TESBİH'in TENZİH ANLAMI

 

Tesbih’in fiil olarak emir şeklinde değilde isim olarak geçtiği ayetleri incelediğimizde

Subḥān (سُبْحَان)             “Noksanlıktan uzak tutma”, “tenzih etme” şeklinde anlam aldığı ve çeşitli zamirlerle

 

Subḥāneka (سُبْحَانَكَ)       “Seni tenzih ederim”, “Sen her türlü eksiklikten uzaksın”              

Subḥānahu (سُبْحَانَهُ)        “O, her türlü eksiklikten uzaktır”                 

Subḥāna’llāh (سُبْحَانَ اللَّهِ) “Allah her türlü eksiklikten uzaktır”

 

gibi anlamları aldığını görmekteyiz.

 

Ayetlerin bağlamına bakıldığında ise Allah’ın tevhidini ve yüceliğini dile getirmedeki bilinci görüyoruz. Yani ayetlerde elde tesbihle tekrar edilen kelimelerle bir tesbih değil, insanın şuurlu bir şekilde verilen örneklere karşı tevhid bilincinin diline yansıması şeklinde kullanılmaktadır. Örneklerin hepsinde şirk barındıran çeşitli durumlarda insanın tavrını şuurla ve sözle de ortaya koyması, yine Allah adına bir harekette bulunması gerektiği çok güzel anlatılmıştır.

 

Aşağıdaki ayetlerde “Sen Yücesin, O yücedir veya Allah yücedir vb.” şeklinde çevrilen kısımlar sbh kökünden isim olarak geçen kelimelerin Türkçe karşılıkları olarak verilmiştir. Tüm ayetler okunduğunda kelimenin Kur’an tarafından yeni bir anlam verilerek nasıl kullanıldığı sadece ayetlerin bağlamından bile açıkça belli olmaktadır.

 

Subhaneke

 

Bakara 32. Ayet

31. (Allah) Âdem’e bütün isimleri öğretmiş, sonra onları meleklere yöneltip “Doğruysanız şunların isimlerini bana bildirin.” demişti.

32. (Melekler): “Sen yücesin; bize öğrettiklerinden başka bilgimiz yoktur. Yalnızca sen bilensin; doğru hüküm verensin.” demişlerdi.

 

Âl-i İmrân 191. Ayet

191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerineyken (her zaman) Allah’ı hatırlarlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler. (ve şöyle derler:) “Rabbimiz! Sen bunu batıl olarak (boş yere) yaratmadın. Sen yücesin. Bizi cehennem azabından koru!

 

Mâide 116. Ayet

116. Hani Allah “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara ‘Beni ve annemi, Allah’ın peşi sıra iki ilah edinin!’ diye sen mi dedin?” dediği zaman, (İsa) “(Haşa)! Sen yücesin. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Ben onu söyleseydim sen onu elbette bilirdin. Sen bendekini bilirsin, (oysa) ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki gizlilikleri bilen ancak sensin sen.” demiş (olacak)tır.

 

Furkân 18. Ayet

18. Onlar (melekler) de şöyle demiş (olacaklar)dır: “Sen yücesin. Senin peşin sıra dostlar edinmek bize yakışmazdı. Fakat sen onlara ve atalarına bol nimet verince (Allah’ı) hatırlamayı unuttular ve helaki hak eden bir toplum oldular.”

 

Sebe' 41. Ayet

41. (Melekler de) “Sen yücesin; bizim dostumuz onlar değil, sensin. Aslında onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.” diyeceklerdir.

 

A‘râf 143. Ayet

143. Musa, belirlediğimiz zamanda (Sînâ Dağı’na) gelip Rabbi ona konuşunca “Rabbim! Bana (kendini) göster de seni göreyim!” demişti. (Allah) “Sen beni asla göremeyeceksin. Fakat şu dağa bak; yerinde durabilirse sen de beni görebileceksin!” demişti. Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça etmişti; Musa da baygın düşmüştü. Ayılınca şöyle demişti: “Sen yücesin; sana yöneldim ve ben inananların öncüsüyüm.”

 

Yûnus 10. Ayet

10. Onların oradaki duası şudur: “Ey Allah’ım! Sen yücesin!” Orada birbirlerine esenlik dilekleri ise ‘selam’dır. Dualarının sonu da “Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” şeklindedir.

