Allah’ın peşi sıra ifadesiyle kast edilenler kimdir?

 

Gizlenmeye çalışılan şirk...

 

Kur’an'da çokça geçen ve şirkin tanıtımını yapan ayetlerdeki kavram olan ‘min dûnillah’ tamlamasının, geleneksel meallerde kullanıldığı gibi ‘Allah’ı bırakmak’ diye bir anlamı asla yoktur. Tam tersine, Kur’an bu tabiri kullanarak, müşriklerin Allah’ı inkâr gibi bir tutumlarının olmadığı gerçeğine ki bu gerçek Kur’an tarafından açıkça da ifade edilmiştir:

Ankebût 61.Ayet

Onlara “Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı emri altında tutan kimdir?” diye sorsan, elbette “Allah.” derler.

 

Müşriklerin yaptığı, Allah’ı inkâr ve ret değil, Allah’ın yanına yöresine birtakım yedek ilahlar koymaktır. Zaten, ‘dûn’ edatı, yanında yöresinde demektir.

 

Birazdan inceleyeceğimiz ayetlerin hiç biri ‘Allah’ı bırakıp da başka veliler edinmek’ten söz etmez; ‘Allah’ın berisinden, yanından yöresinden veliler edinmek’ tabiri kullanılır. Kullanılan edat ‘min dûnillah’tır. Bunu, geleneksel kabuller rahatsız olmasın diye, ‘min ğayrillah’ (Allah’ın dışında) şeklinde tercüme etmişlerdir. Böyle bir tercüme, yanlıştır.

 

Doğrusu şu ki, dûn kelimesiyle ğayr kelimesi Kur’an dışındaki metinlerde birbirlerinin yerine kullanılabilirler ama Kur’an’da asla kullanılamazlar. Çünkü kullanılamayacaklarını bizzat Kur’an tespit etmiştir. Nasıl? İkisini de yaklaşık aynı sayıda kullanarak. Eğer biri ötekinin yerine kullanılabilseydi Kur’an sadece birini kullanırdı veya daha çok birini (örneğin ğayr kelimesini) kullanırdı. O takdirde bu kullanım bizim için ‘dûnillah’ı ‘ğayrillah’ yerine kullanabileceğimize dair bir karine oluştururdu. Ama durum böyle değildir. Kur’an, bu iki sözcüğü kullanımındaki tavırla bunların birbirinin yerine kullanılamayacağına dikkat çekmiştir. Özellikle Allah’tan söz eden ayetlerde.

 

Ğayrillah kullanımı, şirki değil, putperestliği ifade eder. Çünkü orada Allah kabul edilmemekte Allah’ın yerine bir başka şey ilah yapılmaktadır.

Min dûnillah kullanımında durum bu değildir. Min dûnillah kullanımı putperestliği değil, şirki ifade etmektedir. Yani min dûnillah kullanımında, Allah’ı kabul edip de O'nun yanına yöresine birtakım yedek ilahlar ekleyenlerin sapıklığına dikkat çekilmektedir.

 

Kur’an, şirki ve onun bir uzantısı olan evliyacılığı kötüleyen ayetlerde sürekli ‘min dûnillah’ tabirini kullanmıştır.

 

Min dûnillah tabirini ‘Allah’tan başka’ diye tercüme etmek de doğru değildir. Çünkü o ifade de Allah’ın bırakılıp O’nun yerine başka birilerinin veya bir şeylerin konduğu imaj ve kanaatini yaratır. Tercüme o şekilde yapılmalıdır ki, okuyan, bu sapıklıkta Allah’ın terk edilmediğini, O’na inanıldığını ama O’nun yanına yöresine, o yanına bu yanına, peşine bir biçimde birtakım yedek tanrıların yada buna soyunanları konduğunu anlayabilsin.

 

Bu demek olacaktır ki, şirke sapan, Allah’ı kabul ediyor, O’nu tâzim ve takdis ediyor ama Tanrı konusunda, başında Allah’ın bulunduğu bir şirketi esas alıyor. Şirk bunun için denmiş, Allah’ı bırakıp da bir başkasına tapsa bu şirk olmaz. Şirket olmadan ve bu şirketin başında da Allah bulunmadan şirk doğmaz. Şirket olmayıp da Allah dışında tek ilah kabul edilirse veya şirket olup da bunun başında Allah bulunmazsa buna şirk değil, putperestlik denir. Şirkten söz edebilmek için ilahlar şirketi olacak ve bu şirketin baş ortağı da Allah olacaktır.

