53. Ey iman edenler! Siz (yemeğin hazırlanma) zamanını gözetmeksizin -bir yemek için size izin verilmesi hariç- Peygamber’in evlerine girmeyin; sadece davet edildiğiniz zaman girin! Yemeği yediğinizde başka bir konuya girmeyerek hemen dağılın! (Çünkü) şüphesiz ki bu durum Peygamber’i üzmekte fakat o (size bunu söylemeye) utanmaktadır. (Ancak) Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Onlardan (Peygamber’in hanımlarından) herhangi bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin! Bu (durum) hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için temiz (doğru) olan davranıştır. Allah’ın Elçisini üzmeniz ve kendisinden sonra onun eşlerini nikâhlamanız sizin için asla söz konusu olamaz. Şüphesiz ki bu durum, Allah katında büyük (bir günah)tır.
Yukarıdaki ayet gibi Kur’an’ın Peygamberimizin hayatıyla alakalı konular içermesinin bizimle ne alakası var diyenler bulunuyor. Buradan hareketle Allah’ın Kur’an’ı indirmediğini, peygamberin kendi hayatıyla ilgili konulardaki sıkıntıları çözmek için bu tarz ayetlerin olmasıyla aslında Kur’an’ın Hz.Muhammed tarafından yazıldığını delil olarak göstermektedirler. Bu ayetler niye var?
Yukarıdaki iddia ve soruya verilecek cevapları şöyle sıralayalım:
1- Öncelikle aşağıdaki ayetle açık bir şekilde insanların verilen ayetlerle bir imtihana tabi olduklarını bilmeleri gerektiği ifade edilmiştir.
26. Şüphesiz ki Allah (gerçeği açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde herhangi bir varlığı örnek vermekten çekinmez. İman edenler bunun (örneklerin) Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Kâfir olanlar ise “Allah böyle örnek vermekle ne kastetmiştir ki!” derler. (Allah) onunla birçoğunu saptırır; birçoğunu da doğru yola ulaştırır. (Allah) bununla (verdiği örneklerle zaten) yoldan çıkmış olanlardan başkasını saptırmaz.
2- Sadece Hz.Muhammed’e yönelik bu şekilde bir ayetin gelmesi aşağıdaki şartlarda düşünüldüğünde vahyin Hz.Muhammed tarafından yazıldığının değil, Allah tarafından indirildiğinin kanıtıdır:
2.a- Hz.Muhammed de bir insandır ve onun da hayatında zorluk yaşadığı sıkıntı duyduğu durumlar olabilir. Fakat kendisi aynı zamanda Allah’ın mesajını insanlara iletmekle görevli bir elçidir. Elçinin görevi gereği aldığı mesaja hiç bir şekilde eklenti veya eksiltme yapma gibi tasarrufları yoktur. Kendisinin kendi hayatı için başka insanlara koyacağı bir kural yada bir tenkit din hükmü gibi algılanıp yanlış izlenim oluştururdu.
2.b- Bunun yanında o zaman arapların evlere habersiz gelme, girme gibi şu zaman için de insanlar tarafından münasebetsiz şekilde nitelendirilecek şekilde yaşam tarzı bulunmaktaydı. Hz.Muhammed’in arapların bu rahatsız edici geleneklerinden ötürü kendi ev huzurunun kaçmasından yada diğer insanların rahatsız edici tavırlarından ötürü kendisinin bu insanlara ne kadar güzel söylenirse söylensin mesela kısaca “evimde oturmayı uzatmayın” yada “ben davet ettiğim zaman gelin” vb. şeklinde bir tenkitte bulunması bile onun davet içeren görevi gereği olumsuz olarak anlaşılabilecek bir davranış ve peygamber algısı oluşturacaktı.
2.c- Peygamber ahlakı gereği de bunu söylecek bir insan karakterine sahip değildir. İnsanların kalplerini kırmaktan utandığı ayette de bahsedilmektedir.
2.d- Allah’ın, ortada hissedilen sıkıntıyı peygamberin değil de kendisinin ayet ile çözüme kavuşturması hiçbir şekilde insanlarda yanlış algı oluşmaması için gerekli görülmüştür. Her ne kadar kendisi bir beşer olarak bunu yapamasa da “Allah gerçeği söylemekten çekinmez” diyerek vurgulanmıştır.
3- Sadece Hz. Muhammed’e özel olarak gelen ayetler de vardır:
78. Güneş'in (batıya) yönelip gecenin karanlığı bastırıncaya kadar ve tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanması (vaktinde) namaz kıl! Şüphesiz ki tan vaktinin (sabah ışıklarının) toplanmasına şahit olunmaktadır.
79. Sana özel olmak üzere gece uykuya ara ver! (Böylece) Rabbin seni, mutlaka övgüye değer bir makama ulaştıracaktır.
Peygamberimize mahsus fazladan gece ibadeti olduğunu belirten bu ayeti peygamberimizin vefatıyla hüküm olarak uygulayan hiç kimse kalmamıştır. Bu ayetten bu ümmet, Peygamberinin ümmetten daha fazla ibadetle sorumlu tutulduğunu anlar. Kuran’ın, bazılarının iddia ettiği gibi Peygamberi kayırmak bir yana, onu daha çok ibadetle yükümlü tuttuğunu görür. Bu durumdan bir Peygamber algısı oluşur, bir ibret alınır.