 

Enbiyâ 87. Ayet

87. Balık sahibini de (Yunus’u da an)! Hani o, kendisine gücümüzün yetmeyeceğini (onu cezalandırmayacağımızı) sanarak öfkeyle çekip gitmişti. Karanlıkların içinde şöyle dua etmişti: “(Rabbim)! Senden başka ilah yoktur; sen yücesin. Şüphesiz ki ben haksızlık edenlerden oldum.”

 

Nûr 16. Ayet

16. Onu (iftirayı) duyduğunuzda “Bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. (Allah’a yönelerek) Sen yücesin. Bu, çok büyük bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi!
 

 

Subhanehu

 

Bakara 116. Ayet

116. Onlar “Allah çocuk edindi.” dediler. (Haşa)! O yücedir. Aksine göklerde ve yerde olanların hepsi, yalnızca O’na (Allah’a) aittir; hepsi yalnızca O’na boyun eğenlerdir.

 

Nisâ 171. Ayet

171. Ey kitap ehli! Dininiz hakkında aşırı gitmeyinve Allah hakkında, gerçek(ler)den başkasını söylemeyin! Mesih (yani) Meryem oğlu İsa, sadece Allah’ın elçisidir; (Allah’ın), Meryem’e ulaştırdığı kelimesidir; O’ndan bir rûhtur (mesajdır). Allah’a ve elçilerine iman edin! “(Tanrı) üçtür!” demeyin; sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin! Yalnızca Allah’tır tek ilah. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O’na aittir. Vekil (güven kaynağı) olarak Allah yeter.

 

En‘âm 100. Ayet

100. Cinleri Allah’a ortaklar koştular. (Oysa) onları da (Allah) yaratmıştı. Bilgisizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O, onların ileri sürdüğü yakıştırmalardan uzaktır ve yücedir.

 

Tevbe 31. Ayet

31. (Yahudiler) hahamlarını (bilginlerini), (hristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) Allah’ın peşi sıra rabler edinmişlerdi. (Oysa) onlara ancak tek bir ilaha kulluk etmeleri emrolunmuştu. O’ndan başka ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından yücedir.

 

Yûnus 18. Ayet

18. Onlar Allah’ın peşi sıra kendilerine zarar da yarar da sağlamayacak şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki: “Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi bildiriyorsunuz! O, onların ortak koştuklarından yücedir ve uzaktır.”

 

Yûnus 68. Ayet

68. (Müşrikler:) “Allah çocuk edindi!” dediler. (Haşa)! O yücedir. O, (gerçek) zengindir. Göklerde ve yerde ne varsa yalnızca O’na aittir. Bu konuda yanınızda herhangi bir delil yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?

 

Nahl 1. Ayet

1. Allah’ın emri gelmiştir. Onu istemekte acele etmeyin! (Allah) onların ortak koştuklarından yücedir ve uzaktır.

 

Nahl 57. Ayet

57. Onlar, kızları Allah’a yakıştırıyorlar. (Haşa)! O yücedir. Beğendikleri de (erkek çocukları da) kendilerinin (sanıyorlar).

 

İsrâ 43. Ayet

42. De ki: “Söyledikleri gibi O’nunla birlikte başka ilahlar olsaydı, arşın sahibine (Allah’a ulaşmak için) elbette bir yol ararlardı.”

43. O (Allah) onların söylediklerinden büyük bir ululuk şeklinde yücedir ve büyüktür.

 

Meryem 35. Ayet

35. Allah asla çocuk edinmemiştir. (Haşa)! O, yücedir. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “Ol!” der; o da hemen olmaya başlar.

 

Enbiyâ 26. Ayet

26. (Müşrikler): “Rahmân (olan Allah, melekleri) çocuk edindi!” dediler. (Haşa)! O (çocuk edinmekten) yücedir. Aksine (melekler) ikram edilmiş kullardır.

 

Rûm 40. Ayet

40. Allah, sizi yaratandır; sonra sizi rızıklandırandır; sonra sizi öldürecek, sonra da sizi (tekrar) diriltecek (olan)dır. (Allah’a koştuğunuz) ortaklarınız içinde bunlardan herhangi bir şeyi yapabilecek var mı? O, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.

