Ahkaf Suresi 5. Ayette Gizlenen Şirk

 

Aşağıda diyanet vakfı meali verilmiştir:

4.De ki: Söylesenize! Allah'ı bırakıp taptığınız şeyler yeryüzünde ne yaratmışlar; göstersenize bana! Yoksa onların göklere ortaklıkları mı vardır? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmiş) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana getirin.

5.Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların tapmalarından habersizdirler.

6.İnsanlar bir araya toplandıkları zaman (müşrikler) onlara (tapındıklarına) düşman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkâr ederler.

 

Meal okunduğunda okuyanda oluşan fikir Allah bırakılarak tapma kelimesi de kullanıldığından kendisine cevap veremeyecek putlara tapıldığı, onların da zaten cansız olmalarından bunlardan habersiz olduğu anlatıldığı düşünülüp üzerimize ve günümüze dair bizimle alakalı olmayan bir ayet deyip geçilmesine neden olunmuş.

 

Öncelikle birinci husus Peşi Sıra yazımızda da anlattığımız “min dünillah” tabirinin burada da geçmesi ve yazımızda eleştridiğimiz gibi Allah’ın “berisinden” “yanından yöresinden”, “peşi sıra” gibi anlamları kastetmesi durumu buharlaştırılmıştır. Bu ayetin bu sebeple daha başından bir şirk ayeti olduğu karartılmıştır. Allah’ı bırakmak söz konusu değildir.

 

İkinci husus tapmak kelimelerinin kullanılmasıdır. Ayetlerde kullanılan kelimeler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

yed’u ve du’âihim ve hatta bir önceki ayetteki ted’une, kelimeleri dua kökünden kelimelerdir. (Linklerden kelimeleri inceleyebilirsiniz.)

 

Bu (1 ve 2) linklerden iki kelimenin de Kur’an’da diğer ayetlerde hangi manalarda kullanıldıklarını tek tek okuyup bakabilirsiniz ki hiçbirinde tapınılan yada tapan manası da yoktur.

 

Dua davet gibi çağırmak manasındadır. Sonra küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya iletilen istek ve niyaz anlamına örf olmuş ve isim olarak da kullanılmıştır. “Dua dinledim”, “Dua okudum”denmesi bundandır. Duanın doğru olanı, kulun, şanı yüce olan Rabb’ından ikram, yardım ve destek istemesidir.(Elmalılı Hamdi Yazır)

 

Kullanılan kelime gereği aslında burada ibadet/tapmak eylemi değil dua/yalvarma/çağırma vardır. Yani

ayette söz konusu kişilerin Allah’ın peşi sıra kabul ettiklerine tapmaları değil onlara dua etmeleri anlatılmaktadır.

 

Üçüncü husus ise “men” kelimesidir. Men kelimesi ise “kimse veya kimseler” manalarına gelir ve akıl sahiplerini anlatım için kullanilan bir edattir. Bununla akılsız varlıklar anlatılmaz. (Rağıb el-isfahânî, el-Müfredât, men maddesi, s1015)

 

Yine bu linkten “şeylere” diye çevrilen “men” kelimesinin kimselere manasında olduğunu görebilirsiniz. Böyle bakıldığında muhattabın taş, ağaç, heykel veya put değil bir akıllı varlığı gösterdiği aşikar olmuştur.

 

Dördüncü husus yine bu ayette de kullanılan “hum” (onlar) zamirinin Peşi Sıra yazısında anlattığımız gibi akıllı varlıklar için kullanılmasından dolayı ayetin 2. cümlesinde “onlar” diye bahsederken yine putların kastedilmediğinin görülmesi gerekir.

 

Beşinci husus habersizdirler diye çevrilen gafilun kelimesidir ki Kur’an’da 35 yerde geçmektedir. Yine bu linkten tüm kullanımlarını tek tek okuyabilirsiniz.

 

Allah’ın habersiz olmaması başta olmak üzere, insanların ayetlerden veya halkların bazı konulardan veya peygamberlerin bazı şeylerden habersiz olmasından bahsetmektedir. Hiç bir yerde akılsız bir varlığa atfedilen bir habersiz olma kelimesi geçmemektedir. Sadece bu ayeti verilen manasıyla görmezsek.

 

Zaten cem’i müzekker salim yani eril varlıkların kurallı çoğulu olan bu kelimenin sadece akıllı varlıklar için kullanıldığını da siz de görmüş olacaksınız.

 

Altıncı husus ise sonraki 6. ayetin

 

“İnsanlar bir araya toplandıkları zaman (müşrikler) onlara (tapındıklarına) düşman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkâr ederler. “ içeriği düşünüldüğünde putlar veya taşlar, heykeller vs. hesap gününde insanlarla bir araya gelme gibi bir durum olmayacağından ayette sözü edilenlerin hesaba çekilen akıllı varlıklar olduğu çok bellidir.

 

O zaman meali şu şekilde doğru manalara göre verince anlaşılanların ne kadar farklı olduğu ortaya çıkmaktadır.

4. De ki: “Allah’ın peşi sıra yalvardığınız şeyleri (ortaklarınızı) bir düşünsenize! Yerden neyi yaratmışlar bana gösterin veya göklerle ilgili (yaratılış ve idare edilişlerinde) onların ortaklığı mı varmış! Doğruysanız bundan önce (size indirilmiş) bir kitap veya bir bilgi kalıntısı (varsa onu) bana getirin!"

5. Allah’ın peşi sıra kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kişilere yalvarandan daha sapkın kim olabilir ki! (Oysa) onlar, bunların (müşriklerin) yalvarmalarından habersizdir.

6. İnsanlar (mahşerde) toplandıkları zaman, (tapanlar) onlara (taptıklarına) düşman kesilir ve kendilerine kulluk ettiklerini inkâr ederler.

 

 

Yedinci husus ise 4. ayetin çok benzeri Fatır Suresi 40. Ayeti beraber incelediğimizde

 

Ahkaf Suresi

4. De ki: “Allah’ın peşi sıra yalvardığınız şeyleri (ortaklarınızı) bir düşünsenize! Yerden neyi yaratmışlar bana gösterin veya göklerle ilgili (yaratılış ve idare edilişlerinde) onların ortaklığı mı varmış! Doğruysanız bundan önce (size indirilmiş) bir kitap veya bir bilgi kalıntısı (varsa onu) bana getirin!"

 

Fatır Suresi

40. De ki: “Allah’ın peşi sıra yalvardığınız ortaklarınızı bir düşünsenize! Yerden neyi yaratmışlar bana gösterin veya göklerle ilgili (onların yaratılışında) onların ortaklığı mı varmış! Yoksa biz onlara (farklı) bir kitap vermişiz de o (kitap)tan bir delile mi dayanıyorlarmış!” Aksine o zalimler birbirlerine aldanmadan başka bir şey vadetmiyorlar.

 

Fatır suresinin 40. ayetinin son cümlesi Ahkaf suresinden farkı oluşturuyor. Okuduğunuzda muhattabın put olmadığı birbirine aldanmadan başka birşey vadetmeyen insanoğlu olduğu ve şirkinden dolayı kendisinin de zalim olarak nitelendirildiği apaçık ortadadır.