HİKMET SÜNNET MİDİR?

 

Râgıb el-İsfehânî'nin el-Müfredât adlı eserinde hikmet'in tanımı şöyledir:

 

حِكْمَةَ(Hikmet), ilim ve akılla hakka isabet etmektir(gerçeği bulmaktır). Kur’ân’ın hikmetle nitelendirilmesi onu içermesindendir. الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ Elif, Lam, Ra. İşte bunlar o hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir (10/Yûnus 1) âyeti gibi. Bu açıdan Allah buyurur: وَلَقَدْ جَاءَهُم مِنَ اْلأنْبَاءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ Onlara bu tutumlarından vazgeçmelerini sağlayacak haberler geldi. Bu haberler son derece anlamlı ve etkilidir (54/Kamer 4-5) denmiştir. Bir şey hakkında hükmetmek, onun belirli bir şekilde olduğuna veya olmadığına karar vermektir. Hüküm, hikmetten daha geneldir. Onun için her hikmet bir hükümdür, fakat her hüküm bir hikmet değildir; çünkü hüküm bir şeyi ölçü alarak başka bir şey hakkında karar vermektir.


O zaman hikmet de doğru hüküm vermek şeklinde çevrilmektedir.

 

Ayetlerde geçen hikmet kelimesiyle Hz. Muhammed’in sünnetine Kur’an’dan delil getirilmeye çalışılmıştır. İmam Şafiî Sünnet ile Hikmet arasında ilişki kurmuştur. Şimdi ilgili olmadığını aşağıdaki Kur'an ayetleriyle anlatmaya çalışalım.


Hikmet Sadece Hz.Muhammed’e has bir şey değildir çünkü hikmet sadece son nebîye ya da nebîlere değil, gereken gayreti gösteren her insana verilmiştir.

 

Âl-i İmrân 81. Ayet

81. Hani Allah peygamberlerden “Ben size Kitap ve hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) verdikten sonra beraberinizdekileri onaylayan bir elçi geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz.” diye söz almıştı. “Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır sözümü

üstlendiniz mi?” dediğinde, “Kabul ettik.” demişlerdi. (Bunun üzerine Allah) “(Birbirinize) şahit olun! Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim.” demişti.

 

Lokmân 12. Ayet

12. Yemin olsun ki biz Lokman’a “Allah’a şükret!” diyerek hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) vermiştik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de (bilsin ki) şüphesiz ki Allah (gerçek) zengindir, övgüye layıktır.

(Kur’ân’da, Lokman’ın nebî/resul olduğuna dair bir işaret yoktur.)

 

Sâd 20. Ayet

20. Onun hükümdarlığını güçlendirmiş, ona hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve güzel konuşabilme (özelliği) vermiştik.

(Hz. Davudla ilgili konu içinde geçen bir ayettir.)

 

Bakara 251. Ayet

251. Allah’ın izniyle onları yenmişler, Davud da Calut’u öldürmüştü. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) vermiş, dilediği şeylerden ona öğretmişti. Allah’ın insanlardan bir kısmını(n kötülüğünü) diğerleriyle savması olmasaydı, elbette yeryüzü bozguna uğrardı. Fakat Allah bütün insanlığa karşı iyilik sahibidir.

 

Nisâ 54. Ayet

54. Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şeyler hususunda insanlara haset mi ediyorlar! Elbette İbrahim’in soyuna Kitabı ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) vermiş ve onlara büyük bir hükümdarlık lütfetmiştik.

 

Zuhruf 63. Ayet

63. İsa, apaçık delillerle geldiği zaman şöyle demişti: “Ben size elbette hikmet (doğru hükümler) getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size elbette açıklayacağım. Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve bana itaat edin!

 

Âl-i İmrân 48. Ayet

48. (Allah) ona Kitab'ı, hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini), Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek.

 

Mâide 110. Ayet

110. Allah o zaman şöyle diyecektir: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimet(ler)imi hatırla! Hani seni Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; sen beşikteyken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab'ı (okuyup yazmayı), hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini), Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan bir kuşun benzeri gibi (sûret) yapıyordun da ona üflüyordun; o da benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Benim iznimle körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim. Kendilerine apaçık deliller getirdiğin zaman içlerinden kâfir olanlar “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!” demişlerdi.

