Allah Kur’an’da kullarına seslenirken onları çeşitli sıfatlarla nitelendirmiş, yaptıklarına göre derecelerinin bulunduğu ifade olunmuştur:
23. İşte Allah’ın, iman edip iyi işler yapan kullarına müjdelediği (ödül) budur.
8. (Bütün bunlar, Allah’a) yönelen her kulun öngörülü olması ve (gerçeği) hatırlaması içindir.
10. De ki: “(Allah şöyle diyor:) Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Bu dünyada güzel davrananlara güzel (karşılık) vardır. Allah’ın arzı (yeryüzü) geniştir. Ancak sabredenlere ödülleri hesapsız verilecektir.”
73-74. Allah’ın samimi kulları hariç, uyarılanların (fakat inanmayanların) sonunun nasıl olduğuna bir bak!
132. Şüphesiz ki o, mümin kullarımızdandı.
59. De ki: “Hamd (övgü) Allah’a, selam (esenlik) de seçkin kıldığı kullarına olsun!” Allah mı hayırlıdır; yoksa ortak koşma(ya çalıştıkları) mı?
105. Yemin olsun ki Zikr’den
(Tevrat’tan) sonra Zebur’da da “Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır.” diye yazmıştık.
63. Kullarımızdan takvâlı (duyarlı) olanları mirasçı kılacağımız cennet işte odur.
28. İnsanlardan, adım atan canlılardan ve dört bacaklı hayvanlardan da renkleri farklı olanlar var.
Kulları içinden sadece (gerçeği) bilenler Allah’a saygı duyarlar. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, çok bağışlayandır.
63. Rahmân’ın (iyi) kulları, yeryüzünde tevazu ile yürür ve o cahiller (müşrikler) onlara laf attığında ‘Selam!’ diyip (geçer)ler.
31. İman eden kullarıma söyle: “Namazlarını kılsınlar, kendisinde alışverişin de dostluğun da bulunmadığı bir günün gelmesinden önce kendilerini rızıklandırdıklarımızdan bir kısmını (Allah için) gizli de açık da infak etsinler (versinler).”
56. Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yerim) geniştir. Yalnızca bana kulluk edin!
17. Onların söylediklerine karşı sabret; güçlü, (Allah’a) çok yönelen kulumuz Davud’u hatırla!
30. Davud’a Süleyman’ı vermiştik; o ne güzel bir kuldu; daima (Allah’a) yönelendi.
44. (Eyüp’e) “Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma.” (demiştik).
Şüphesiz ki Eyüp’ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah’a) yönelen ne güzel bir kuldu.
45. Güçlü ve öngörü sahibi kullarımızı (yani) İbrahim’i, İshak’ı ve Yakup’u da hatırla!
Kulların iyi sıfatlarının yanında aşağıdaki gibi kötü sıfatlarından da bahsedilmiştir.
30. Ah, kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay etmiş olan kullara yazıklar olsun!
102. Kâfir olanlar, benim peşim sıra kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar! Biz cehennemi kâfirlere bir konak olarak hazırladık.
53. De ki: “(Allah şöyle buyuruyor:) Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın merhametinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki Allah bütün günahları bağışlayabilir. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
13. Onlar (cinler) Süleyman için mabedlerden, heykellerden, havuzlar gibi (geniş) leğenlerden, sabit (ağır) kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükür için çalışın! Kullarımdan şükreden(ler) ne kadar da azdır!
194. Allah’ın peşi sıra yalvardıklarınız da sizin gibi kullardır. Doğruysanız, kendilerini çağırın da çağrınıza cevap versinler!
36. Allah kuluna yetmez mi hiç! Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona hiçbir yol gösteren olamaz.
207. İnsanlardan öylesi de var ki Allah’ın rızasını kazanmak için kendini (servetini) satar (feda eder). Allah kullara çok şefkatlidir.
15. De ki: “Bunlardan hayırlısını size bildireyim mi? Takvâlı (duyarlı) olanlar için Rablerinin katında, altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah kulları(nı) görendir.”
182. “İşte bu, ellerinizin öne sunduğu şeyler yüzündendir.” (denecektir). Elbette Allah kullara asla haksızlık edici değildir.
61. O, kullarının üzerinde her türlü etkinliğe sahiptir ve size koruyucular göndermektedir. Sonunda birinize ölüm geldiğinde elçilerimiz (melekler) onu vefat ettirirler. Onlar (görevlerinde) kusur etmezler.
