ŞİRK HAKKINDA KISACA

 

Şirk, şirket ve müşareket, Arap dilinde mülk ve saltanatta ortaklık anlamındadır. Bir şeyin, birden fazla kişiye aidiyetine de şirk veya müşareket denmektedir.

 

Din dilinde şirk, Allah'a, yani tek olan Yaratıcı Kudret'e zatında (sayı olarak) veya tasarrufunda (yapıp-etmelerinde) ortak tanımaktır. Başka bir deyimle, şirk: "Ulûhiyetin özelliklerinden birini bir başkasına tanımaktır."

 

Bu, açık ve şuurlu olursa açık şirk (eş-şirk el-celî), örtülü ve şuursuzca olursa gizli şirk (eş-şirk el-hafî) adını almaktadır.

 

Bir de büyük ve küçük olarak da bilinir. Büyük şirk, Allah'ın ortağı olduğunu iddia etmektir ki, inkârın ve küfrün en büyüğüdür. Küçük şirk ise bazı iş ve fiilleri icra ederken Allah dışında kişilerin rızasını da hesaba katmaktır. Riyakârlık ve münafıklık bu cümledendir.

 

Kur’an temel olarak ne ateizmden söz eder ne de dinsizlikten. Mesela hayat ve ölümün Tanrı’nın değil, zamanın bir eylemi olduğunu söyleyen ‘dehrîler’ (bk. Câsiye, 24), tanrıtanımaz(ateist) değil, zamanı Tanrı’nın yerine koyanlar, daha doğrusu zamanı tanrılaştıranlardır. Kur’an, sahte ilah ve sahte dinden şikâyetçidir. İnsanoğlu, kendi anladığı Tanrı’ya inanmayana ateist, kendi anladığı dine inanmayana dinsiz demektedir. Gerçekte ne ateist vardır ne de dinsiz; sahte ilahlara kul olanlarla, sahte dine teslim olanlar vardır. Yani müşrikler vardır...

 

Kur’an okunursa görülür ki, peygamberlerin çoğunlukla mücadelesi dinsizlik veya ateizme karşı değil, sahte dine karşıdır. Peygamberlerin ve Kur’an’ın en büyük düşmanı şirktir ve şirk, dinsizlik değil, tarihin en yaman ve inatçı dinidir. Hz. Muhammed’in baş düşmanı olan Mekke oligarşisi, Hz. Muhammed ile ateizm veya dinsizlik adına değil, atalarının dini olan şirk adına savaştılar. Yani Hz. Muhammed gerçek dini egemen kılmak için sahte dine karşı savaştı. Musa’nın, İsa’nın savaşları da dinsizliğe karşı değil, sahte dine karşıydı. Hz. İsa’yı dinsizler, ateistler değil, yahudi din adamları olan hahamlar çarmıha gerdirdi.