Gafûr Allah'ın kulu azaptan korumak için günahlarını örtmesidir. Sadece bir günahı bağışlayana değil, her çeşit günahı her durumda bağışlayana Ğafûr denir.
53. De ki: “(Allah şöyle buyuruyor:) Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın merhametinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki Allah bütün günahları bağışlayabilir. Şüphesiz ki O çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
49-50. Kullarıma, benim çok bağışlayan, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem verici bir azap olduğunu bildir!
2. Yerin içine gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhametlidir; çok bağışlayandır.
225. Allah yeminlerinizdeki boş sözlerle ilgili (kasıtsız yeminlerinizden) sizi sorumlu tutmaz. Ancak kalplerinizin kazandıklarıyla (kasıtlı yeminlerinizden) sorumlu tutar. Allah çok bağışlayandır, çok hoşgörülüdür.
110. Kim bir kötülük yaparsa veya nefsine haksızlık eder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulacaktır.
60. İşte böyle. Kim kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de bundan sonra kendisine yine bir azgınlık (saldırı) yapılırsa, (bilsin ki) Allah ona mutlaka yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
15. Şüphesiz ki sağdan ve soldan iki bahçeye sahip olan Sebe’ kavmi için oturdukları yerde bir ders vardır. (Onlara:) “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin!” (demiştik). İşte güzel bir şehir ve çok bağışlayan bir Rab!
34-35. (Cennette şöyle) diyeceklerdir: “Hamd (övgü), bizden kaygıyı gideren Allah’adır! İçinde bize hiçbir yorgunluk ve bıkkınlık ulaşmayacak olan, cömertliğinin sonucu olarak bizi ebedî kalınacak cennet yurduna yerleştiren Rabbimiz şüphesiz ki çok bağışlayandır, şükre çok karşılık verendir.”
2. Hanginizin daha güzel davranacağınızı denemesi için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O güçlüdür, çok bağışlayandır.
14. O çok bağışlayandır, çok sevendir.
Gaffar ismi sınırsız bağışlayıcı, daima bağışlayan, bağışlamaktan bıkıp usanmayan, özellikle tekrarlanan günahları bağışlayan, bağışlaması mutlak, sonsuz, eşsiz ve benzersiz olan demektir. Bağışlanan günahların büyüklüğü veya küçüklüğünden çok, sayısına ve tekrarına yönelik bir bağışlamayı ifade eder.
82. Şüphesiz ki ben (Allah’a) yönelen, iman edip iyi iş(ler) yapan, sonra da doğru yolda olan kimseyi çok bağışlayıcıyım.
10. (Onlara) dedim ki: Rabbinizden bağışlanma dileyin; şüphesiz ki O çok bağışlayandır.
Aziz ismiyle 3 kere gelir.
65-66. De ki: “Ben sadece bir uyarıcıyım; tek, ezici güç sahibi, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlü, çok bağışlayan Allah’tan başka ilah yoktur.”
5. (Allah) gökleri ve yeri bir amaç ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine bürüyüp örtüyor; gündüzü de gecenin üzerine bürüyüp örtüyor. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. Dikkat edin! O güçlüdür, çok bağışlayandır.
42. Siz beni, Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, güçlü ve çok bağışlayan olan (Allah)’a davet ediyorum.
Gafur bağışlamanın çokluğunu ve kapsamlılığını, Gaffar ise bağışlamanın sınırsız, eşsiz ve benzersizliğini ifade eder. Gafur ismi Gaffar isminden daha kapsamlıdır.
Halîm ismi kulunu cezalandırmada acele etmeyen, hoşgörülü olan, kızgınlıkla ceza vermeyen, eşsiz ve benzersiz müsamahasına kimsenin erişemeyeceği mutlak ve sonsuz özne demektir.
41. Şüphesiz ki göklerin ve yerin yok olmasını engelleyen Allah’tır. Yok olurlarsa, O’ndan sonra (Allah’tan başka) kimse onları (sistemlerinde) tutamaz. Şüphesiz ki O hoşgörülüdür, çok bağışlayandır.