 

Gereken gayreti gösteren her insana verilebileceğini dile getiren ayet ise

 

Bakara 269. Ayet

269. (Allah) hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) dileyene (layık gördüğüne) verir. Kime hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) verilirse, elbette ona pek çok iyilik verilmiş demektir. Derin akıl sahiplerinden başkası (gerçeği) hatırlamaz.

 

Peki Kur’an’ın bize Hikmet’i nasıl tanımladığına bakalım, İsra suresi 22’den 38’e kadar maddeler halinde insanlara adeta bir yapılacaklar listesi veriliyor ve ardından bu farzlar için 39.ayette bunların hikmet olduğu söyleniyor.

 

İsrâ 22. Ayet

22. Allah ile birlikte başka ilah edinme! Aksi takdirde kınanmış ve (azaba) terkedilmiş olarak oturup kalırsın.

23. Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babaya iyiliği emretmiştir. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine sakın “Öf!” bile deme; onları azarlama; kendilerine güzel sözler söyle!

24. Onlara merhametten kaynaklanan alçak gönüllülük kanadını ger ve şöyle de: “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl sahiplendiyseler (özenle büyüttüyseler), şimdi sen de onlara merhamet et!”

25. Rabbiniz kalplerinizdekini çok iyi bilendir. Siz iyiler olursanız (şunu bilin ki) şüphesiz ki O, kendisine yönelenleri çok bağışlayandır.

26. Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver! Saçıp savurma!

27. Şüphesiz ki saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

28. Rabbinden beklediğin bir rahmet arzusu için onlardan yüz çevirirsen (onlara yardım edemez duruma düşersen, en azından) kendilerine gönül alıcı bir söz söyle!

29. Elini boynuna kilitleme; onu büsbütün de açma! Sonra kınanmış, (kaybettiklerinin) hasret(ini) çekmiş olarak oturur kalırsın.

30. Şüphesiz ki Rabbin, rızkı dilediğine (layık olana) açarak (bol) da verebilir, kısarak (dar) da. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) görendir.

31. Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin! Biz onları da sizi de rızıklandırmaktayız. Şüphesiz ki onları öldürmek, büyük bir günahtır.

32. Zinaya yaklaşmayın! Şüphesiz ki o bir çirkinliktir; kötü bir yoldur.

33. Allah’ın saygın kıldığı (öldürülmesini yasakladığı) canı haksız yere öldürmeyin! (Haksız yere) öldürülen kişinin velisine (yakınına) elbette yetki verdik. (Yine de) o öldürmede ileri gitmesin (ille de karşılığında ölüm istemesin)! Şüphesiz ki (öldürülen kişiye) yardım edilmiştir.

34. Yetimin malına, yetişkinlik zamanına ulaşıncaya kadar en güzel olanın dışında sakın yaklaşmayın! Verdiğiniz sözü de yerine getirin! Şüphesiz ki verilen söz sorumluluğu gerektirir.

35. Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru bir terazi ile tartın! Bu (tutum) hem hayırlı olandır hem de sonuç itibarıyla güzel olandır.

36. Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine (biliyormuş gibi) düşme! Şüphesiz ki işitme (duyusu), göz ve kalp, bütün bunlar o (kazandığı)ndan sorumludur.

37. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme! Şüphesiz ki sen asla yeri yaramazsın; boyun da asla dağlara ulaşamaz.

38. Bütün bu (sayıla)nların kötülüğü, Rabbinin katında çirkin sayılmalarıdır.

İsrâ 39. Ayet

39. İşte (bütün) bunlar, Rabbinin sana vahyettiği doğru hükümler içeren konulardandır. Allah ile birlikte başka ilah edinme! Kınanmış ve (Allah’ın merhametinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

 

Kamer 4-5. Ayet

4-5. Yemin olsun ki onlara tastamam doğru hükümler içeren, (kendilerini) kötülükten engelleyecek haberler gelmiştir. (Yüz çevirene) uyarılar yarar sağlamaz.

 

4.Ayette içinde önleyici haberlerden olanın onlara geldiğini, 5. ayette ise bunların üstün(bâliġa) hikmet olduğu belirtiliyor. Mealde iki ayet birlikte anlamlandırıldığından cümleler birleştirilmiş.

