EI-'Aziz, çok şerefli ve hep değerli olan, mükemmel, en yüce izzet ve şerefin sahibi alan otorite demektir. Sahibinin üstünlükte eşi ve benzeri bulunmadığını ifade eder.
Buna göre benzeri nâdir bulunan; kendisine şiddetli bir şekilde ihtiyaç duyulan; erişilmesi, elde edilmesi ve bilinmesi zor olan önemli şeye azîz denilir. Nâdir bulunmanın, yani varlığı az olmanın kemâl noktası “bir” olmaktır. Zira “bir”den daha azı yoktur. Bir şeyin bir olması benzerinin varlığının imkânsız olması demektir. Bu da ancak Allah’tır. Kendisine ihtiyaç duyulmanın kemâl noktası ise her şeyin her konuda; varlığa gelmede ve varlığını devam ettirmede kendisine ihtiyaç duymasıdır. Böyle bir kemâle ise sadece Allah sahiptir. Erişilmesi zor olmanın kemâl noktası ise aslını kuşatma açısından kendisine ulaşılmanın, diğer bir deyişle hakkıyla bilinmesinin imkânsız olmasıdır. Böyle bir kemâle de sadece Allah sahiptir. Zira Allah’ı ancak kendisi bilir. Dolayısıyla Azîz isminin kendisinde topladığı bu vasıfların kemâline sadece Allah sahip olduğu için mutlak Azîz de sadece O’dur.
Aziz ismi Kur’an’da 88 yerde gelmektedir. Fakat bunların hiçbirinde yalnız başına kullanılmamıştır.
Hakim ismiyle beraber 46 yerde kullanılmıştır:
Allah çok üstün ve pek değerlidir, sonsuz izzet ve sınırsız şerefin kaynağıdır, fakat kaynağı olduğu bu izzet ve şereften kullarına pay verirken hikmetli davranır.
129. Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine tilavet edecek (okuyup aktaracak), onlara Kitap ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) öğretecek, onları arındıracak bir elçi gönder! Şüphesiz ki yalnızca sen güçlü olansın; doğru hüküm verensin.”
Rahim ismiyle 13 yerde gelmektedir.
O çok üstündür, üstünlüğü sonsuz ve mutlaktır. Fakat böylesine üstün olmasına rağmen yine de kullarından rahmetini esirgemez. Üstün olduğu kadar da rahmet ve merhamet sahibidir.
7. Yerde her değerli çiftten nice (bitkiler) yetiştirdiğimizi hiç mi görmediler?
8. Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
9. Şüphesiz ki Rabbin güçlüdür, çok merhametlidir.
Sapanın Aziz olan Allah'a hiçbir zarar veremeyeceğine ima, Rahim ismine nispetle Rahim olan Allah'ın rahmet kapılarının ardına kadar açık olduğuna ima yapılmıştır.
Alim ismiyle 5 yerde gelir.
96. O, sabahı da yarandır (aydınlatandır). Geceyi dinlenme zamanı, Güneş’i ve Ay’ı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, güçlü ve bilen (Allah)’ın ölçüsüdür.
Kavy ismiyle 5 yerde gelir.
Allah, hem çok üstün ve şerefli, hem de güç ve kuvvet sahibidir.
66. (Kendilerine azap) emrimiz gelince, Salih’i ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle (helakten) ve o günün rezilliğinden kurtarmıştık. Şüphesiz ki Rabbin kuvvetlidir, güçlüdür.
Ğaffar ismiyle tek yerde gelir.
42. Siz beni, Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, güçlü ve çok bağışlayan olan (Allah)’a davet ediyorum.
Ğafur ismiyle 2 yerde gelir.
28. İnsanlardan, adım atan canlılardan ve dört bacaklı hayvanlardan da renkleri farklı olanlar var. Kulları içinden sadece (gerçeği) bilenler Allah’a saygı duyarlar. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, çok bağışlayandır.
Kulların hiçbiri Allah'tan saygı duymasa Allah'ın izzet ve şerefine zerre kadar zarar gelmez; zira O mutlak üstünlük sahibidir. İkinci ismin Gafur gelmesi ise, O'nun bilgi eksikliğimizden kaynaklanan hata ve kusurları bağışlayacağına delalet eder.
2. Hanginizin daha güzel davranacağınızı denemesi için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O güçlüdür, çok bağışlayandır.
Hamid ismiyle 3 yerde gelir:
8. Onlardan (müminlerden) yalnızca güçlü ve övgüye layık olan Allah’a iman etmeleri nedeniyle intikam alıyorlardı.
1-2. Elif. Lâm. Râ.
(Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani güçlü, övgüye layık, göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay hâllerine!
6. Kendilerine bilgi verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur’an’ın) gerçek olduğunu ve onun güçlü, övgüye layık olan (Allah’ın) yoluna ulaştırdığını görürler (bilirler).
Vehhab ismiyle tek yerde ve karşılık beklemeden bol bol veren anlamına gelir.
9. Yoksa güçlü, bolca veren Rabbinin merhamet hazineleri onların yanında mı?
Muktedir tek yerde ve “gücü yettiği fiilen sabit olan” anlamına gelir.
42. (Fakat) onlar da bütün ayetlerimizi yalanlamışlardı. (Bunun üzerine) biz de onları, güç ve kudretimize uygun bir şekilde yakalamıştık.
Cebbar tek yerde “Bozuk olan bir şeyi ıslah edip düzeltmek” anlamına gelir.
23. O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Hükümdardır, kutsallığın kaynağıdır, esenlik kaynağıdır, güven verendir, gözetip koruyandır, güçlüdür, istediğini yaptırabilendir, büyüklüğünü gösterendir. Allah onların ortak koştuklarından yücedir.