44. Yedi (kat) gök, yer ve bunlardaki herkes, O’nu (Allah’ı) tesbih eder (yüceltir). Hiçbir şey yoktur ki O’nu hamdiyle (övgüyle) tesbih ediyor (yüceltiyor) olmasın. Ancak siz onların tesbihini (yüceltmesini) anlayamıyorsunuz. Şüphesiz ki O hoşgörülüdür, çok bağışlayandır.
225. Allah yeminlerinizdeki boş sözlerle ilgili (kasıtsız yeminlerinizden) sizi sorumlu tutmaz. Ancak kalplerinizin kazandıklarıyla (kasıtlı yeminlerinizden) sorumlu tutar. Allah çok bağışlayandır, çok hoşgörülüdür.
235. (Beklemekte olan) kadınlarla evlenme hakkındaki düşüncelerinizi sunmanızda veya onu içinizde tutmanızda size herhangi bir vebal yoktur. Allah sizin onları anacağınızı bilir. Uygun sözler söylemeniz hariç, sakın onlara gizlice buluşma sözü vermeyin! Kitap (yani bekleme) süresini dolduruncaya kadar nikâh düğümünü pekiştirmeyin (nikâh kıymaya kalkışmayın)! Bilin ki Allah nefislerinizdekileri (kalplerinizdeki)ni bilir. Bu sebeple (yanlış yaparsanız) O’ndan (Allah’tan) sakının! Bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok hoşgörülüdür.
155. (Uhud’da) iki ordu karşılaştığı gün sizi bırakıp gidenleri, işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yemin olsun ki Allah onları affetmiştir. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, hoşgörülüdür.
101. Ey iman edenler! Size açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın!
Kur’an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Bildirmediğine göre) Allah onları affetmiştir (Allah onlardan geçmiştir). Allah çok bağışlayandır, hoşgörülüdür.
Alim ismiyle 3 kere gelir.
59. (Allah) onları, memnun kalacakları bir yere elbette yerleştirecektir. Şüphesiz ki Allah bilendir, hoşgörülüdür.
51. Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. (Bir süre) ayrı kaldığın (hanımlar)ından (yolculuğa çıkarken gelmelerini) istemende sana herhangi bir vebal yoktur. Böyle (yapman), onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, hoşgörülüdür.
12. Çocukları yoksa eşlerinizin (hanımlarınızın) bıraktıklarının yarısı sizindir. Yapacakları vasiyetten ve/veya borçtan sonra, onların (eşlerinizin) çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuklarınız yoksa bıraktıklarınızın dörtte biri onların (hanımlarınızın)dır. Çocuğunuz varsa, yapacağınız vasiyetten ve/veya borçtan sonra, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Bir erkek veya hanım bir kelâlenin malı mirasçılara kalırsa ve (başka bir anneden) bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi varsa her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler, yapılacak vasiyetten ve/veya borçtan sonra üçte bire ortaktırlar. Kimse zarara uğratılmaksızın ve Allah’tan size bir vasiyet (farz bir görev) olarak (yapılacak)tır. Allah bilendir, hoşgörülüdür.
Şekur ismiyle 1 kere gelir.
17. Allah’a güzel bir borç verirseniz, (Allah) onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükre çok karşılık verendir, hoşgörülüdür.
Gani ismiyle 1 kere gelir.
263. Güzel bir söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan hayırlıdır. Allah zengindir, hoşgörülüdür.
Afuv ismi affı sınırsız olan, eşsiz benzersiz affedici, insanı affederek günahından temizleyen, günahları cezalandırmaktan vaz geçerek kulu bağışlayan demektir.
60. İşte böyle. Kim kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de bundan sonra kendisine yine bir azgınlık (saldırı) yapılırsa, (bilsin ki) Allah ona mutlaka yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
43. Ey iman edenler! Sarhoşken -ne söylediğinizi bilinceye kadar-, cünüpken de -yolcu olanlar hariç- yıkanıncaya kadar salâta (namaza) yaklaşmayın! Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de (onunla) mesh edin! Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
99. İşte umulur ki Allah onları affeder. Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
149. Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz (Allah bunları da bilir). Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, gücü yetendir.