 

Şimdi ayetleri ele alalım. Aşağıdaki ayetle "Peşi Sıra" ifadesinin Allah’tan başka anlamında olmadığı açıktır. Çünkü Hristiyanlardaki teslis inancına göre Allah, yanında oğul ve kutsal ruhla birlikte düşünülmektedir. Yani Allah’tan ayrı veya başka bir tanrı figürü değil, onun berisinde yanında onunla birlikte olduğu ona ulaştırmada aracı olarak düşünülen varlıklar kast edilmektedir.

 

Mâide 116. Ayet

116. Hani Allah “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara ‘Beni ve annemi, Allah’ın peşi sıra iki ilah edinin!’ diye sen mi dedin?” dediği zaman, (İsa) “(Haşa)! Sen yücesin. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Ben onu söyleseydim sen onu elbette bilirdin. Sen bendekini bilirsin, (oysa) ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki gizlilikleri bilen ancak sensin sen.” demiş (olacak)tır.

 

Yine benzer şekilde din adına konuşan insanların ve Hz.İsa’nın Allah’ın peşi sıra rabler edinilmesine değinilmiştir.

 

Tevbe 31. Ayet

31. (Yahudiler) hahamlarını (bilginlerini), (hristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) Allah’ın peşi sıra rabler edinmişlerdi. (Oysa) onlara ancak tek bir ilaha kulluk etmeleri emrolunmuştu. O’ndan başka ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından yücedir.

 

Âl-i İmrân 64. Ayet

64. De ki: “Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızdaki eşit (ortak) bir söze gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Kimimiz kimimizi Allah’ın peşi sıra rabler edinmeyelim!” Yüz çevirirlerse (kitap ehline) “Şahit olun ki biz müslümanlarız” deyin.

 

A‘râf 194. Ayet

194. Allah’ın peşi sıra yalvardıklarınız da sizin gibi kullardır. Doğruysanız, kendilerini çağırın da çağrınıza cevap versinler!

 

Hacc 73. Ayet

73. Ey insanlar! (Size) bir örnek verildi; (şimdi) onu dinleyin: Allah’ın peşi sıra yalvardıklarınız bunun için bir araya gelseler bir sivrisinek bile yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa bile bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de aciz, kendinden istenen de!

 

Kehf 102. Ayet

102. Kâfir olanlar, benim peşim sıra kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar! Biz cehennemi kâfirlere bir konak olarak hazırladık.

 

Ankebût 25. Ayet

25. (İbrahim) şöyle demişti: “Siz sadece aranızdaki dünya hayatına özel bir sevgi uğruna Allah’ın peşi sıra birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve bir kısmınız bir kısmına lanet edecektir. Barınağınız ateştir; sizin için asla yardımcılar da yoktur!”

 

Nahl 20. Ayet

20. Allah’ın peşi sıra yalvardıkları hiçbir şey yaratamazlar. (Çünkü) onlar kendileri yaratılmaktadır.

 

Yüce Allah aşağıdaki ayetle peşi sıra dost edinenlerin amacını aşağıdaki ayetlerle açıklamıştır:

 

Zümer 3. Ayet

3. Dikkat edin! Arı duru din yalnızca Allah’a aittir. O’nun peşi sıra dostlar edinenler “Onlara, bizi yalnızca Allah’a biraz daha yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!” (derler).

Şüphesiz ki Allah ayrılığa düştükleri şeyler (konusun)da aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola ulaştırmaz.

 

Bu ayette "onlara" derken putlara değil direk akıllı varlıklardan bahsedildiğini Büyük Müfessir Fahreddin er-Râzî’nin, tefsiri Mefâtîḥu'l-ġayb adlı eserinden okuyalım:

 

"Bil ki, ayetteki, "..onlara... "zamiri, Allah'ın dışında, kendisine tapınılan mabutlara ait olup, bunlar da, akıllı ve akılsız diye ikiye ayrılırlar. Akıl sahibi olan mabutlara gelince, birtakım kimseler, meselâ Hz. İsa (a.s)'ya, Hz. Üzeyr (a.s)'e ve meleklere tapınmışlardır. Pekçok kimse de, güneşe, aya, yıldızlara tapmışlar ve fakat bunların düşünebilen, konuşabilen canlılar olduklarına inanmışlardır. Kendilerinde hayat ve akıl bulunmadığı halde, tapınılan mabutlara gelince, bunlar da putlardır.

