Dua, “davet etmek, çağırmak, yalvarmak, istemek, yardım talep etmek” gibi anlamlarıyla kulun Allah ile olan bağının en güzel ifadesidir.
18. Şüphesiz ki mescitler Allah’a aittir. Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın!
65. O, daima diridir, O’ndan başka ilah yoktur. Dini O’na özgü kılarak O’na dua edin! Hamd (övgü) âlemlerin Rabbi Allah içindir.
14. Kâfirlerin hoşuna gitmese de dini O’na özgü kılarak Allah’a dua edin!
186. Kullarım sana benden sorduğunda (onlara de ki): “Ben (kendilerine) çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin çağrısına cevap veririm. (Kullarım) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler!”
60. Rabbiniz şöyle demiştir: “Bana dua edin, size icabet edeyim. Şüphesiz ki bana ibadeti bırakıp kibirlenenler, ileride aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.”
14. Gerçek dua yalnızca O’na (Allah’a)dır. O’nun peşi sıra dua ettikleri varlıklar onlara asla cevap veremezler. (Onların durumu, kendisi) ona ulaşamamışken ağzına ulaşsın diye iki avucunu suya uzatan kimse gibidir. Kâfirlerin yalvarması şaşkınlıkta olmaktan başka bir şey değildir.
29. De ki: “Rabbim adaleti emretmiştir. Her secdede yüzlerinizi O’na yöneltin ve dini yalnız O’na (Allah’a) özgü kılarak O’na dua edin (yalvarın)! Başlangıçta sizi O yarattığı gibi (sonunda yine O’na) döneceksiniz.”
28. O’nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenlerle birlikte olmaya devam et! Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme! Arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olduğu için kalbini bizi hatırlamaktan habersiz kıldığımız kimseye boyun eğme!
52. O’nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenleri kovma! Onların hesabından sana herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur; senin hesabından da onlara herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın.
kullarının kendisinden istemesi durumunda dualarına karşılık vereceğini beyan ederek, duanın adresini belirlemektedir.
Esasında her namazın her rekâtında okuduğumuz Fâtiha suresinde bunun bir beyanı yer almakta ve sadece ve sadece Yüce Allah’tan yardım istememiz gerektiği öğretilmektedir.
5. (Rabbimiz)! Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
duaları kabul eden tek makam Yüce Allah’ın makamıdır.
Dua'nın nasıl olması gerektiğini ifade eden ayetler de aşağıdadır:
110. De ki: “İster Allah diye dua edin; ister Rahmân diye dua edin! Hangisiyle dua ederseniz edin, en güzel isimler yalnızca O’na aittir.”
Duanı yüksek sesle yapma; sesini fazla da kısma; bu (ikisi) arasında bir yol tut!
77. De ki: “Duanız olmasaydı, Rabbim size neden değer versin ki!”
(kâfirlere de ki): “Siz ise elbette (gerçeği) yalanladınız. Onun için ileride (bu günah size) yapışacaktır!”
55. Rabbinize boyun eğerek ve gizlice dua edin! Şüphesiz ki O, haddi aşanları sevmez.
56. Düzenine kavuşturulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın! O’na (Allah’ın azabından) korkarak ve (merhametini) umarak dua edin! Şüphesiz ki Allah’ın merhameti güzel davrananlara çok yakındır.
10. Onların oradaki duası şudur: “Ey Allah’ım! Sen yücesin!” Orada birbirlerine esenlik dilekleri ise ‘selam’dır. Dualarının sonu da “Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” şeklindedir.
180. En güzel isimler yalnızca Allah’a aittir. O’na o (isim)lerle dua edin! O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın! Yaptıklarının karşılığı ileride kendilerine verilecektir.
48. Sizden de Allah’ın dışında yalvardığınız şeylerden de uzaklaşıyorum ve Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime duada mahrum olmam.”