4- Kur’an’da Hz.Muhammed’in uyarıldığı ayetler de bulunmaktadır:
1. Ey Peygamber! Allah’ın sana helal kıldığı şeyi eşlerini memnun etmek uğruna niçin kendine haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.Allah peygamberini helal kılınan bir şeyi kendisine yasakladığı için uyarmıştır.
43. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?
Yine yukarıdaki ayette peygamber, yalancılar ile doğru sözlü olanlar birbirinden ayırt edilene kadar beklemeyip, savaşta inananlarla olmak istemeyenlere izin verdiği için eleştirilmektedir.
5-6. Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun.
7. (Oysa) onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin.
8-10. (Fakat Allah’a) saygı ile koşarak sana gelenle (görme engelli ile) ilgilenmiyorsun.
Bedensel engelin mümin olarak Yüce Allah’a karşı duyarlı olmaya, dini anlamaya, öğrenmeye ve öğretmeye engel olmadığının örneği verilmektedir. Hz. Peygamber’in hatası ise bir sorununu çözmeye ya da bir sorusunu yöneltmeye gelmiş olan görme engelli sahabiyle ilgilenmemesi, müşriklere İslam’ı anlatmaya devam etmesidir.
73. (Müşrikler), sana vahyettiğimizden (Kur’an’dan) başka bir şeyi bize iftira etmen için neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
74. Seni dayanıklı (kararlı) kılmasaydık, az kalsın onlara birazcık eğilim gösterecektin.
75. İşte o zaman, sana ölümün kat kat (sıkıntılar)ıyla birlikte hayatı(n sıkıntılarını) da kat kat tattırırdık. Sonunda bize karşı kendin için hiçbir yardımcı da bulamazdın.
35. Onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yerde (inebileceğin) bir tünel veya göğe (çıkabileceğin) bir merdiven edinmeye gücün yetseydi ve onlara bir delil getirseydin (yine de inanmazlardı). Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı; sakın cahillerden olma!
Bu ayetlerde bize bir hüküm bildirmesi için gelmiş değildir. Tabiki bu uyarılardan çıkarılacak dersler alınacak öğütler, ibretler mevcuttur. Bunlar ayrıca Kur’an vahyinin tamamının Kitapta olduğunun delillerinindendir.
5- Her ayet insanlara hüküm bildirmek için gelmez. Bazıları da ibret ve öğüt almak, ders çıkarmak için vahyedilmiştir. Kuran’dan hüküm olarak uygulanacak bir şey söylemeden, ders veren kıssalar da vardır. Bu kıssalar hüküm bildirmek için değil, insanların bunları düşünüp öğüt ve ibret alması için vahyedilmişerdir.
Mesela Kur’an’da kıskanç kardeşleri tarafından kuyuya atılıp hayatına kastedilen Hz. Yusuf’un, yıllar sonra kendisine onca kötülüğü reva gören kardeşlerine
92. (Yusuf ise kendilerine) şöyle demişti: “Bugün (geçmişle ilgili) sizi kınamak yok;
Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir."
dediği anlatılır. Hz. Peygamber özellikle Yûsuf kıssasının telkin ve tavsiye ettiği bu ahlaki fazilet dersinden nasipdar olduğu için Mekke'nin fethedildiği gün yıllar yılı kendisine ve müminlere olmadık hakaretler edip her türlü eziyeti reva gören Kureyşli müşrikleri bir çırpıda affetmiş ve “size Yusuf'un kardeşlerine hitap ettiği gibi hitap edeceğim. Bugün sizi kanayıp azarlamak yok. Gidin hepiniz serbestsiniz” buyurmuştur.
Hz.Peygamber’in evleri, eşleri ve onların muhatapları olan müslümanlarla ilgili olarak indirilmiş olan Ahzab:53 ayetten günümüze çıkartabileceğimiz mesajlarını kısaca, hane mahremiyeti, yöneticileri gereksiz meşgul etmeme, namahrem ortamlara riayet ederek yanlış bir duruma sebebiyet vermeme ve saygıdeğer konumda olan insanlara daha bir özen göstererek davranmak şeklinde ifade edebiliriz. Bu âyetten bugün için doğrudan hüküm çıkarılması mümkün değildir.
Peygamberimizin ve eşlerinin vefatıyla belli ayetleri uygulayacak kimsenin kalmamış olması da vahyin muhattapları olan insanlar için bir eksiklik oluşturmaz. Ayrıca sayılanların hiçbiri, Kuran’ın bize yöneltmiş olduğu diğer “yap” emirlerini yapmamaya yada inkar etmeye götürecek bir sebep de oluşturmamaktadır.
Ne yazık ki ayetlerin Allah'tan olduğunu anlamak için Kur'an'da, kainatta ve insandaki delilleri düşünmeyenler için aşağıdaki ayetlerle verilecek cevaptan daha öte bir cevap da yoktur...
109. Kendilerine bir ayet (mucize) gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair güçlü bir şekilde Allah’a yemin etmişlerdi.
De ki: “Ayetler (mucizeler) yalnızca Allah’ın katındadır. (Mucizeler) geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?”
146. Yeryüzünde kibirlenenleri delillerimden uzaklaştıracağım. (Çünkü) onlar, her bir delili görseler de onlara iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. (Fakat) azgınlık yolunu görürlerse yol olarak onu benimserler. Bu durum, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş gibi davranmalarından kaynaklanmaktadır.