ALEMLERE RAHMET OLMANIN ANLAMI...

 

Öncelikle konuyla alakalı ayetleri okuyalım:

 

Enbiyâ 107. Ayet

107. Biz seni ancak âlemlere rahmet(imiz) için gönderdik.

 

Tevbe 61. Ayet

61. (Münafıklardan:) “O (Peygamber, her söyleneni dinleyen) bir kulaktır.” diyerek Peygamber’i incitenler de vardır. De ki: “O, sizin için bir hayır kulağıdır.

(Çünkü) o Allah’a inanır, müminlere güvenir ve o sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah’ın Elçisi'ne eziyet edenler için elem verici bir azap vardır.”

 

Tevbe 128. Ayet

128. Şüphesiz ki size kendinizden öyle bir Elçi gelmiştir ki sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir.

Size çok düşkündür; müminlere karşı elbette çok şefkatlidir, merhametlidir.

 

Konuyu Tefsirinde ayrıntılı birşekilde irdeleyen Prof. Dr. Mehmet Okuyan’ın konuyla ilgili vardığı sonucu Kur’an’da çelişkinin olmayacağı düstüründen hareket edilerek konuyu anlamaya çalıştığı için özel olarak görüp sizlerle paylaşıyoruz:

 

"Bu âyetlerde Hz. Peygamber’in müminlere rahmet olduğu açıkça ve birinde (Tevbe 9/128) vurgulu bir şekilde ifade edilmişken Enbiyâ 107’de bu vurguyla tezat oluşturacak şekilde bir anlamın verilmesinin anlam açısından sakınca oluşturacağı kanaatindeyiz. Eğer Enbiyâ 107. âyetteki rahmet kelimesini Allah’a nispet edersek böyle bir sorunun kalmayacağını düşünmekteyiz.

 

Buradaki rahmet oluşu eğer Yüce Allah’ın bir sıfatı olarak alırsak Hz. Peygamber’in sadece müminlere rahmet olduğunu bildiren âyetlerle bu âyet arasında bir tenakuzun(çelişkinin) bulunmadığını, Rahmân sıfatı gereği Yüce Allah’ın tüm mahlûkata acıdığı gerçeğini, sadece saldırgan kâfirlere ve sadece saldırganlıkları nedeniyle karşılık verileceği yoksa inanmamalarının öldürülme nedeni oluşturmadığı sonucunu ortaya koymuş oluruz.

 

Gerçekte ise, ayetler arasında herhangi bir tenakuz elbette söz konusu değildir. Tevbe 128’de takdim-te’hirden kaynaklanan hasr/vurgu tekniği nedeniyle, sadece müminlere şefkatli ve merhametli oluş ifade edilmekte, Enbiya 107’de ise, nefy ve istisnadan kaynaklanan hasr/vurgu tekniği nedeniyle tüm alemlere rahmet oluştan söz edilmektedir. Dolayısıyla yanlış anlaşılmanın asıl sebebi, daha çok ikinci ayetteki (Enbiya 107) vurgunun ön plana çıkarılması ve diğer ayetin de (Tevbe 128) gerçekte benzer güçte bir vurgu ihtiva ettiğinin gözden kaçırılması veya ikinci plana itilmesidir. Eğer her iki ayette de benzer güçte birer vurgunun olduğu ve bunların da çelişemeyeceği düşünülseydi, rahmet oluşların aidiyetlerinin farklı olduğu rahatlıkla anlaşılabilirdi.

 

İki ayette de bulunan aynı rahmet oluş vurgusunun çatışamayacağı; yani, Yüce Allah’ın, Hz. Peygamber’in hem sadece müminlere, hem de tüm alemlere rahmet olduğunu ifade etmiş olamayacağı dikkate alındığında, o zaman ayetlerdeki rahmet oluşun birinin (sadece müminlere rahmet oluşun) Hz. Peygamber’e (Tevbe 128), diğerinin (tüm alemlere rahmet oluşun) ise Yüce Allah’a (Enbiya 107) ait olduğu kolaylıkla görülebilir.

Teknik olarak ifade edecek olursak, daha önce de değindiğimiz üzere, Enbiya 107’deki “erselnâke” ifadesi, fiil, fail ve mefulun bihtir. “Rahmet” kelimesi ise, “ersele” fiilinin mefulun lehidir. Dolayısıyla buradaki “rahmet” kelimesi faile (gönderene/Allah’a) ait bir gönderme gerekçesidir (mefulun lehtir). Buna göre ayetin anlamı, “biz seni sadece alemlere acıdığımız için gönderdik” şeklindedir. Yani burada rahmet olan eylem, Hz. Peygamber’in bizzat kendisi değil, gönderiliş gerekçesidir ki o da Yüce Allah’ın alemlere acımasıdır (rahmetidir). Bu anlam da, hiçbir şekilde, Hz. Peygamber’in sadece müminlere rahmet oluşunu ifade eden Tevbe 128’le çelişmemektedir.

