Allah’a Herhangi Bir Varlığı Ortak Koşarlar.
36. Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın! Ana babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, sağ ellerinizin sahip olduklarına iyilik (edin)! Şüphesiz ki Allah, kendini beğenmiş, övünüp duranı sevmez.
Ayette Yüce Allah’tan başkasına hiçbir şekilde kulluk edilmemesi gerektiği ve ardından bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ortak ilke olarak tevhide dikkat çekmekte ve tekliğini zedeleyeceği için hiçbir şeyi kendisine ortak koşmamak gerektiğini beyan etmektedir. Âyette geçen شَئْ şey’ kelimesi nekra yani belirteç edatı olmadan geldiği için, mutlak umum manası içermekte, maddi-manevi, görünen-görünmeyen, hissedilen-hissedilmeyen her ne türden varlıklar, kabuller veya algılar olursa olsun, bunların aracılığı şiddetle reddedilmektedir.
Yine başka bir örnek olarak mâ edatı canlı cansız her türden varlığı içermekte, şirk unsuru olan ne varsa hepsini kapsamaktadır.
191. Kendileri yaratılmakta olan ve hiçbir şey yaratamayan varlıkları mı (Allah’a) ortak koşuyorlar!
33. De ki: “Ancak ve ancak Rabbim açık ve gizli çirkinlikleri, günahı, azgınlık yapmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
151. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koşmaları sebebiyle, kâfir olanların kalplerine yakında korku salacağız. Onların barınağı ateştir. Zalimlerin yeri ne kötüdür!
42. Siz beni, Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, güçlü ve çok bağışlayan olan (Allah)’a davet ediyorum.
42. (O şımarık kişinin) serveti kuşatılmıştı (yok edilmişti). Böylece, çardakları üzerine yıkılmış hâlde (bahçesiyle ilgili) yaptığı harcamalar yüzünden ellerini ovuşturarak şöyle diyordu: “Ah, eyvah, keşke Rabbime kimseyi ortak koşmamış olsaydım!”
Yüce Allah’tan başkasını yani nüfuzunu, nüfusunu, malını-mülkünü ve zenginliğini tanrı edinenlerin sonu hüsrandır. Zira şirk koşmak zulümdür. Yüce Allah’ın hayata her daim müdahil olduğunu unutarak sahte kurtarıcılara güvenerek kibirlenen ve böbürlenenlerin ve hesap gününe inanmayanların sonu, fayda vermeyecek bir pişmanlıktır.
Müşrikler Allah’tan Değil Ortak Koştuklarından Korkarlar.
78. Güneş'i doğarken görünce de “Bu daha büyük. (Bu durumda) bu (muymuş) benim rabbim!” demişti. O da batınca, “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım!” demişti.
79. (İbrahim, kavmine şöyle demişti): “Ben hanîf (Allah’ı birleyen) olarak yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan (Allah)a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.”
80. Kavmi onunla tartışmaya girişmişti. Onlara “Beni doğru yola ulaştırmışken, Allah hakkında benimle siz mi tartışıyorsunuz?” demişti. “Ben sizin O’na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbimin bir şey dilemesi hariç! Rabbimin bilgisi her şeyi kapsamıştır. (Gerçeği) hatırlamıyor musunuz?
81. Allah’ın size haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım ki!” Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki gruptan hangisi güvende olmaya daha layıktır?
Hz. İbrâhim müşrik kavminin putlardan dolayı çektiği anlamsız ve gereksiz korkuya gönderme yaparak, asıl korkulması gereken güç ve kudret sahibinin Yüce Allah olduğuna dolaylı olarak değinmektedir. Buna göre, haklarında Yüce Allah’ın hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmayanlara karşılık, hiçbir gücü olmayan ortak tutulanlardan korkulmaması, çünkü asıl çekinilmesi gereken varlığın Yüce Allah olduğu unutulmamalıdır.