Bunu iyice kavradığın zaman biz diyoruz ki: (Haydi diyelim ki), kâfirlerin ileri sürdüğü bu söz, akıl sahibi olan bu mabutlar hakkında uygun bir sözdürl Ama bu söz, aklı olmayanlar için, hiç de uygun düşmez. Bunu şu iki açıdan izah edebiliriz:

a) ifadesindeki hum zamiri, akıllılara râci olan bir zamirdir. Dolayısıyla putlara râci olması uygun düşmez.

b)O kâfirlerin, Hz. İsa (a.s), Üzeyr (a.s) ve melekler hakkında, Allah katında kendilerine şefaatçi olacaklarına inanmış olmaları uzak ihtimal değildir (inanmış olabilirler). Ama, insanın, putların ve cansız şeylerin, kendilerini Allah'a yaklaştıracağına itikad edip inanması, akıldan uzak bir şeydir. Bu takdire göre, onların maksatları, onlara ibadet etmenin, kendilerini Allah'a yaklaştıracağına inanmalarıdır.

Netice olarak diyebiliriz ki: Putperestler şöyle diyebilirler: "En büyük ilah, beşerin kendisine ibâdet etmesinden yüce ve münezzeh olan bir zâttır. Beşere düşen, meselâ yıldızlar, semavi ruhlar (ve Hz. İsa (a.s), Üzeyr (a.s), melekler...) gibi, Allah'ın kullarından ve yaratıklarından en büyüklerine ibadet etmektir. Onlara(yani yöneldiklerine) düşen ise en büyük ilâha ibâdet etmekle meşgul olmalarıdır." İşte onların, ayetteki, "Biz bunlara ancak, bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye tapıyoruz" şeklindeki sözlerinden kastedilen budur.

 

Yâsîn 74. Ayet

74. Kendilerine yardım edileceğini umarak Allah’ın peşi sıra ilahlar edindiler.

 

Meryem 81. Ayet

81. Onlar, kendilerine itibar (kaynağı) olsunlar diye Allah’ın peşi sıra ilahlar edindiler.

 

Ankebût 25. Ayet

25. (İbrahim) şöyle demişti: Siz sadece aranızdaki dünya hayatına özel bir sevgi uğruna Allah’ın peşi sıra birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve bir kısmınız bir kısmına lanet edecektir. Barınağınız ateştir; sizin için asla yardımcılar da yoktur!”

 

Ahkâf 28. Ayet

28. Kendilerine yakınlık sağlamak için Allah’ın peşi sıra ilah edindikleri şeyler, onlara yardım etselerdi ya! Hayır! (Tapındıkları şeyler) onlardan kaybolup (gitmiştir). İşte bu, onların yalanı ve uydurup durdukları şeydir.

 

Kısaca amaçları maddelersek

1-Bizi yalnızca Allah’a biraz daha yaklaştırsınlar diye

2-Kendilerine yardım edileceğini umarak

3-Kendilerine itibar (kaynağı) olsunlar diye

4-Sadece aranızdaki dünya hayatına özel bir sevgi uğruna

5-Kendilerine yakınlık sağlamak için

 

Aşağıdaki ayette insanların Allah’ın peşi sıra başka kişilere yalvarmaması gerektiğini, onların zaten bu yalvarmalardan haberdar olmadığını göstermektedir. Kıyamet gününe kadar diyerek özellikle ifade edilmesiyle kimsenin ölü olsa da cevap veremeyeceği hem de o zamana kadar da hiç kimsenin cevap veremeyeceği vurgulanmak istenmiştir. Yani belli bir süre sonra bu tarz kişilerin olabileceğinin düşünülmemesi için bu kapıda kapatılmıştır.

 

Ahkâf 4-5. Ayet

4. De ki: “Allah’ın peşi sıra yalvardığınız şeyleri (ortaklarınızı) bir düşünsenize!” Yerden neyi yaratmışlar bana gösterin veya göklerle ilgili (yaratılış ve idare edilişlerinde) onların ortaklığı mı varmış! Doğruysanız bundan önce (size indirilmiş) bir kitap veya bir bilgi kalıntısı (varsa onu) bana getirin!

5. Kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kişilere Allah’ın peşi sıra yalvarandan daha sapkın kim olabilir ki! (Oysa) onlar, bunların (müşriklerin) yalvarmalarından habersizdir.

 

Yine çok açık ve net şekilde Cenab-ı Allah’ın peşi sıra tapınılanlara aşağıdaki soruyu soruyor olması onların birer insan olduğunun açık delilidir.

