el-Furkân kelimesi, “hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran söz”, “doğru ve yanlışın farkına vardıran ölçü”, “hakikati fark ettiren şey” gibi anlamlarına gelmektedir.
Furkân 1. Ayet (25:1)
1. Âlemler (insanlar) için uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı (Kur’an’ı) indiren (Allah) yüceler yücesidir.
Âl-i İmrân 3-4. Ayet (3:3-4)
3-4. O, sana Kitab'ı önceki kitapları(n aslını) doğrulayıcı olarak bir amaç ile indirmiştir. Daha önce insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat’ı ve İncil’i de indirmişti. Furkân’ı (doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an’ı) da O indirmiştir. Şüphesiz ki Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah güçlüdür, intikam sahibidir.
Bakara 185. Ayet (2:185)
185. Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, bir rehber ve doğruyu yanlıştan ayırmanın (Furkan olmanın) apaçık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.
Yüce Allah bütün insanlığa nûr-u mübîn (apaçık bir nur) yani “Kur’an”ı indirdiğini bildirmektedir. Kur’an’ın “ışık” anlamına gelen bu ismiyle, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilmiş olduğu ortaya konulmaktadır.
Nisâ 174. Ayet (4:174)
174. Ey insanlar! Elbette size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nûr (Kur’an) indirdik.
A‘râf 157. Ayet (7:157)
157. (Yani) yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları Elçi'ye, o ümmi Peygamber’e uyanlara (yazacağım) ki (o rasûl/elçi), onlara iyiliği emreder (öğütler), onları kötülükten engeller (sakındırır); onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri de haram kılar; kendilerinden ağır yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır (atar). Ona (o Peygamber’e) inanıp saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nur’a (Kur’an’a) uyanlar, kurtulanların ta kendileridir.”
Teğâbun 8. Ayet (64:8)
8. O yüzden Allah’a, Elçisine ve indirdiğimiz o nûra (Kur’an’a) inanıp güvenin! Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Şûrâ 52. Ayet (42:52)
52. İşte böylece sana da emrimizden bir rûh (Kur’an’ı) vahyettik. Sen o Kitabı ve (esasları belirlenmiş) o imanı bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi (layık olanı) kendisiyle doğru yola ulaştırdığımız bir nûr (ışık) kıldık. Şüphesiz ki sen doğru yolu göstermektesin.
Ra‘d 1. Ayet (13:1)
1. Elif. Lâm. Mîm. Râ. İşte şu(nlar), Kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir fakat insanların çoğu inanmazlar.
Hadîd 16. Ayet (57:16)
16. İman edenlerin kalplerinin Allah’ı anmaya ve (O’nun katından) inen gerçeğe (Kur’an’a) boyun eğme zamanı gelmedi mi? Onlar (müminler), daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar! Zira üzerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmıştı.
Hacc 54. Ayet (22:54)
54. Bir de kendilerine ilim verilenler, onun (Kur’an’ın) Rabbin tarafından (gelmiş) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar ve kalpleri saygıyla boyun eğsin. Şüphesiz ki Allah iman edenleri doğru yola ulaştırır.
Kasas 53. Ayet (28:53)
53. Kendilerine (Kur’an) tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman “Ona iman ettik. Şüphesiz ki o, Rabbimizden gelen gerçektir. Esasen biz daha önce de müslümanlardık.” derler.
Hâkka 51. Ayet (69:51)
51. Şüphesiz ki o (Kur’an), gerçeğin ta kendisidir.
Şûrâ 52. Ayet (42:52)
52. İşte böylece sana da emrimizden bir rûh (Kur’an’ı) vahyettik. Sen o Kitabı ve (esasları belirlenmiş) o imanı bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi (layık olanı) kendisiyle doğru yola ulaştırdığımız bir nûr (ışık) kıldık. Şüphesiz ki sen doğru yolu göstermektesin:
Nahl 2. Ayet (16:2)
2. (Allah) kendi emri gereği “Benden başka ilah olmadığına dair (kullarımı) uyarın ve bana karşı muttakî (duyarlı) olun!” diye melekleri kullarından dilediği (layık olan) kimseye rûh (vahiy) ile gönderir.
Mü'min 15. Ayet (40:15)
15. (Allah) dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Kavuşma günüyle ilgili uyarmak için emri gereği kullarından dilediğine rûhu (Kur’an’ı) indirir.
Fâtır 31. Ayet (35:31)
31. Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden önceki (kitapların aslı)nı doğrulayan gerçektir. Şüphesiz ki Allah kullarından haberdardır, görendir.
Ahkâf 30. Ayet (46:30)
30. (O cinler) şöyle demişlerdi: “Ey kavmimiz! Şüphesiz ki biz Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekini(n aslını) doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola ulaştıran bir kitap dinledik.
Âl-i İmrân 3-4. Ayet (3:3-4)
3-4. O, sana Kitab'ı önceki kitapları(n aslını) doğrulayıcı olarak bir amaç ile indirmiştir. Daha önce insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat’ı ve İncil’i de indirmişti.
Kur’an iyi işler yapan müminleri cennet ile müjdelemektedir.
Kehf 1-4. Ayet (18:1)
1-4. Katından (gelecek) şiddetli azaba karşı (inkârcıları) uyarmak, iyi işler yapan müminlere içinde ebedî kalacakları güzel ödül (cennet) bulunduğunu müjdelemek ve “Allah çocuk edindi!” diyenleri de korkutmak için doğru (bir kelam) olarak içerisine hiçbir eğrilik koymadığı Kitabı kulu (Muhammed’e) indiren Allah’a hamdolsun.
Nahl 102. Ayet (16:102)
102. De ki: “Kutsal Ruh (Cebrail) onu (Kur’an’ı) iman edenlere güç vermek için, müslümanlara rehber ve müjde olarak Rabbinin katından bir amaç ile indirmiştir.”
Neml 2. Ayet (27:2)
2. (Kur’an) müminler için bir rehber ve müjdedir.
Bakara 97. Ayet (2:97)
97. De ki: “Kim Cebrail’e düşmansa (şunu iyi bilsin ki), Allah’ın izniyle onu (Kur’an’ı) senin kalbine, kendisinden önce gelen (kitapların aslını) doğrulayıcı, bir rehber ve müminler için bir müjde olarak o indirmiştir.
İsrâ 82. Ayet (17:82)
82. Biz, müminler için şifa ve rahmet olan, zalimlerin de sadece zararını artıran Kur’an’ı indiriyoruz.
Vâkı‘a 77. Ayet (56:77)
77. Şüphesiz ki o değerli bir Kur’an’dır.
Hâkka 50. Ayet (69:50)
50. Şüphesiz ki o (Kur’an), kâfirler için bir pişmanlık (sebebi)dir.
Sâd 67-68. Ayet (38:67-68)
67-68. De ki: “Kendisinden yüz çevirip durduğunuz bu (Kur’an), büyük bir haberdir.
En‘âm 155. Ayet (6:155)
155. İşte bu (Kur’an da) bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Ona uyun ve takvâlı (duyarlı) olun ki size merhamet edilsin!
Hûd 3. Ayet (11:3)
3. (Bu kitap) Rabbinizden bağışlanma dilemeniz, sonra da O'na tevbe etmeniz (yönelmeniz) için (indirildi) ki (Allah) sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatsın ve iyilik sahibi olan herkese de iyiliğinden (daha çok) versin. Yüz çevirirseniz, size gelecek büyük bir günün azabından korkarım.”