 

Hz. Peygamber’i tüm âlemlere rahmet olarak görmek yerine âlemlere rahmet olmanın, aslında Yüce Allah’ın Rahmân sıfatının bir sonucu olduğunu kabul edip âyetleri bu doğrultuda tefsir etmek daha doğru görünmektedir. Çünkü Yüce Allah, Rahmân sıfatı gereği tüm varlıklara merhamet etmektedir. Yüce Allah’ın rahmetinin her şeyi kapladığını belirtenوَرَحْمَت۪ي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍۜ “rahmetim her şeyi kaplamıştır”(A‘râf 156. Ayet) âyet ile merhametin kaynağının Kendisi olduğunu bildiren pek çok âyet de bu görüşümüzü desteklemektedir. Bu sıfatı gereğidir ki insanlardan peygamberler seçmiş, onlara kitaplar göndermiş, sadece inananları değil, kafirleri de rızıklandırmakta olduğunu Bakara 126. Ayet beyan etmiştir. Durum böyle olunca âlemlere rahmetin, Yüce Allah’a aidiyeti, tüm peygamberlerin olduğu gibi Hz. Peygamber’in de bu rahmetin bir tecellisi olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Konunun burasında, sözlerimizden, Hz. Peygamber’in risaletinin sınırlarını tartıştığımız da kesinlikle düşünülmemelidir. Zira onun risaletinin tüm insanlara yönelik olduğu pek çok âyette ifadesini bulmuştur. (En‘âm19. Ayet, A‘râf158. Ayet)

 

Değindiğimiz iki ayet arasındaki ilişkiyi ifade ettiğimiz şekilde ortaya koyduğumuzda, Hz. Peygamber’in müminlere rahmet oluşu sıfatını ifade eden aşağıdaki üç ayetin de daha doğru anlaşılmasını kolaylaştırmış olacağız.

Bunlar, Tevbe 61. ayetteki وَرَحْمَةٌ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۜ “(o), sizden inananlar için bir rahmettir” ifadesi; وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ “Sana uyan müminlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran)” (Şu‘arâ 215. Ayet) ve وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ “Müminlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran)” (Hicr 88. Ayet) âyetleridir. Bu ayetlerin de, Hz. Peygamber’in rahmet oluşunu müminlere tahsis eden açık bir içeriğe sahip olduğu görülmektedir. Yukarıdaki açıklamalarımız ışığında ifade edecek olursak, bu ayetlerdeki Hz. Peygamber’e ait rahmet oluş, hem Tevbe 128’deki vurguyla (sadece müminlere rahmet oluş vurgusuyla) örtüşmekte, hem de Enbiya 107’deki Allah’ın alemlere rahmeti (Hz. Peygamber’i gönderişi) vurgusuyla tezat teşkil etmemektedir.

 

Bu yaklaşım biçimimizin çözdüğü diğer bir sorun da, Zuhruf sûresinin “Onlar mı Rabb’inin rahmetini taksim ediyorlar”(Zuhruf 32. Ayet) âyetindeki rahmet ifadesine, “risalet” anlamının verilebilirliği sorunudur. Bizce buradaki rahmetten kasıt, yukarıdaki açıklamalarımızdan da anlaşılabileceği üzere, gönderilenin kendisi değil, gönderme eyleminin bizzat kendisidir. Zira, Hz. Peygamber neden inanmadan ölmüş birine rahmet olsun? Ayetler onun sadece inananlara rahmet olduğunu ifade etmiyor mu? Yüce Allah’a gelince, o zaten peygamber göndermekle tüm kullarına, alemlere acımış, rahmet etmiş olmaktadır. Hz. Peygamber’in rahmetinin müminlere hasredilişi, mesajının evrenselliğine de asla aykırı değildir. Zira, adından da anlaşılacağı üzere evrensel mesaj, herkese açıktır. Ancak ondan yararlanmak isteyip de mümin olanlar Hz. Peygamber’in rahmet oluşu nimetinden istifade edebileceklerdir.

 

Bunun yanında “Âlemler kapsamına melekler de dahilse Hz. Peygamber meleklere de rahmet midir?” meselesine de melekler hakkındaki Fahreddin Razi’nin görüşü iletilmiştir: “Onlar, müminlerin affedilmesini isterler” âyetiyle çelişeceğini, çünkü istiğfarın melekler tarafından müminler için bir rahmet olduğunu, Hz. Peygamber’in de müminlere dahil olduğunu ifade etmiş, “Allah ve melekleri peygambere salât ederler” âyetinin de böyle anlaşılması gerektiğini belirtmiştir.

 

Son söz olarak, Hz. Peygamber’in kafirlere de rahmet oluşu, insanların meleklerden üstün olduğu iddiası ve Kur’ân âyetleri arasında tenakuz(çelişki) görüntüsü fikrini uyandırabilecek kanaatlerden kurtulabilmek için, Enbiyâ 107. âyetteki rahmet oluşun Yüce Allah’a aidiyeti fikrini savunuyor, diğerlerine de saygı duyduğumuzu ifadeyle yetiniyoruz."