 

Furkân 17. Ayet

17. Onları (cehennemlikleri) ve Allah’ın peşi sıra taptıkları varlıkları bir araya getirdiği gün, (Allah) “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yolu şaşırdılar (yoldan saptılar)?” diye soracaktır.

18.Onlar (melekler) de şöyle demiş (olacaklar)dır: “Sen yücesin. Senin peşin sıra dostlar edinmek bize yakışmazdı. Fakat sen onlara ve atalarına bol nimet verince (Allah’ı) hatırlamayı unuttular ve helaki hak eden bir toplum oldular.

 

A‘râf 37. Ayet

37. Allah’a yalan uyduran veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki!

Onlara, kitapta (yazılı olan azaptan) payları ulaşacaktır. Sonunda onları vefat ettirecek elçilerimiz (melekler) kendilerine geldiğinde “Allah’ın peşi sıra yalvardıklarınız nerede?” diyeceklerdir. Onlar da kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederek “Bizden kaybolup gitmişler!” diyeceklerdir.

 

Mü'min 73-74. Ayet

73-74. Sonra onlara “Allah’ın peşi sıra ortak koştuklarınız nerede?” denecektir. Onlar da “Bizden kayboldular; zaten biz önceleri hiçbir şeye yalvarmıyorduk!” diyecekler. İşte böylece Allah o kâfirleri saptırır (sapkınlıkta bırakır).

 

Nahl 86. Ayet

86. (Allah’a) ortak koşanlar, ortak koştuklarını (mahşerde) gördükleri zaman şöyle diyecekler: “Rabbimiz! İşte bunlar, senin peşin sıra yalvardığımız ortaklarımızdır.” Onlar (ortaklar) da diğerlerine “Siz mutlaka yalancılarsınız!” diye laf atmış (olacak)lardır.

 

Peşi sıra ilah edinmenin yanında peşi sıra ilah olduğunu ilan eden kişilerinde haberi verilmektedir. Şu yüzyılda kimse ben Tanrı’yım, ilah’ım söylemini zaten diline alsa da ona inanacak insan bulmayacağı için zamanımızda bu söylem O’nun peşi sıra benim de (haşa)benzer işlevlerim, gücüm, kudretim var sizi ona yaklaştırıyorum diyenler azımsanmayacak derecededir.

 

Enbiyâ 29. Ayet

29. Onlardan kim “O’nun peşi sıra ben (de) ilahım!” derse biz onu (bile) cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zalimlere böyle ceza veririz!

 

Aşağıdaki uyarı peygamberlere bile bu söyleniyorsa siz hiç yeltenmeyin mesajı verilmektedir. Üstüne yapılması gereken ise tüm çıplaklığı ile ortaya konulmaktadır: Kitabı öğreterek kendini Rabbe adayan kullar olun.

 

Âl-i İmrân 79. Ayet

79. Allah’ın kendisine Kitap, hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve peygamberlik vermesinden sonra hiçbir insanın, insanlara “Allah’ın peşi sıra bana kullar olun!” demesi mümkün değildir. Aksine (şöyle derler): “Kitabı (okuyup) öğreterek ve (ondan) ders yaparak kendini Rabbe adayan kullar olun!”

 

Aşağıdaki ayette de Allah’ın peşi sıra ortaklara yalvaranlardan söz ediliyor. Bu ortaklığın olduğunu ispat edecek bir kitap ve o kitaptan bir delil olmadığını belirttikten sonra bu ortaklığa inanan insanları zalimler olarak niteleyerek birbirlerine aldatmadan başka bir şey vadetmiyorlar denerek aslında bu ortaklığa aldananın da aldatanın da insan olduğu açıkça ortaya konuyor.

 

Fâtır 40. Ayet

40. De ki: “Allah’ın peşi sıra yalvardığınız ortaklarınızı bir düşünsenize! Yerden neyi yaratmışlar bana gösterin veya göklerle ilgili (onların yaratılışında) onların ortaklığı mı varmış! Yoksa biz onlara (farklı) bir kitap vermişiz de o (kitap)tan bir delile mi dayanıyorlarmış!” Aksine o zalimler birbirlerine aldanmadan başka bir şey vadetmiyorlar

 

Aşağıdaki ayette de Allah’ın peşi sıra tapılanların da cehenneme iletileceği buradan da cin veya insan oldukları belli olmaktadır. Bu noktada sadece tapan değil tapılan da şirke sebebiyet vermesinden ötürü cezalandırılacaktır.

