yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, görendir.

 

İsrâ 30. Ayet

30. Şüphesiz ki Rabbin, rızkı dilediğine (layık olana) açarak (bol) da verebilir, kısarak (dar) da. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) görendir.

 

Semi ismiyle birlikte gelir. Herşeyi duyan anlamındadır.

 

Nisâ 134. Ayet

134. Kim dünya sevabını (ödülünü) isterse (bilsin ki) dünyanın da ahiretin de sevabı (ödülü) yalnızca Allah katındadır. Allah duyandır, görendir.

 

Nisâ 58. Ayet

58. Şüphesiz ki Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emretmektedir. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz ki Allah duyandır, görendir.

 

 

 

EL-MUHÎT

 

 

Muhit, Allah'ın sonsuz, mutlak, eşsiz ve benzersiz kuşatıcılığını ifade eder. Allah ilim ve kudretiyle, irade ve hikmetiyle, rahmet ve mağfiretiyle her şeyi kuşatır. Hiçbir şey hiçbir yönüyle O'nun ilim ve kudreti haricinde değildir. Onun kuşatmasını yaracak hiç bir güç yoktur. Hiçbir şey O'ndan kaçıp kurtulamaz. Hiçbir akıllı ve iradeli varlık O'nu atlatamaz.

 

Fussilet 54. Ayet

54. Dikkat edin! Onlar, Rableriyle karşılaşma konusunda şüphe içindedir. Dikkat edin! Şüphesiz ki O her şeyi kuşatıcıdır.

 

Nisâ 126. Ayet

126. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah’a aittir. Allah her şeyi çepeçevre kuşatandır.

 

Burûc 20. Ayet

19. Doğrusu, kâfir olanlar bir yalanlama içindedir.

20. (Fakat) Allah onları arkalarından kuşatandır.

 

Hûd 92. Ayet

92. (Şuayb ise onlara) şöyle demişti: “Ey kavmim! Size göre benim kabilem, Allah’tan daha mı güçlü ki O’nu arkanıza atıp unuttunuz. Şüphesiz ki Rabbim, yapmakta olduklarınızı kuşatıcıdır.

 

Enfâl 47. Ayet

47. Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (insanları) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (saldıran kâfirler) gibi olmayın! Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

 

 

EL-VÂSİ’

 

 

Her şeyi kuşatan, hiçbir şey tarafından kuşatılamayan, kapasitesi sonsuz olan, imkanları genişleten demektir.

 

Bakara 115. Ayet

115. Doğu da batı da yalnızca Allah’a aittir. Nereye yönelirseniz Allah’ın yüzü (rızası) oradadır. Şüphesiz ki Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

 

Bakara 247. Ayet

247. Peygamberleri onlara “Elbette Allah, Talut’u size hükümdar olarak gönderdi (görevlendirdi)” deyince, onlar “Biz hükümdarlığa daha layık olduğumuz hâlde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken, nasıl o bize hükümdar olur?” demişlerdi. (O peygamber) şöyle demişti: “Allah onu sizin üzerinize seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah, hükümdarlığı dilediğine (layık olana) verir. Allah, (imkânları) geniş olandır, bilendir.”

 

Bakara 261. Ayet

261. Mallarını Allah yolunda infak edenlerin (verenlerin) örneği, yedi başak bitiren bir tohum tanesi gibidir ki her başakta yüz tane (ürün) vardır. Allah dilediğine (layık olana) kat kat (fazlasını) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

 

Bakara 268. Ayet

268. Şeytan size fakirlik vadeder (sizi fakirlikle korkutur) ve size cimriliği emreder (teşvik eder).

Allah ise katından size bir bağışlanma ve bir lütuf vadeder. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

 

Âl-i İmrân 73. Ayet

73. Sizin dininize uyanlardan başka kimseye de inanmayın!” (Onlara) de ki: “Şüphesiz ki (gerçek) rehberlik, Allah’ın rehberliğidir. Birine size verilenin benzerinin verilmesinden dolayı veya Rabbinizin huzurunda (aleyhinize) deliller getirecekleri için mi (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Şüphesiz ki lütuf, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine (layık olana) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

 

Mâide 54. Ayet

54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilsin ki) Allah kendilerini sevdiği, onların da O’nu (Allah’ı) sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, (ayrıca) Allah yolunda cihad eden (fedakârlık yapan) ve kınayanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirecektir. Bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine (layık olana) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

 

Nûr 32. Ayet

32. İçinizden bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden (durumu evlenmeye) elverişli olanları evlendirin! Fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

 

Nisâ 130. Ayet

130. (Eşler birbirlerinden) ayrılırlarsa, Allah bol nimetinden her birini zenginleştirir. Allah imkânı geniş olandır, doğru hüküm verendir.

