SÜNNET

 

Kelime anlamıyla sünnet; yol, tavır, tarz, yöntem, mizaç demektir. Kur'an-ı Kerim'de de 15 yerde bu anlamlarda kullanılmıştır.

 

İslam ilahiyatçıları, sünnetin üç tipinden bahsederler:

Fiil halinde sünnet (es-sünnetu'l-fi'liyye), sözlü sünnet (es-sünnetü'lkavliyye) ve takrir halinde sünnet (es-sünnetü't-takrîriyye).

Bu üç tipin birincisinde, Hz . Peygamberin bizzat davranışı, ikincisinde söylediği sözler, yani hadisleri, üçüncüsünde ise yapılışını görüp de yasaklamadığı davranışlar söz konusudur.

Bunların üçü de, dinsel kaynak sayılan sünnet bünyesinde ele alınır.

Ancak sünnet, sahabenin söz ve fiilleri, hatta daha sonraki bilginlerin söz ve fiilleri ile kentlerin ve bölgelerin örflerini ifade için de kullanılmıştır.

 

Zaman içinde bu ikinci tip 'sünnetler' birincilerle karışmış, hatta onların yerine geçmiştir. Ve bir gün gelmiştir ki, 'sünnet' kelimesi neredeyse tüm Arap örflerini ifade eden ama günün sonunda Hz.Muhammed'e izafe edilen bir kavrama dönüşmüştür.

 

Kur'an'ın hiçbir yerinde, 'Peygamber'in sünneti' veya 'Muhammed'in sünneti' tabirine rastlanmaz. Eğer bu kavramlar dinimizde olsaydı, hem isimleri hem nitelikleriyle Kuran’da tarifleri yapılmaz mıydı? Bu kavramların Kuran’da olmayan tarzda ortaya konması, bu kavramsallaştırmaların insani ürünler olduğunun bir delilidir. Kuran’ın belirtmediği fiillerde ilave bir sevap ummak veya dinle bir alaka kurmak, dine ilave yapmak olur.
 

 

Kur'an, Allah'ın tarz ve tavrını ifade için 'Allah'ın Sünneti' (Sünnetullah) deyimine yer vermektedir. Allah'ın sünneti, Allah'ın varlığa koyduğu değişmez, egemen ilkeleri, kanunları ifade eder. Geçtiği ayetler aşağıdadır.

 

Fetih 23. Ayet

23. Allah’ın, daha önce geçen (süregelen) kanunu (budur). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

 

Ahzâb 38. Ayet

38. Allah’ın, kendisine farz kıldığı (bu) şeyde Peygamber’e herhangi bir vebal yoktur. Daha önce geçenler arasında da Allah’ın kanunu (buydu). Allah’ın emri belirlenmiş bir ölçüdür.

 

Ahzâb 62. Ayet

62. Daha önce geçenler arasında da Allah’ın kanunu (buydu). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

 

Fâtır 42-43. Ayet

42-43. Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. Onlar öncekilere (uygulanan Allah'ın) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah’ın kanununda asla bir sapma bulamazsın.

 

Mü'min 85. Ayet

85. Allah’ın kulları hakkında süregelen kanunu olarak azabımızı gördükleri zaman (o anki) imanları, kendilerine yarar sağlamamış (olacak)tır. Kâfirler, orada kaybedeceklerdir.

 

İnsanları “Peygamber sünneti” diye örflere çağıran ve kendilerini Peygamber yolunun takipçileri göstermek için kendilerine Ehli Sünnet adını takıp, aslında Ehli Arap örfü olanlara; “Peygamber sünneti” diye Peygamberimiz’e iftiralarla dolu kaynaklara, Arapların örf ve adetlerine, Emevi ve Abbasi dönemlerinin uydurmalarına uyduklarını hatırlatmamız gerekir.

 

Kafamızdaki dini Kuran’da aramayalım. Kuran’ı açıp, dinin ne olduğunu öğrenip, arta kalanları kafamızdan temizleyelim. İllaki falanca şeyi dinde bulacağız diye çırpınmayalım. Kuran dinin hepsidir. Allah isteseydi, kafalardaki falanca şeyleri de din yapardı. Allah’ın din yapmadığını dinde bulmak için bu uğraş niye? Dinin tek kurucusu Allah, dinini Kuran’da açıklamıştır. Örfümüzün, saplantılarımızın dinini istemek yerine, Allah’ın bize indirdiğine yapışmak gerekir.

 

Peygamberimizin hareketleri din konusunda zaten Kur'an'a uymaktan ve onunla uyarmaktan farklı olmadığına göre din konusu dışından bir baba, bir devlet yöneticisi, bir ordu komutanı vs. konularında söylediklerinin yaptıklarının zamana, mekana, adetlere  ve geleneklere göre şekillenebileceğini unutmamak gerekmektedir. Sonuç olarak Kuran’ın belirttiği her husus, her ahlaki norm aynı zamanda Peygamberimiz’in sünneti(davranış şekli, tarzıdır) olmaktadır.

 

Eğer bu ümmetin din adına örnek alması gerekli başka normlar ve davranış şekilleri olsaydı, Kuran hiç şüphesiz onları da içine alırdı. Kuran kendisini detaylı diye tanıtırken, nasıl olur da dinle ilgili herhangi bir detayın bilinmesini tarihin ilerleyen dönemlerinde başkalarının yazacağı kitaplara bırakmış olabilir? Kuran’da yer verilmeyen detaylar, din olmayan, bizim de yapmamamızın hiçbir sakıncası olmadığı ve yapmamızda sevap umulmayacak uygulamalardır. Bizi kurtaracak olan, Arapperestliğin “din” diye yutturulmaya çalışılmasının neticesi olan sarıklı, sakallı, cübbeli uydurma sünnetler değil; Kuran’da geçen iman, ahlak, fazilete dair çizilen tablolardaki gerçek Peygamber sünnetleridir.