İnsanın zor zamanlarda aklına yaratıcısının geldiğini, bu zamanlarda sadece Allah’a yalvarıp dua ettiği aşağıdaki bir çok ayette örneklendirilmiştr. Bu duruma düşen insan fıtratı gereği yanlız Allah’a sığınır. Allah ise insanın nankörlüğünü, onu o durumdan çıkardığında yine kendisine ortak koşmaya başladığını yada kibirlenerek Allah’ı unuttuğunu hatırlatarak aşağıdaki biçok ayetle ortaya koymaktadır.
40. De ki: “Bir düşünsenize; size Allah’ın azabı gelse veya o (Son) Saat size gelip çatsa, Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğruysanız (söyleyin bakalım)!”
41. (Gizlediğinizin) aksine yalnız O’na (Allah’a) yalvarırsınız. O da (kaldırılması için) kendisine yalvardığınız (belayı) dilerse kaldırır ve siz ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.
12. (İnkârcı) insana bir sıkıntı dokunduğu zaman, yan yatarak veya oturarak ya da ayakta durarak bize dua eder. Ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı yüzünden bize yalvarmamış gibi geçip gider. İşte böylece yapmakta oldukları şeyler haddi aşanlara güzel gösterilmiştir.
22. Sizi karada ve denizde yürüten (gezdiren) O’dur. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, gemiler de içindekileri tatlı bir rüzgârla alıp götürdüğü ve (yolcular) bu yüzden neşelendikleri zaman, ona (gemiye) şiddetli bir fırtına gelip çatar; her yerden dalgalar onlara gelir ve onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da işte o zaman, dini yalnız O’na (Allah’a) özgü kılarak “Bizi bundan kurtarırsan elbette şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.
53. Nimet olarak size (ulaşan) ne varsa (hepsi) Allah’tandır. Sonra size bir zarar (sıkıntı) dokunduğu zaman da yalnız O’na yalvarırsınız.
65-66. Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah’a) ortak koşmaktadırlar. (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler!
33-34. İnsanların başına bir sıkıntı gelince Rablerine yönelerek O’na yalvarırlar. Sonra (Allah) katından onlara bir rahmet (bolluk) tattırınca bakarsınız ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için onlardan bir grup, Rablerine yine ortak koşuyorlar.
Bir süre (daha) yararlanın! İleride bileceksiniz!
32. Dalgalar onları gölgeler gibi kuşattığı zaman, dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarırlar. (Allah) onları karaya kurtarınca (çıkarınca), içlerinden bir kısmı orta (dengeli yolda) olur. Bizim ayetlerimizi nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez.
8. İnsana bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra (Allah) katından ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. O’nun yolundan saptırmak için Allah’a ortaklar koşar. (İnkâr edene) de ki: “Küfrünle biraz (daha) yaşa! Şüphesiz ki sen ateş halkındansın!”
49. İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır. Sonra, kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimizde “Bu, bana ancak bilgi(m) sayesinde verilmiştir.” der. Hayır! O bir imtihandır fakat çoğu bilmez.
67. Denizde size bir sıkıntı geldiğinde, O’ndan başka yalvardıklarınız kaybolup gider. Sizi kurtarıp karaya çıkardığında (eski hâlinize) dönersiniz. İnsanoğlu çok nankördür.
63. De ki: “Şüphesiz ki bizi bundan kurtarırsa şükredenlerden olacağız diye boyun eğerek ve gizlice yalvararak O’na dua ederken karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarabilir ki!”
Allah'a yapılan dua'nın Allah tarafından işitilmesi için başkalarına ihtiyaç olduğunu yada ihtiyaç olmasa da bu şekilde daha iyi olacağını belirten hiçbir örnek ayet yoktur. Dualarımızda başkasını, şah damarımızdan bile bize yakın olduğunu ifade eden Allah ile aramıza sokmamızı gerektirecek, yukarıda görüldüğü üzere herhangi bir kanıt da yoktur. Bunlar sonradan uydurulmuş dua şekilleridir. Bu şekildeki dua'lar ne peygamberimizden ne sahabeden ne tabiînden aktarılmıştır.
38. Zekeriya orada Rabbine dua etmiş ve şöyle demişti: “Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil ver! Şüphesiz ki sen duayı duyansın.”
40. Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namaz kılanlardan eyle! Rabbimiz! Duamı kabul et!