Peygamberin Çağırdığı Vahiy Müşriklere Ağır Gelir...
13. (Allah) “Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi size de din (yasa) kıldı.
(Fakat) kendilerini çağırdığın bu (din) ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini (layık olanı) kendisine (peygamber olarak) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola ulaştırır.
Hz. Peygamber’in gerçekleştirdiği tebliğin ve ihlası öngören tevhid dinine davetin müşriklere ağır geldiğini beyan etmektedir.Tevhide yani vahye yönelik davet her kime ağır geliyorsa bilsin ki onda şirkle ilgili bir sorun vardır.
Âyette dikkat çekilen diğer bir husus ise “dinde ayrılığa düşülmemesi” şeklinde belirlenmektedir.
Yüce Allah ümmetlerin aslında tek olması gerektiğini beyan etmesine ve dinde ayrılığın hiçbir şekilde mazur görülmeyeceğine dair uyarılarına rağmen, insanların farklı dinlere, mehzeplere cemaatlere bölünmesinin uygun olmadığı dile getirilmekte. Aşağıdaki ayetlerde de aynı mesaj bulunmaktadır.
53. (Ne var ki) insanlar, kendi aralarında işlerini parça parça edip kitaplara ayrıldılar (farklı kitaplara dönüştürdüler). Her grup kendi yanında bulunanla (kendi elindekiyle) sevinmektedir.
93. (İnsanlar) kendi aralarında işlerini paramparça ettiler. (Oysa) hepsi bize döneceklerdir.
32. Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlardan (olmayın! Bunlardan) her grup, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
103. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın; sakın ayrılmayın! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız da kalplerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Ateşten bir çukurun tam kenarındayken oradan da sizi kurtarmıştı. Allah doğru yolu bulasınız diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.
105. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılığa düşüp parçalananlar gibi olmayın! İşte onlar için büyük bir azap vardır.
159. Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yapmış olduklarını (mahşerde) bildirecektir.
Şirk Koşanlar Dünya Hayatına Düşkündür:
96. Şüphesiz ki sen onları insanların (dünya) hayatına en düşkünü olarak bulursun; hatta şirk koşanlardan bile. Her biri bin sene yaşatılmak ister. Oysa (o kadar) yaşatılması (kimseyi) azaptan asla uzaklaştırmaz. Allah yapmakta olduklarını görendir.
Müşrikler, Müminlere Hayır Dokunmasını İstemezler:
105. Kitap ehlinden ve müşriklerden nankörlük yapanlar, Rabbinizden size herhangi bir hayır (iyilik) indirilmesini istemezler. Allah rahmetini dilediğine (layık olana) verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
Yüce Allah hem kitap ehlinden olan kâfirlerin hem de müşriklerin müminlere en küçük bir hayrın dokunmasını istemediklerini, ihsan ve ikramın zirvesi demek olan risâlet görevinin Hz. Peygamber’e verilmesini de kesinlikle benimsemediklerini, bunu asla ve asla kabullenemeyeceklerini haber vermektedir.
Müşriklerle Evlenilemez:
221. Müşrik kadınlarla, (onlar) iman edinceye kadar evlenmeyin! İmanlı bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından elbette daha hayırlıdır. İman edinceye kadar müşrik erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin! İnanmış bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir (kişi)den elbette daha hayırlıdır. Onlar (müşrikler), ateşe çağırır. Allah ise buyruğu ile cennete ve bağışlanmaya çağırır. (Allah gerçeği) hatırlasınlar diye ayetlerini insanlara açıklıyor.
3. Zina eden erkek, zina eden veya müşrik bir kadından başkası ile evlen(e)mez; zina eden kadınla da zina eden veya müşrik bir erkekten başkası evlen(e)mez. Bu, (diğer) müminlere haram kılınmıştır.
Müşrikler Azabı Hak Eder...
