TEVBE NEDİR? KİME TEVBE EDİLİR?

 

Tevbe, kelime anlamıyla dönmek, yönelmektir. Kur’andaki anlamıyla Allah'a yönelmek olan tevbe, Allah için kullanıldığında kulun tevbesini kabul etmek demektir. Allah'ın bir isim-sıfatı da Tevvâb yani tövbeleri çok kabul edendir, kulun sıfatı da tâib yani tövbe edendir.

 

Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât eserinden tövbe’den şöyle bahsedilmektedir.

Tevbe en güzel şekilde günâhı terk etmektir. Bu özür dilemenin en etkili yoludur. Çünkü özür dilemenin üç şekli vardır. Birincisi, özür dileyenin ben yapmadım demesidir. İkincisi, şundan dolayı yaptım demesidir. Üçüncüsü, yaptım, kötü ettim, artık ondan geri döndüm/vazgeçtim demesidir. Bunun bir dördüncüsü yoktur. İşte bu sonuncusuna tövbe adı verilmektedir. Şeriata göre tövbe kötülüğünden dolayı günâhı terk etmek, yaptığına pişman olmak, bir daha dönmeyeceğine kesin karar vermek ve düzeltilebilecek olan hareketlerini/amellerini dönüş yaparak düzeltmektir. Bu dört şart bir araya geldiğinde tövbenin şartları tamamlanmış olur.

 

Kur'an, peygamberler de dahil, hiç kimsenin bir başkası adına tövbe etmesine imkan vermez. Kur'an böylece, Cemaat/Tarikatlardaki yada Hristiyanlıktaki gibi bir kişinin başkası veya başkalarının günahını affettirmek için aracı olmasını kabul etmez. Hiç kimse bir başkasının günahını yüklenemez ve bir başkasının günahından sorumlu tutulamaz.

 

Fâtır 18. Ayet

18. Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez.(Günah) yükü ağır olan kişi, yükünü taşımaya -yakını bile olsa- (başkasını) yardıma çağırsa, yükünden hiçbir zerresi taşınamaz. Sen sadece yalnızken Rablerine saygı duyanları ve namazı kılanları uyarabilirsin. Arın(maya çalış)an kişi, sadece kendisi için arınmış olur. Dönüş yalnızca Allah’adır.

 

Böyle olunca, hiç kimse bir başkası adına tövbe edemez. Son Peygamber'e bile böyle bir hak tanınmamıştır. Yüce Allah Uhud savaşıyla ilgili ayetlerin sonunda Hz. Peygamber’e aşağıdaki ayetle hitap etmekte ve bu durumla ilgili olarak onun herhangi bir işinin, etkisinin, yetkisinin, sorumluluğunun bulunmadığını belirtmektedir.

 

Âl-i İmrân 128. Ayet

128. O konuda senin yapacağın herhangi bir şey yoktur. (Allah) ya tevbelerini kabul edip (onları affeder) ya da onlara azap eder. Şüphesiz ki onlar, zalimlerdir.

 

Aşağıdaki ayetler insanın doğrudan ve sadece Allah’a tövbe etmesinin gerekli olduğunu gösteren ayetlerdir.

 

Mâide 74. Ayet

74. (Hâlâ) bağışlanma dileyerek Allah’a tevbe etmeyecekler mi? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

 

Tahrîm 8. Ayet

8. Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a yönelin! Umulur ki Rabbiniz sizden kötülüklerinizi örter. Peygamber’i ve onunla birlikte iman edenleri rezil etmeyeceği günde Allah sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Onların ışığı önlerinden ve sağlarından koşar(ve) “Rabbimiz! Işığımızı bizim için tamamla; bizi bağışla! Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin.” derler.

 

Hûd 52. Ayet

52. Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin! Sonra da O’na tevbe edin (yönelin) ki üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin ve gücünüze güç katsın. Suç işleyerek (Allah’tan) yüz çevirmeyin!”

 

Hûd 61. Ayet

61. Semûd (kavmine) de kardeşleri Salih’i (göndermiştik). “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. O sizi yerden (topraktan) yaratmış ve sizi orada yaşatmıştı. O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tevbe edin! Şüphesiz ki Rabbim (kullarına) yakındır;(dualarına) karşılık verendir.” demişti.

 

Hûd 3. Ayet

3. (Bu kitap) Rabbinizden bağışlanma dilemeniz, sonra da O'na tevbe etmeniz (yönelmeniz) için (indirildi) ki (Allah) sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatsın ve iyilik sahibi olan herkese de iyiliğinden (daha çok) versin. Yüz çevirirseniz, size gelecek büyük bir günün azabından korkarım.”

 

Mü'min 3. Ayet

3. O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli olandır, lütuf sahibidir. O’ndan başka ilah yoktur; dönüş de yalnızca O’nadır.

 

Hûd 90. Ayet

90. Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O’na tevbe edin (yönelin)! Şüphesiz ki Rabbim çok merhametlidir; (müminleri) çok sevendir.”