 

Zümer 4. Ayet

4. Allah çocuk edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O yücedir. O tek, ezici güç sahibi olan Allah’tır.

 

Zümer 67. Ayet

67. (İnkârcılar) Allah’ı gerektiği gibi tanımadılar. Kıyamet günü bütün yer, O’nun yetkisindedir. Gökler de O’nun sağ eliyle (kudretiyle) dürülmüş (olacaktır). O, onların ortak koştuklarından yücedir ve uzaktır.

 

Subhana/ Subhane

 

Yûsuf 108. Ayet

108. De ki: “İşte bu, benim yolumdur. Allah’a çağırıyorum;

ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. Allah yücedir! Ben asla ortak koşanlardan değilim.”

 

Enbiyâ 22. Ayet

22. O ikisinde (yerde ve gökte) Allah’tan başka ilahlar bulunsaydı, (düzenleri) elbette bozul(up gitmiş)ti. Arşın Rabbi olan Allah onların yakıştırdıkları (şeyler)den yücedir.

 

Mü'minûn 91. Ayet

91. Allah asla çocuk edinmemiştir; O’nunla birlikte ilah da yoktur. Aksi takdirde, her ilah kendi yarattığına gider (onunla ilgilenir); mutlaka onlardan biri diğerine üstün gelirdi. Allah onların (müşriklerin) yakıştırmalarından yücedir.

 

Neml 8. Ayet

8. Oraya geldiğinde (kendisine) şöyle seslenilmişti: “Ateşin yanındakiler ve çevresindekiler bereketli kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah yücedir.

 

Kasas 68. Ayet

68. Rabbin, (peygamber olarak) dilediğini yaratır ve seçer. Onların (bu konuda) seçim hakkı yoktur.

Allah onların (inkârcıların) ortak koştuklarından yücedir ve uzaktır.

 

Tûr 43. Ayet

43. Yoksa onlar için Allah’tan başka ilah mı var! Allah onların ortak koştuklarından yücedir.

 

İsrâ 1. Ayet

1. Bir gece, kendisine delillerimizden gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya (en uzak mescide) yürüten Allah yücedir. Şüphesiz ki sadece O duyandır, görendir.

 

İsrâ 93. Ayet

93. Veya altından bir evin (köşkün) oluncaya ya da göğe yükselinceye kadar (sana inanmayacağız)! Bize, okuyacağımız bir kitap indirinceye kadar (göğe) yükselmene de asla inanmayacağız!” De ki: “Rabbim yücedir. Ben insan bir elçiden başka neyim ki!”

 

İsrâ 108. Ayet

107. De ki: “Siz ona ister inanın, ister inanmayın! Şüphesiz ki daha önce kendilerine ilim verilenlere (Kur’an) okununca yüz üstü secdeye kapanırlar.

108. Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz) ki O’nun vaadi mutlaka yerine getirilmiştir.” derler.

 

Yâsîn 36. Ayet

36. Yerin yetiştirmekte olduklarından, (insanların) kendilerinden ve bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah) yücedir!

 

Yâsîn 83. Ayet

82. Bir şey(in olmasını) istediği zaman O’nun durumu o şeye sadece “Ol!” demektir; o da hemen olmaya başlar.

83. Her şeyin egemenliği yalnızca kendi elinde olan (Allah) yücedir! Hepiniz, yalnızca O’na döndürüleceksiniz.

 

Sâffât 180. Ayet

180. Rabbin, yani itibar sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları şeylerden uzaktır.

 

Zuhruf 13. Ayet

13. Böylece onların (hayvanların) sırtına binip (gemilerin) üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz diye: “Bunu bizim hizmetimize veren (Allah) yücedir, (yoksa) biz bunları (hizmetimize) yanaştıramazdık.

 

Zuhruf 82. Ayet

81. De ki: “Rahmân’ın herhangi bir çocuğu olsa(ydı), elbette (ona) kulluk edenlerin ilki ben olur(d)um!”

82. Göklerin ve yerin Rabbi, arşın da Rabbi olan (Allah) onların yakıştırdıklarından yücedir.

 

Kalem 29. Ayet

29. (Onlar) “Rabbimiz yücedir! Doğrusu biz (kendimize) yazık etmişiz!” demişlerdi.