Peygamberin Kur’an’a Çağrısına Cevap:

 

"Biz Atalarımıza Uyarız"...

 

Bakara 170. Ayet

170. Onlara (müşriklere) “Allah’ın indirdiğine uyun!” dendiği zaman, onlar “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız.” dediler. Ataları hiçbir şey akıl etmemiş, doğruyu bulamamış olsalar da mı?

 

Kur’an ayetlerinden görüyoruz ki çoğunluğa veya toplumda hâkim olan görüşe uymak, insanları doğruya götürmeye yetmemektedir. Oysa bugün insanların dini adeta bir geleneğe dönüştürdüklerini, din adına birçok kabulün kökenini araştırmadan bu kabullerin dinin bir parçası olup olmadığını sorgulamadan, yaygın görüştür diye, falanca dedi diye kabul ettiklerini gözlemliyoruz.

 

Peygamberlerin insanları düşündürerek, akıllarını çalıştırtarak Allah’ın dinine aykırı olan geleneklere ve yerleşik inançlara karşı organize ettiklerini görürüz. Kur’an, Allah’ın yerdeki, gökteki ve bunların arasındaki delillerini incelemeye, bunların üzerinde akıl yürütmeye çağırır. Oysa Kur’an’a karşı çıkanlar, atalarını üzerinde buldukları sisteme, yani geleneğe bağlı olduklarını ve bu geleneği devam ettireceklerini söylerler. Tarih boyunca peygamberlerin aklı çalıştırma çağrısının en büyük düşmanı karşı fikirler değil, gelenek olmuştur. Yaygın olan sistemi, yani babaları ve ataları tarafından takip edilen sistemi taklit etmek, birçok insana aklını kullanmaktan daha cazip ve kolay gelmiştir. Gelenekler, toplumca benimseniyor dahi olsa peşin kabuller, çoğunluk kabul etse bile vahyin doğrulamadığı görüşler insan hayatına rehberlik etmemelidir.

 

Lokmân 21. Ayet

21. Onlara (müşriklere) “Allah’ın indirdiğine uyun!” dendiği zaman, onlar “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız.” dediler. Şeytan, onları alevli ateşin azabına çağırıyor idiyse (de mi)!

 

Mâide 104. Ayet

104. Onlara “Allah’ın indirdiğine (kitaba) ve Elçi'ye gelin!” dendiği zaman, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter!” derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?

 

Sebe 43. Ayet

43. Onlara apaçık ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman şöyle demişlerdi: “Bu, sizi babalarınızın taptığı (ilahlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Bu (Kur’an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir!” demişlerdi. Gerçek kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler “Bu (Kur’an) apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!” demişlerdi.

 

Zuhruf 21. Ayet

21. Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar!

22. Hayır! “Şüphesiz ki babalarımızı (böyle) bir din üzerinde bulduk; biz de onların izleri üzere gidenleriz.” dediler.

23. Senden önce de hangi şehre uyarıcı göndermişsek oranın şımarıkları mutlaka “Şüphesiz ki babalarımızı (böyle) bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyanlarız.” derlerdi.

24. (Elçi) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine de bana uymaz mısınız?)” deyince, onlar “Doğrusu biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz!” demişlerdi. Biz de onlardan intikam almıştık. Bak yalanlayanların sonu nasıl olmuştu!

 

Mü'minûn 66-67. Ayet

66-67. Elbette ayetlerim size tilavet ediliyordu (okunup aktarılıyordu) da siz buna karşı kibirlenerek arkanızı dönüyor, geceleyin (Kâbe’nin etrafında) saçmalıyordunuz.”

68. Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi!

69. Yoksa elçilerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar!

70. Yoksa onda bir cinlenmişlik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine gerçeği getirmiştir. Onların çoğu ise gerçek(ler)den hoşlanmamaktadır.

 

A‘râf 27. Ayet

27. Ey âdemoğulları! Şeytan, ana babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak o bahçeden çıkardığı gibi sizi de aldatmasın! Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz ki biz, şeytanları inanmayanların dostları yaptık.

28.Onlar bir çirkinlik yaptıkları zaman “Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti.” derler. De ki: “Allah çirkinliği emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

29. De ki: “Rabbim adaleti emretmiştir. Her secdede yüzlerinizi O’na yöneltin ve dini yalnız O’na (Allah’a) özgü kılarak O’na dua edin (yalvarın)! Başlangıçta sizi O yarattığı gibi (sonunda yine O’na) döneceksiniz.

30. Bir kısmı(nız)ı doğru yola ulaştırmış olarak, bir kısmı(nız) hakkında da sapkınlık gerçekleşmiş olarak (O’na döneceksiniz). Şüphesiz ki onlar, kendilerinin doğru yolda olduğunu sanarak Allah’ın peşi sıra şeytanları kendilerine dostlar edinmişlerdi.