2. İçinizden eşlerine zıhar yapanların kadınları, onların anneleri değildir. Onların anneleri ancak kendilerini doğuran (kadın)lardır. Şüphesiz ki onlar çirkin bir söz ve yalan söylüyorlar. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
Gafur ile arasındaki fark Afuv isminde suçun cezasından vazgeçilirken Gafur isminde hiç işlememiş gibi bir affediş söz konusudur. Yani suçlunun suçu yüze vurulur ve azarlanır ama af edilir. Gafurda bunlar da bulunmaz.
Tevbe edene affıyla yönelen, kullarını tevbeye yönelten, tevbeleri günahın sayısma, sıklığına, türüne ve çokluğuna bakmaksızın her daim ve her yerde kabul eden demektir.
37. Âdem, Rabbinden birtakım (öğretici) sözler almıştı ve (Rabbi de) tevbesini kabul etmişti. Şüphesiz ki yalnızca O, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.
54. Hani Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Şüphesiz ki siz, buzağıyı (ilah) edinmekle kendinize haksızlık ettiniz. Onun için, Yaratıcınıza tevbe edin de nefsinizi (kötü duygularınızı) öldürün! Böyle yapmanız Yaratıcınız katında sizin için hayırlı olandır. Böylece (Allah) tevbenizi kabul etmiş olur. Şüphesiz ki yalnızca O, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
128. Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenler(den) kıl; neslimizden de boyun eğen bir ümmet (kıl)! Bize ibadet usullerimizi göster; tevbemizi kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen tevbeleri çok kabul edensin; çok merhametlisin.
160. Ancak tevbe edip kendilerini düzeltenler ve (gerçeği) açıkça ortaya koyanlar başkadır. Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeleri çok kabul edenim; çok merhametli olanım.
10. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri çok kabul eden, doğru hüküm veren olmasaydı (hâliniz nasıl olurdu)!
16. İçinizden onu (o fuhşu) yapan iki erkeği de cezalandırın! tevbe eder, kendilerini düzeltirlerse artık onlardan (kendilerine ceza vermekten) vazgeçin! Şüphesiz ki Allah tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.
64. Biz her elçiyi –Allah’ın buyruğu gereği– ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Onlar kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelselerdi de Allah’tan bağışlanma dileselerdi, Elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, Allah’ı, tevbeleri çok kabul edici, çok merhametli bulurlardı.
3. Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt) ve O’ndan bağışlanma dile. Şüphesiz ki O, tevbeleri çok kabul edendir.
12. Ey iman edenler! Zandan çok kaçının! Şüphesiz ki zannın bir kısmı günahtır. (Birbirinizin) kusurunu araştırmayın! Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin! Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz (değil mi?). Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.
104. Yalnızca Allah’ın, kullarının tevbesini kabul edip sadakaları alacağını (geri çevirmeyeceğini) ve şüphesiz ki Allah’ın tevbeleri çok kabul eden, çok merhametli olduğunu (hâlâ) bilmezler mi?
118. (Allah, Tebük Gazvesi’nden) geri bırakılan üç kişinin de (tevbelerini kabul etmişti). Yeryüzü (bütün) genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Allah’tan yine yalnızca Allah’a sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra tevbe etmeleri (eski düzgün hallerine yönelmeleri) için Allah onların tevbesini kabul etmiştir. Şüphesiz ki yalnızca Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.
EI-Vedud, çok seven ve çok sevilen demektir. Allah mutlak, sonsuz, eşsiz ve benzersiz sevginin kaynağıdır. el-Vedud, "sınırsız sevgiyle seven ve sevdiği kullarından da sınırsız sevgi isteyen" vurgusunu taşır.
Kur’an’da 2 yerde geçer.
14. O çok bağışlayandır, çok sevendir.
90. Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O’na tevbe edin (yönelin)!
Şüphesiz ki Rabbim çok merhametlidir; (müminleri) çok sevendir.”