 

Şûrâ 25. Ayet

25. O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.

 

Mâide 39. Ayet

39. Kim (bu) haksız davranışından sonra tevbe eder ve kendini düzeltirse elbette Allah onun tevbesini kabul eder. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

 

Ayetlerde geçen “tevbeleri çok kabul eden” şeklinde çevrilen ve Allah’ın sıfatlarından da olan Tevvab kelimesidir. Burada Türkçe düşünüldüğünde tevbeleri kabul eden ama az kabul eden başka merciler de vardır gibi bir anlam çıkarılmamalıdır. Bu eylemin nicelik ve nitelik açısından çokça gerçekleştiren olduğuna vurgu yapıldığını göstermek açısından çok kelimesi eklenmektedir. Yoksa zaten çok kelimesi ayetlerde geçmemektedir. Başka birşeyle kıyas yapılmamaktadır.

 

Nasr 3. Ayet

3. Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt) ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz ki O, tevbeleri çok kabul edendir.

 

Bakara 54. Ayet

54. Hani Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Şüphesiz ki siz, buzağıyı (ilah) edinmekle kendinize haksızlık ettiniz. Onun için, Yaratıcınıza tevbe edin de nefsinizi (kötü duygularınızı) öldürün! Böyle yapmanız Yaratıcınız katında sizin için hayırlı olandır. Böylece (Allah) tevbenizi kabul etmiş olur. Şüphesiz ki yalnızca O, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”

 

Nûr 10. Ayet

10. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri çok kabul eden, doğru hüküm veren olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!

 

Hucurât 12. Ayet

12. Ey iman edenler! Zandan çok kaçının!Şüphesiz ki zannın bir kısmı günahtır. (Birbirinizin) kusurunu araştırmayın! Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin! Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz (değil mi?). Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.

 

Bakara 37. Ayet

37. Âdem, Rabbinden birtakım (öğretici) sözler almıştı ve (Rabbi de) tevbesini kabul etmişti. Şüphesiz ki yalnızca O, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.

 

Bakara 160. Ayet

160. Ancak tevbe edip kendilerini düzeltenler ve (gerçeği) açıkça ortaya koyanlar başkadır. Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeleri çok kabul edenim; çok merhametli olanım.

 

Bakara 128. Ayet

128. Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenler(den) kıl; neslimizden de boyun eğen bir ümmet (kıl)! Bize ibadet usullerimizi göster; tevbemizi kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen tevbeleri çok kabul edensin; çok merhametlisin.

 

İSTİĞFAR NEDİR?

 

Bir dua çeşiti olan istiğfar ise “af dilemek” manasındadır. Tövbeyle karıştırılmaktadır. İstiğfar bir dua olduğundan müminler Allah’ın bağışlanması için birbirlerine dua edebilirler. Doğal olarak Peygamber de diğer inananlar için bağışlanma dileğinde bulunabilir.

 

Nisâ 64. Ayet

64. Biz her elçiyi –Allah’ın buyruğu gereği– ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Onlar kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelselerdi de Allah’tan bağışlanma dileselerdi, Elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, Allah’ı, tevbeleri çok kabul edici, çok merhametli bulurlardı.

 

Muhammed 19. Ayet

19. Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. Hem kendi hatanın hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların (hatalarının) bağışlanmasını dile! Allah dönüp dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.

 

İnsanlar başkaları için istiğfarda bulunabilirler; ancak hiç kimse başkası için tevbe edemez; çünkü istiğfâr bir duadır; tevbe ise bizzat kişinin kendisinin gerçekleştirmesi gereken yöneliştir.

 

Haşr 10. Ayet

10. Bunların arkasından gelenler şöyle dua ederler: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş (bizden önce iman etmiş) kardeşlerimizi bağışla! İman edenlere kalplerimizde hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatlisin; çok merhametlisin!"

 

Nûh 28. Ayet

28. Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla! Zalimlerin de ancak helakini artır!”

 

İbrâhîm 41. Ayet

41. Rabbimiz! Hesabın gerçekleşeceği gün, beni, ana babamı ve müminleri bağışla!”

 

A‘râf 151. Ayet

151. (Bunun üzerine Musa), “Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla; bizi merhametine koy! Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” diye dua etmişti.

 

Bakara 286. Ayet

286. Allah hiçbir canı gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz.(Herkesin) kazandığı (iyilik) kendi lehine, kazandığı (kötülük) de kendi aleyhinedir. “Rabbimiz! Unutur veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyler yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize merhamet et! Sen bizim mevlamızsın (efendimizsin)! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”

 

Melekler de insanların bağışlanması için istiğfar ettikleri ayetler de aşağıdadır.

 

Mü'min 7. Ayet

7. Arşı taşıyan ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ederler (yüceltirler).O’na iman eder ve müminler için şöyle bağışlanma dilerler: “Rabbimiz! Senin merhamet ve ilmin her şeyi kapsamıştır. Tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla; onları cehennem azabından koru!

 

Şûrâ 5. Ayet

5. Neredeyse üstlerinden gökler çatlayacak! Melekler de Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ediyor (yüceltiyorlar) ve yeryüzündekiler için bağışlanma diliyorlar. Dikkat edin! Yalnızca Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.