45. De ki: “Ben sizi sadece vahiy ile uyarıyorum.” Sağır(lar), uyarıldıkları zaman bu çağrıyı duymaz.
19. De ki: “Hangi şey şahitlik bakımından en büyüktür?" De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. Bu Kur’an, bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz Allah ile birlikte başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?” De ki: “Ben buna şahitlik etmem.” De ki: “O, yalnızca tek bir ilahtır; ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden elbette uzağım.”
51. Umulur ki takvâlı (duyarlı) davranırlar diye kendileri için O’nun peşi sıra hiçbir dost ve şefaatçinin bulunmadığı (mahşer gününde) Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları onunla (Kur’an ile) uyar!
52. İşte bu (Kur’an) kendisiyle uyarılsınlar, (Allah’ın) ancak tek bir ilah olduğunu bilsinler ve derin akıl sahipleri de gerçeği hatırlasınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.
45. Biz onların söylediklerini çok iyi bileniz. Sen onların üzerinde asla zorba değilsin. Tehdidimden korkanlara (gerçeği) Kur’an’la hatırlat!
5-6. (Kur’an), ataları uyarılmış, (ancak gerçeklerden) habersizmiş gibi davranan bir toplumu uyarman için çok güçlü, çok merhametli (Allah) tarafından indirilmiştir.
3. Yoksa “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? Aksine doğru yolu bulsunlar diye o, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için Rabbinden gönderilen gerçektir.
70. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kişileri terk et!
(Yine de) kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin (mahşerde) alıkonmaması için onunla (Kur’an’la) gerçeği hatırlat! O (inkârcı her nefis) için Allah’tan başka hiçbir dost ve şefaatçı yoktur. (Her nefis), bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıkları (günahlar) yüzünden (mahşerde) alıkonulmuş olacaklardır. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.
69-70. Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona gerekmez de. O(nun söyledikleri), sağ olanları uyarsın ve kâfirlere de (azap) sözü gerçekleşsin diye sadece (gerçeğin) hatırla(t)ması ve apaçık bir Kur’an’dır.
92. Kur’an’ı tilavetle (okuyup aktarmakla) da (emrolundum). Kim doğru yola gelirse yalnızca kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa (ona) de ki: “Ben sadece uyarıcılardanım.”
71. Kâfir olanlar grup grup cehenneme sevk edilecektir. Sonunda oraya geldikleri zaman kapıları açılacak ve bekçileri onlara “Size, içinizden Rabbinizin ayetlerini tilavet eden (okuyup aktaran) ve bugününüzle karşılaşacağınızı uyaran elçiler gelmemiş miydi?” diyecektir. Onlar “Evet (gelmişti)!” diyecekler ancak azap sözü kâfirler üzerine hak olmuştur.
16. (Elçiler) “Rabbimiz biliyor ki doğrusu elbette biz size gönderilmiş elçileriz.
17. Apaçık tebliğden başka üzerimize düşen (bir şey) yoktur.” demişlerdi.
23. Sen sadece bir uyarıcısın.
54. Rabbiniz sizi çok iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse azap eder. Biz seni onların üstüne bir vekil olarak göndermedik.
12. Neredeyse sen (müşriklerin) “Ona (gökten) bir hazine indirilseydi veya onunla birlikte bir melek gelseydi ya!” demeleri yüzünden sana vahyolunan ayetlerin bir kısmını terk edeceksin ve (bu yüzden) ruhun daralacak. Sen sadece bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir (güven kaynağıdır).
67. Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! (Bunu) yapmazsan O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni (inkârcı) insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz ki Allah o kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
99. Elçiye düşen, sadece tebliğdir. Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
40. Biz onlara vadettiğimiz (azab)ın bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah’ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap, yalnız bize aittir.
35. Ortak koşanlar şöyle demişlerdi: “Allah dileseydi biz de babalarımız da O’nun peşi sıra başka şeylere tapmazdık. O’nun peşi sıra (O’na rağmen) hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçilere apaçık tebliğden başka ne düşer ki!
82. Yine de yüz çevirirlerse, artık sana düşen (görev) ancak apaçık tebliğdir.
80. Kim Elçi'ye itaat ederse elbette Allah’a itaat etmiş olur.
Yüz çevirene gelince, biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.
54. De ki: “Allah’a itaat edin; Elçi'ye de itaat edin! Yüz çevirirseniz (onun sorumluluğu) kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak)tır; sizin (sorumluluğunuz da) size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Ona itaat ederseniz, doğru yola ulaşmış olursunuz! Elçi'ye düşen, sadece apaçık tebliğdir.”
18. (Size tebliğ edileni) yalanlarsanız, elbette sizden önceki milletler de (gerçekleri) yalanlamıştı. Elçi'ye düşen (görev) yalnızca apaçık tebliğdir.
48. Yüz çevirirlerse, biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Sana düşen (görev), sadece tebliğdir. Biz insana katımızdan bir rahmet (bolluk) tattırdığımız zaman ona sevinir. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, şüphesiz ki insan çok nankördür!
12. Allah’a itaat edin; Elçi'ye de itaat edin! Yüz çevirirseniz (bilin ki) Elçimize düşen görev, sadece apaçık tebliğdir.
92. Allah’a itaat edin, Elçi'ye de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının! (İtaatten) yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize (düşen görev), sadece apaçık tebliğdir.
108. De ki: “İşte bu, benim yolumdur. Allah’a çağırıyorum; ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah yücedir! Ben asla ortak koşanlardan değilim.”
36. Kendilerine kitap verdiklerimiz(den bazısı) sana indirilene (Kur’an’a) sevinirler. Fakat (diğer) gruplardan onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: “Bana, yalnızca Allah’a kulluk etmem ve O’na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O’nadır.”
125. Sen Rabbinin yoluna hikmetle (doğru hükümlerle), güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Şüphesiz ki Rabbin -evet yalnızca O- kendi yolundan kimin saptığını iyi bilendir ve O kimlerin doğru yola ulaştırıldığını da iyi bilendir.
67. Biz her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyleyse onlar (kitap ehli) bu işte seninle çekişmesinler! Sen Rabbine davet et! Şüphesiz ki sen doğru bir hidayet üzeresin.
87. Sana indirildikten sonra, artık onlar seni Allah’ın ayetlerinden sakın ha alıkoymasınlar! Rabbine davet et ve asla müşriklerden olma!
45-46. Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz seni şahit, müjdeleyici, uyarıcı, O’nun izniyle Allah’a davet eden ve münîr (ışık saçan) bir kandil olarak gönderdik.
20. De ki: “Ben sadece Rabbime dua ederim (O’na çağırırım) ve O’na kimseyi ortak koşmam.”
193. Rabbimiz! Gerçek şu ki biz ‘Rabbinize inanın!’ diye imana çağıran davetçiyi duyduk ve hemen iman ettik. Rabbimiz! Bizim için günahlarımızı bağışla; kötülüklerimizi ört ve iyilerle birlikte (olacak şekilde) bizi vefat ettir!
56. Biz seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
28. Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik fakat insanların çoğu bilmezler.
24. Biz seni bir amaç için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (Nitekim) her ümmet için de elbette bir uyarıcı gelmiştir.
8-9. Allah’a ve Elçisine iman edesiniz, O’na (Allah’a) saygı gösteresiniz, O’nu yüceltesiniz ve sabah akşam O’nu tesbih edesiniz (yüceltesiniz) diye şüphesiz ki biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
61. Onlara “Allah’ın indirdiğine (Kitaba) ve Elçi'ye gelin (onlara başvuralım)” dendiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.