88. İşte bu, Allah’ın hidayetidir, kullarından dilediğini (layık olanı) ona ulaştırır. Onlar da Allah’a ortak koşsalardı, yaptıkları işler elbette boşa giderdi.
104. Yalnızca Allah’ın, kullarının tevbesini kabul edip sadakaları alacağını (geri çevirmeyeceğini) ve şüphesiz ki Allah’ın tevbeleri çok kabul eden, çok merhametli olduğunu (hâlâ) bilmezler mi?
17. Nitekim Nuh’tan sonraki nice nesilleri helak etmiştik. Rabbin, kullarının günahlarını bilip görmede yeterlidir.
30. Şüphesiz ki Rabbin, rızkı dilediğine (layık olana) açarak (bol) da verebilir, kısarak (dar) da. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) görendir.
10. (Onlara): “İşte bu, ellerini(zi)n öne sunduğu (yaptığınız) şeyler yüzündendir.” (denecektir). Elbette Allah kullara asla haksızlık edici değildir.
62. Allah kullarından rızkı dilediğine açarak (bol) da verir, ona kısarak (dar) da verir. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.
7. İnkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah size muhtaç değildir. O, kullarının küfrüne razı olmaz. Şükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir (günah) yüklüsü başkasının (günah) yükünü yüklenemez. Sonunda dönüşünüz sadece Rabbinizedir ve O, yaptığınız şeyleri size bildirecektir. Şüphesiz ki O, göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.
31. Nuh kavminin, Âd ile Semûd (kavimlerinin) ve onlardan sonra gelenlerin durumunun örneği gibi. Allah kullarına haksızlık dilemez.
46. Kim iyi bir iş yaparsa (bu) kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Senin Rabbin kullara asla haksızlık edici değildir.
19. Allah kullarına cömerttir; dilediğini rızıklandırır. O kuvvetlidir, güçlüdür.
46. De ki: “Ey gökleri ve yeri yoktan yaratan, görünmeyeni de görüneni de bilen Allah’ım! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.”
49-50. Kullarıma, benim çok bağışlayan, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem verici bir azap olduğunu bildir!
53. Kullarıma söyle, (tartışırken karşısındakilere) sözün en güzelini söylesinler (güzelce tartışsınlar)! Şüphesiz ki şeytan aralarına fitne sokar. Şüphesiz ki şeytan insanın apaçık düşmanıdır.
64. Gücünün yettiği kişileri davetinle (gerçeklerden) uzaklaştır! Süvarilerinle ve yayalarınla onları yaygaraya boğ (vesvese ver, ayart)! Malları ve çocukları (aracılığıyla yapacakları kötülükler)de onlara ortak ol! Kendilerine vaatlerde bulun!”
Şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
65. “(Samimi) kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur.” Vekil (güven kaynağı) olarak Rabbin yeter.
16. Onların hem üstlerinden ateşten karanlıklar (tabakalar) hem de altlarından (ateş) karanlıkları (tabakaları) olacaktır. İşte Allah kullarını bununla (böyle bir azapla) korkutuyor. Ey kullarım! Yalnızca bana karşı takvâlı (duyarlı) olun!
61. Yani Rahmân’ın kullarına gıyaben vadettiği durmaya değer cennetlere (gireceklerdir). Şüphesiz ki O’nun (Allah’ın) vaadi gerçekleşmiş olacaktır.
23. İşte Allah’ın, iman edip iyi işler yapan kullarına müjdelediği (ödül) budur. De ki: “Ben buna karşılık (Allah’a) yakın olmayı sevmenizden başka sizden herhangi bir ücret istemiyorum.”
Kim güzel bir davranışta bulunursa onun (sevabını) güzelce artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, şükrün karşılığını çok verendir.
32. Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık.
Kimi kendisine haksızlık eder; kimi ortadadır; kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öndedir. Asıl büyük lütuf işte budur.
(Hz. Muhammed’in vahye ilişkin sorumluluğu, onun vefatından sonra ümmetine miras bırakılmıştır. Böylelikle vâris kılınan şey son ilâhî mesajın bütün insanlığa tebliğ görevidir.)
68. Ey kullarım! Bugün size korku yoktur; siz üzülmeyeceksiniz de!