 

Hikmet, Kur’an’dan ayrı birşey olarak düşünülemez. Kur’an aşağıdaki ayetlerde Hikmeti içeren anlamında Hikmetli(doğru hükümler içeren) şeklinde nitelenmiştir.

 

Yûnus 1. Ayet

1. Elif. Lâm. Râ. İşte şu(nlar), doğru hükümler içeren Kitabın ayetleridir.

 

Lokmân 2. Ayet

2. İşte şu(nlar), doğru hükümler içeren Kitab'ın ayetleridir.

 

Yâsîn 2. Ayet

2. Doğru hükümler içeren Kur’an’a yemin olsun ki.

 

Âl-i İmrân 58. Ayet

58. Bu, sana tilavet etmekte (okuyup aktarmakta) olduğumuz ayetlerden ve doğru hükümler içeren hatırlatma(lar)dandır.

 

Zuhruf 4. Ayet

4. O, katımızdaki Ana Kitap’tadır; yücedir, doğru hükümler içermektedir.

 

Hikmet’in yazılı olan Kur’an’dan olduğu söz olmadığı aşağıdaki ayette de okunmasından bahsedilerek pekiştirilmiştir. Söz okunamaz.

 

Ahzâb 34. Ayet

34. Evlerinizde tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti (doğru hükümleri) hatırlayın! Şüphesiz ki Allah en ince işleri görüp bilendir, haberdardır.

 

Hikmet’in Kur’an’dan olduğu farklı birşey olmadığı onun Kitab kelimesiyle nitelenen Kur’an ile birlikte anılmasıyla da ortaya çıkmaktadır.

 

Bakara 129. Ayet

129. Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine tilavet edecek (okuyup aktaracak), onlara Kitap ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) öğretecek, onları arındıracak bir elçi gönder! Şüphesiz ki yalnızca sen güçlü olansın; doğru hüküm verensin.”

 

Bakara 151. Ayet

151. Nitekim size kendi içinizden, ayetlerimizi tilavet eden (okuyup aktaran), sizi (kötülüklerden) arındıran, size Kitabı ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) bildiren, bilmediklerinizi size öğreten bir elçi gönderdik.

 

Cum‘a 2. Ayet

2. O (Allah), ümmilere (Mekkelilere) kendilerine (Allah’ın) ayetlerini tilavet etmekte (okuyup aktarmakta), onları (kötülüklerden) arındırmakta ve onlara Kitap ve hikmeti (doğru hükümleri) öğretmekte olan bir Elçi göndermiştir. Daha önce onlar apaçık bir sapkınlık içindeydi.

 

Âl-i İmrân 164. Ayet

164. Şüphesiz ki içlerinden kendilerine (Allah’ın) ayetlerini tilavet etmekte (okuyup aktarmakta), onları (kötülüklerden) arındırmakta ve kendilerine Kitap ve hikmeti (doğru hükümleri) öğretmekte olan bir elçi göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içindeydi.

 

Nisâ 113. Ayet

113. Allah’ın sana lütfu ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya (şaşırtmaya) yeltenirdi. (Oysa) onlar, sadece kendilerini saptırırlar ve sana asla zarar veremezler. Allah sana Kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah’ın sana olan lütfu büyüktür.

 

Hatta aşağıdaki ayette bir dilbilgisi kuralı ile Hikmet ile Kur’an’ın birbirinden elde edilen şey olduğu yani kaynağın tek olduğu ortaya çıkmaktadır. Aşağıda ayetin kelime tahlilinde 3. satırda görülen bihi (onunla) kelimesine dikkat çekmek istiyoruz.

Bakara 231.Ayet

231.Kadınları boşadığınız ve onlar da (üç aylık bekleme) süresinin sonuna geldiklerinde onları iyilikle tutun veya iyilikle bırakın! Haksızlık ederek ve (kendilerine) zarar vermek için onları (zorla) tutmayın! Kim bunu yaparsa elbette (öncelikle) kendine kötülük etmiş olur. Allah’ın ayetlerini eğlence edinmeyin! Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini (size verdiği hidayeti), size öğüt vermek üzere indirdiği Kitabı ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) hatırlayın! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Bilin ki şüphesiz Allah her şeyi bilendir.