 

 

ER-RAKÎB

 

 

Rakîb ismi her an ve her durumda gözetleyen, takip eden, her hal ve hareketini gözetleme yoluyla tespit edip kontrol altında tutan, yarattıklarından bir an bile gafil olmayan, eşsiz ve benzersiz gözetleyici demektir.

 

Nisâ 1. Ayet

1. Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten (candan/cevherden) yaratan, eşini de ondan yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Kendisiyle ilgili birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a ve yakınlara karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah, üzerinizde gözetleyicidir. (RAKÎB).

 

İnsana takvayı bu ayette 2 kere emreden Allah, bu emrin yerine getirilip getirilmediğini Rakib ismiyle denetlemektedir. “Korunmak” anlamındaki takvâ kelimesi, “kötülüklerden korunabilme özelliği”dir. Sorumluluğunu bilen ve öyle davranan, günahlardan korunan, hassas ve bilinçli kişiye de muttakî denir.

 

Avukatsınız. Bir dava aldınız. Aldığınız davada müvekkilinizden aldığınız paranın hatırını mı, yoksa adaletin ve hakikatin tecellisinin hatırını mı gözettiğinizi, ancak Rakib olan Allah bilir. İnsan Allah’ın Rakib ismiyle kendisini gözetime aldığını unutmamalı ve nefsine uymayıp takvaya uygun davranış sergilemelidir.

 

Ahzâb 52. Ayet

52. Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen de sağ elinin sahip oldukları (mevcut eşlerin) hariç, güzellikleri senin hoşuna gitse bile bunların yerine başka eşler alman da sana helal değildir. Allah her şeyi gözetleyicidir(RAKÎB).

 

Peygamberimize bir daha evliliği yasaklayan Ahzab 52. ayette Rakib isminin geçmesi, Rabbimizin Nebisine "Dikkat et, gözüm üzerinde" mesajı olarak algılanmalıdır. Bu da gösteriyor ki, Rakib olan Allah, Elçisini bile ilahi gözetim dışında bırakmamaktadır.

 

Mâide 117. Ayet

117. “Ben onlara, yalnızca senin bana emrettiğin (şu esası) söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin!’ İçlerinde olduğum sürece kendilerine şahittim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici(RAKÎB) yalnız sen oldun. Sen her şeye şahitsin.

 

Peygamber şahittir ama gözetleyici değildir. Şahitlik tanıklıktır. Fakat Allah’ın Rakip ismiyle ortaya konmak istenen gözetleyiciliğin salt yapılanlara tanıklık edilmesi anlamında olmadığı bu ayetle ortaya konmuştur.

 

 

EL-KARÎB

 

Karîb ismi çok yakın, yakınlıkta sınır tanımayan, yakın olma eyleminde eşsiz benzersiz olan demektir.

 

Hûd 61. Ayet

61. Semûd (kavmine) de kardeşleri Salih’i (göndermiştik). “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. O sizi yerden (topraktan) yaratmış ve sizi orada yaşatmıştı. O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tevbe edin! Şüphesiz ki Rabbim (kullarına) yakındır; (dualarına) karşılık verendir.” demişti.

 

Sebe' 50. Ayet

50. De ki: “(Gerçeklerden) saparsam, sadece kendi aleyhime sapmış olurum. Doğru yolu bulursam bu da Rabbimin bana vahyettiği (Kur’an) sayesindedir. Şüphesiz ki O duyandır, yakındır.”

 

Bakara 186. Ayet

186. Kullarım sana benden sorduğunda (onlara de ki): “Ben (kendilerine) çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin çağrısına cevap veririm. (Kullarım) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler!”

 

 

 

EL-VÂRİS

 

Mutlak ve sonsuz varis, tüm varisler yok olduktan sonra varlığın mirası sadece zatına kalacak olan, eşsiz ve benzersiz mirasçı demektir.

 

Kasas 58. Ayet

58. Biz refahından şımarmış nice şehri helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içinde az oturulabilen evleri! Onlara biz mirasçı olmuşuzdur.

 

Hicr 23. Ayet

23. Dirilten de öldüren de elbette biziz! Her şeye vâris olan biziz.

 

Enbiyâ 89. Ayet

89. Zekeriya’yı da (an)! Hani o, Rabbine şöyle seslenmişti: “Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen vârislerin en hayırlısısın.”