NAMAZ İSLAMİYET'TEN ÖNCE DE VAR MIYDI?

 

Namaz ibadeti insanlık tarihi kadar eskidir ve bütün ümmetlerin dini hayatında yer almış evrensel bir ibadettir.

 

  • Hz. Âdem, Hz. Nuh ve Hz. İbrâhim’den sonra namazı terkeden nesillerin geleceği,

Meryem 59. Ayet

59. Onlardan hemen sonra salâtı (namazı/ibadeti) ziyan eden ve şehvetlere uyan bir nesil geldi. İleride bir cehennem çukuru ile karşılaşacaklardır.

 

  • Hz. Zekeriyyâ’nın namaz kıldığı,

Âl-i İmrân 39. Ayet

39. O (Zekeriya) mabette namaz kılarken melekler (ona şöyle) seslenmişlerdi: “Allah sana kendisi tarafından gelen bir sözü doğrulayıcı, efendi, onurlu ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeliyor.”

 

  • Hz. Îsâ’nın namaza atıfta bulunduğu

Meryem 31. Ayet

31. Beni bulunduğum her yerde bereketli kıldı. Yaşadığım sürece salâtı (Allah’a desteği, namazı) ve zekâtı bana emretti.

 

  • Hz. İbrâhim’in yanı sıra Hz. Lût, Hz. İshak ve Hz. Ya‘kub’a namaz emrinin vahyedildiği,

Enbiyâ 73. Ayet

73. Onları, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yapmış ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyetmiştik. Onlar daima bizim kullarımızdılar (Onlar daima bize kulluk edenler idiler).

 

Bakara 125. Ayet

125. Hani o Ev'i (Kâbe’yi) insanlara toplanma yeri ve güven (mekânı) kılmıştık. "Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin!" İbrahim’e ve İsmail’e “Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû (ve) secde edenler için Evimi temiz tutun!” diye emretmiştik.

 

  • Hz. İsmâil’in halkına/ailesine namazı emrettiği,

Meryem 55. Ayet

55. Ayrıca o, ailesine (destekçilerine) salâtı (Allah’a desteği, namazı) ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış biriydi.

 

  • Hz. Lokmân’ın oğluna namazı hakkıyla kılmasını öğütlediği,

Lokmân 17. Ayet

17. Ey yavrucuğum! Namazı kıl; iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelle (sakındır); baş gelenlere de sabret! Şüphesiz ki bu, azmetmeye değer işlerdendir.

 

  • Hz. İbrâhim’in kendisini ve neslini namazı dosdoğru kılan kullarından eylemesi için Rabbine dua ettiği,

İbrâhîm 40. Ayet

40. Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namaz kılanlardan eyle! Rabbimiz! Duamı kabul et!

 

  • Hz. Musa’ya Yüce Allah’ı anmak üzere namaz kılmasının emredildiği,

Tâhâ 14. Ayet

14. Şüphesiz ki ben -evet ben- Allah’ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni hatırlamak için namaz kıl!

 

  • Hz. Musa’ya ve kardeşine hitaben evleri kıble yapmaları ve namaz kılmaları emrinin verildiği,

Yûnus 87. Ayet

87. Biz de Musa'ya ve kardeşine “Kavminiz için şehirde evler hazırlayın! Evlerinizi kıble yapın!

Namazınızı da doğru kılın! (Ey Musa)! Müminleri müjdele!” diye vahyetmiştik.

 

  • Hz.Şuayb'a kavminin taptıklarını bırakmaları konusunda salat'ının mı etkili olduğunu söyledikleri,

Hûd 87. Ayet

87. (Medyenliler Şuayb’a) şöyle demişlerdi: “Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları)

veya mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana salâtın (ibadetin) mi emrediyor? Şüphesiz ki sen çok hoşgörülüsün; akıllısın!”

 

  • İsrâiloğulları’ndan yerine getirme sözü aldığı görevler arasında namazın da yer aldığı,

Bakara 83. Ayet

83. Hani, İsrailoğulları’ndan “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; ana babaya güzel davranacaksınız; yakınlara, yetimlere ve yoksullara (iyilik yapacaksınız)” diye söz almıştık. (Ayrıca) "insanlara güzel söz söyleyin; namazı kılın ve zekâtı verin!" Sonunda azınız hariç, yüz çevirerek dönüp gitmiştiniz.

 

Mâide 12. Ayet

12. Yemin olsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı.

(Yönetici olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik (görevlendirmiştik). Allah onlara şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Namazı doğru kılar, zekâtı verir, elçilerime inanır, onları destekler ve Allah’a güzel borç verirseniz, şüphesiz ki sizden (sizin) kötülüklerinizi örteceğim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğim. Bundan sonra sizden kim inkâr ederse elbette doğru yoldan sapmış olur.”

 

  • Kitap ehline yönelik emirler arasında namaz kılmaları da zikredilmektedir.

Beyyine 4-5. Ayet

4. Kendilerine kitap verilenler ancak o beyyine (apaçık bir elçi) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düşmüşlerdi.

5. (Oysa) dini yalnız O’na özgü kılarak, hanîfler (Allah’ı birleyenler) olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri kendilerine özellikle emredilmişti. İşte sağlam din budur.