Yukarıda ayrı ayrı kelimelerini vermiş olduğumuz ayetin son kısmında koyu olarak yazılan cümlenin içerisindeki arapça “bihi” kelimesi yani “Onunla” ifadesi muhtemelen cümlenin cevirilmesi esnasında anlam içerisinde kaybolduğu için mealde eklenmemiştir.

 

Halbuki olması gereken meallendirme aşağıda verilen başka meallerdeki gibi birebir "onunla/kendisiyle" kelimesinin eklenmesi ile olmalıdır.

 

Bahaeddin Sağlam Meali:

Kadınları boşayıp, bekleme sürelerini bitirdiklerinde, onları ya iyilikle tutun veya iyilikle salıverin. Haklarını yemek için, onlara zarar ve sıkıntı vererek onları tutmayın. Kim böyle bir şey yaparsa, hiç şüphesiz o kendine zulmetmiştir. Allah’ın ayetlerini hafife almayın. Allah’ın size olan nimetlerini, Allah’ın size indirdiği, onunla size öğüt verdiği kitap ve hikmeti (yasa ve bilgiyi) hatırlayın. Allah’tan sakının ve bilin ki; Allah her şeyi çok iyi bilendir.

 

Besim Atalay Meali:

Kadınları boşarsanız, saya günü yettiğinde, ya iyilikle tutunuz, ya iyilikle bırakın, ezip ziyan etmekçin, tutmayasız onları, bunu yapan kendisine yapmış olur ziyanı, Allahın âyetleriyle alay etmeyin, Allahın sizlere olan nimetiyle, sizi onunla öğütleyen, hikmetten, kitaptan ne göndermişse, onu anınız; Allahtan sakınınız, biliniz ki Allah her şeyi bilir.

 

İsmail Hakkı İzmirli Meali:

Kadınları boşadığınızda onlar da iddetlerinin sonuna yaklaşırlarsa [¹] onları ya güzelce tutun veya güzelce bırakın [²], Zarar eriştirmek için onları alıkoymayın ki zülüm [³] etmiş olursunuz [⁴]. Herkim bunu [⁵] isterse muhakkak nefsine zûlmetmiş olur. Âyât-ı ilâhiyeyi eğlence edinmeyin [⁶]. Allah/ın üzerinizdeki nimetini, size inzal ettiği Kitap ve hikmeti yâd edin ki onunla size öğüt veriyor. Allah/tan sakının, Allah/ın herşeyi hakkiyle bildiğini de bilin!

 

Mustafa Çavdar Meali:

Kadınları boşadığınızda, onların da bekleme süreleri sona erince ya onları güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Fakat onlara zarar vermek ve haklarını ihlal etmek niyetiyle zorla alıkoymayın. Kim bunu yaparsa şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah’ın ayetlerini hafife almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, kendisiyle öğüt vermek için size indirdiği kitabı ve hikmeti düşünün. Allah’a karşı sorumlu olun ve bilin ki, kesinlikle Allah her şeyi bilendir.

 

Ömer Nasuhi Bilmen Meali:

Ve kadınları boşadığınızda, onlar da adetlerinin sonuna yaklaşınca artık onları ya iyilikle tutunuz veya iyilikle salıveriniz. Onları, haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutuvermeyiniz. Bunu her kim yaparsa muhakkak nefsine zulüm etmiş olur. Ve Allah Teâlâ'nın âyetlerini eğlence yerine tutmayınız. Ve Allah Teâlâ'nın üzerinize olan nîmetlerini ve sizlere indirip kendisiyle öğüt verdiği kitabı ve hikmeti yâd ediniz. Ve Hak Teâlâ'dan korkunuz. Ve biliniz ki Allah Teâlâ şüphesiz her şeyi bihakkın bilicidir.

 

Yaşar Nuri Öztürk Meali:

Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamladılar mı ya onları örfe uygun olarak tutun yahut da örfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz için, zararlarına bir biçimde, tutmayın. Bunu yapan, öz benliğine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence aracı yapmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi çok iyi bilmektedir.

 

Burada ayette “onunla” diye ısrarla bildirilmesi Kitabın ve hikmetin tek kaynak olduğunu belirtmek içindir. Eğer farklı şeyler olsaydı “bihi” kelimesi yerine Kur’an “bihima” ifadesi kullanır ve “onlarla birlikte” anlamı verirdi. Subhanallah.