 

Sâffât 22-23. Ayet

22-23. (Allah meleklere şöyle diyecek:) “Zalimleri, eşlerini (onlar gibi olanları) ve Allah’ın peşi sıra tapmış olduklarını toplayın! Onları cehennemin yoluna iletin!

 

Enbiyâ 98. Ayet

98. Siz ve Allah’ın peşi sıra taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.

 

Aşağıdaki ayette muhteşem bir benzetme ile peşi sıra dua edilen varlıklara neden bunun yapıldığı Allah’a ulaşma, insanın yaşamı için en önemli şey olan suya ulaşmaya benzetilerek ve insanın suya ulaşamamışken iki avcunu uzatsa da o ellerin boş kalacağı güzel bir örnekle anlatılmış.

 

Ra‘d 14. Ayet

14. Gerçek dua yalnızca O’na (Allah’a)dır.

O’nun peşi sıra dua ettikleri varlıklar onlara asla cevap veremezler. (Onların durumu, kendisi) ona ulaşamamışken ağzına ulaşsın diye iki avucunu suya uzatan kimse gibidir. Kâfirlerin yalvarması şaşkınlıkta olmaktan başka bir şey değildir.

 

Fâtır 13. Ayet

13. (Allah) geceyi gündüzün içine koyuyor, gündüzü de gecenin içine koyuyor. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte otorite sadece kendisine ait olan Rabbiniz Allah’tır. O’nun peşi sıra yalvardıklarınız ise bir çekirdek zarına bile sahip değillerdir.

 

Yukarıdaki ayette geçen çekirdek zarı olarak meal edilen kelime "kıtmîr"dir. Hurma çekirdeğinin dış kısmı bu ince zar ile çevrilidir. Bu zar sayesinde çekirdeğin bakterilere karşı korunması sağlanmıştır. يَمْلِكُونَ yemlikune ifadesi ise sahip olmak şeklinde çevrilmiştir. Ayrıntıda mülkün, gücün sahibi, bunlara hükmeden anlamı taşımaktadır. Yani kısacası çekirdek zarındaki ilme sahip bile değiller ve onun bu özelliklere sahip olmasına bile hükmedemezler anlamı ortaya konmaktadır. Yalvarılanların acizliğine vurgu yapılmıştır.

 

A‘râf 197. Ayet

197. O’nun (Allah’ın) peşi sıra yalvardıklarınızın size yardıma güçleri yetmez; onlar kendilerine de yardım edemezler.”

 

Yûnus 66. Ayet

66. Dikkat edin! Göklerde ve yerde kim varsa (hepsi) yalnızca Allah’a aittir. Allah’ın peşi sıra ortaklara yalvaranlar neyin peşine düşüyorlar! Onlar, zandan başka bir şeye uymuyorlar ve onlar yalandan başka bir şey de söylemiyorlar.

 

Yûnus 106. Ayet

106. Allah’ın peşi sıra sana yarar da zarar da veremeyecek şeylere yalvarma! Bunu yaparsan, o takdirde şüphesiz ki zalimlerden olursun.

 

Hacc 12. Ayet

12. O, Allah’ın peşi sıra kendisine yararı da zararı da dokunamayacak şeylere yalvarır. Asıl uzak sapkınlık işte budur.

 

Mü'min 20. Ayet

20. Allah adaletle hükmedecektir. O’nun peşi sıra yalvardıkları ise hiçbir şeyde asla hükmedemezler. Şüphesiz ki yalnızca Allah gerçek duyandır, görendir.

 

En‘âm 56. Ayet

56. De ki: “Allah’ın peşi sıra yalvardıklarınıza tapmam bana yasaklandı.”

De ki: “Ben sizin arzularınıza uymam; aksi hâlde saparım ve doğru yola ulaştırılanlardan olmam.”

 

En‘âm 108. Ayet

108. Allah’ın peşi sıra (varlıklara) yalvaranlara (bile) sövmeyin; (sonra) onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.

Böylece biz her ümmete kendi işlerini süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri sadece Rablerinedir. O da yaptıklarını kendilerine bildirecektir.

 

Bakara 165. Ayet

165. İnsanlardan bazıları, Allah’ın peşi sıra ortaklar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler.

İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. Zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kudretin yalnızca Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu keşke (önceden) gör(üp anlayabil)selerdi!

 

A‘râf 3. Ayet

3. Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun! O’nun peşi sıra (onu bırakıp da) başka dostlara uymayın! Ne kadar da azınız (gerçeği) hatırlıyor!