Ulu, ululukta mükemmel, eşsiz ve benzersiz büyük, şanı yüce, bir başka varlığın büyüyerek asla kendisine denk hale gelemeyeceği, mutlak ve sonsuz azamet sahibi demektir.
33. Şüphesiz ki o, yüce Allah’a iman etmiyordu.
Hâkka 52. Ayet, Vâkı‘a 74. Ayet, Vâkı‘a 96. Ayet
Yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt)!
4. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O’na aittir. O yücedir, büyüktür.
255. Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi yalnızca O’na aittir. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (hiç kimse) O’nun bilgisinden herhangi bir şeyi kuşatamaz. O’nun egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür.
Sonsuz ve mutlak büyük, eşsiz ve benzersiz ulu demektir. Akıllar O'nun büyüklüğünü kavramada acze düşer. O, her hangi bir varlığa kıyasla büyük olan değildir. Her tür büyüklük ölçüsünün ötesinde, hiçbir idrakin büyüklüğün sırrına eremeyeceği kadar büyük olandır.
9. Görünmeyeni de görüneni de bilendir, büyüktür, çok yücedir.
43. O (Allah) onların söylediklerinden büyük bir ululuk şeklinde yücedir ve büyüktür.
30. Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir; O’nun peşi sıra yalvardıkları ise şüphesiz ki batıldır. Şüphesiz ki Allah -evet yalnız O- yücedir, büyüktür.
23. O’nun (Allah’ın) huzurunda, izin verdiği kimseden başkasına şefaat yarar sağlamaz. Sonunda onların (iyilerin) yüreklerinden korku giderilince (melekler) “Rabbiniz ne buyurdu?” diye soracaklar, onlar (cennetlikler) de “Gerçeği!” diyeceklerdir. O, yücedir, büyüktür.
12. (Onlara şöyle denecektir:) “Tek Allah’a çağrıldığı(nız) zaman inkâr ederdiniz. O’na ortak koşulunca (buna) inanırdınız. Hüküm yüce (ve) büyük olan Allah’a aittir.”
62. Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir; O’nun peşi sıra yalvardıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah -evet yalnız O- yücedir, büyüktür.
Aşkın varlık, mutlak ve sonsuz ulu, yüceliğinin sonu bulunmayan, her türlü şuur ve kayıttan münezzeh olan yüce ve ulvi özne manasına gelir. Te'aIa fiili ise aşkın oldu, yüceldi, ulu oldu" manasına gelir.
8. Allah her dişinin neyi taşımakta olduğunu (neye gebe olduğunu), rahimlerin neyi eksilttiğini ve neyi artırdığını bilir. O’nun katında her şey bir ölçü iledir.
9. Görünmeyeni de görüneni de bilendir, büyüktür, çok yücedir.
Allah zatıyla ulaşılamaz ve aşkındır, sıfatıyla ise insana şah damarından yakındır. Allah'ın aşkınlığı bile fiilden türetilmiş bir isim olan Mute'al ile ifade ediliyorsa, bu insanın "uzak Allah" sapkınlığına düşmemesi içindir. Bu, mutlak tenzihe yol açar. Zira mutlak tenzih, hayata müdahil olmayan ve ulaşılamayan bir tanrı tasavvuruna yol açar. Bu tasavvur ise, tüm putperestliklerin çıkış noktasıdır. Uzak olana yakın olmanın yolu aracılar bulmaktan geçer. Allah ile doğrudan ve aracısız ilişki kurmak yerine dolaylı ve aracılı ilişki kurmaya kalkışmanın her türünü vahiy şirk olarak adlandırır.
Ulular ulusu, mutlak yüce, ululukta eşsiz ve benzersiz, sonsuz ve mutlak olan özne demektir.
30. Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir; O’nun peşi sıra yalvardıkları ise şüphesiz ki batıldır. Şüphesiz ki Allah -evet yalnız O- yücedir, büyüktür.
23. O’nun (Allah’ın) huzurunda, izin verdiği kimseden başkasına şefaat yarar sağlamaz. Sonunda onların (iyilerin) yüreklerinden korku giderilince (melekler) “Rabbiniz ne buyurdu?” diye soracaklar, onlar (cennetlikler) de “Gerçeği!” diyeceklerdir. O, yücedir, büyüktür.
12. (Onlara şöyle denecektir:) “Tek Allah’a çağrıldığı(nız) zaman inkâr ederdiniz. O’na ortak koşulunca (buna) inanırdınız. Hüküm yüce (ve) büyük olan Allah’a aittir.”
4. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O’na aittir. O yücedir, büyüktür.
51. Allah bir insana ancak vahiy yoluyla yani (manevi bir) perde arkasından konuşur yani bir elçi (melek) gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O çok yücedir, doğru hüküm verendir.
62. Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir; O’nun peşi sıra yalvardıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah -evet yalnız O- yücedir, büyüktür.
255. Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi yalnızca O’na aittir. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (hiç kimse) O’nun bilgisinden herhangi bir şeyi kuşatamaz. O’nun egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür.
Her şeyden üstün ve yüksek, mertebesi üstün olan, yükseklikte eşsiz ve benzersiz olan ve başkalarını da yükselten ve üstün kılan demektir.
15. (Allah) dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Kavuşma günüyle ilgili uyarmak için emri gereği kullarından dilediğine rûhu (Kur’an’ı) indirir.
Çok şanlı, eşsiz ve benzersiz şeref sahibi, özünde şerefli, işinde mükemmel, lütfunda cömert, kereminde sınırsız, şanı pek yüce olan demektir.
73. (Melekler şu) cevabı vermişlerdi: “Allah’ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! Allah’ın merhameti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O övülmeye layıktır, yücedir.”