73. Sonuçta Allah münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap edecek; iman eden erkeklerin ve iman eden kadınların da tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Şirke Batanlar Müminlere Eziyet Edici Sözler Söyler...
186. Şüphesiz ki mallarınız ve canlarınız konusunda deneneceksiniz. Şüphesiz ki sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok eziyet (verici sözler) duyacaksınız. Sabreder ve takvâlı (duyarlı) davranırsanız şüphesiz ki bu(nlar), kararlılık (göstermeye) değer işlerdendir.
Müşrikler Allah’a çocuk yakıştırırlar...
72. “Şüphesiz ki Allah –işte o– Meryem oğlu Mesih (İsa)’dır!” diyenler elbette kâfir olmuşlardır.
(Oysa) Mesih (İsa), “Ey İsrailoğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin!” demişti. (Bilin ki) kim Allah’a ortak koşarsa elbette Allah ona cenneti haram kılmıştır; onun barınağı ateştir ve zalimler için hiçbir yardımcı yoktur
2. Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca O’na aittir; çocuk edinmemiştir; otoritede ortağı yoktur;
(O) her şeyi yaratmış ve belirli bir ölçüye kavuşturmuştur.
Peygamber bile olsa bir insanı ilah edinmenin ve Yüce Allah’a çocuk yakıştırmanın şirk ve küfür olduğu, bunun sonunun korkunç olacağı, böylelerine Yüce Allah’ın cenneti haram kıldığı ve varacakları yerin ise cehennem ateşi olacağı haber verilmektedir.
Müminlere en şiddetli düşmanlık edecek olanlar: yahudiler ve müşriklerdir.
82. İman edenlere düşmanlık bakımından insanların en şiddetlisini elbette yahudiler ve şirk koşanlar olarak bulacaksın. Onlar (inkârcılar) içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da elbette “Biz hristiyanlarız!” diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi şüphesiz ki onların içinde keşişlerin ve rahiplerin bulunması ile onların kibirli davranmamasıdır.
Müşrikler sıkıntılı durumlarında sadece Yüce Allah’a yalvarır, koştukları ortakları unutuverirler...
40. De ki: “Bir düşünsenize; size Allah’ın azabı gelse veya o (Son) Saat size gelip çatsa, Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğruysanız (söyleyin bakalım)!”
41. (Gizlediğinizin) aksine yalnız O’na (Allah’a) yalvarırsınız. O da (kaldırılması için) kendisine yalvardığınız (belayı) dilerse kaldırır ve siz ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.
64. De ki: “Allah sizi onlardan (karanın ve denizin tehlikelerinden) ve bütün sıkıntılardan kurtarır. Sonra siz (O’na yine) ortak koşarsınız.”
54. Sonra da sizden o zararı giderdiğinde içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşarlar!
Müşriklerin amelleri boşa gider.
88. İşte bu, Allah’ın hidayetidir, kullarından dilediğini (layık olanı) ona ulaştırır. Onlar da Allah’a ortak koşsalardı, yaptıkları işler elbette boşa giderdi.
88. Ayetten önce peygamberler sayılmış ve yüce Allah kişiler peygamber bile olsalar şirke düşmeleri durumunda amellerinin silinip gideceğini beyan ederek, konunun önemini ve şirkin son derece tehlikeli bir inanç bozukluğu olduğunu haber vermekte, peygamberler üzerinden bu mesajı bütün insanlığa iletmektedir. Peygamberlerin bile amellerini sileceği haber verilen böyle bir sapmanın, diğer insanlarda nasıl bir tehlike oluşturduğu özellikle Kur’ân’a muhatap olan son ümmet bağlamında uyarıya konu edilmektedir.
65. Yemin olsun ki sana da senden öncekilere de şöyle vahyolunmuştur: Şüphesiz ki (Allah’a) ortak koşarsan, işlerin elbette boşa gider ve elbette kaybedenlerden olursun!
Müşriklerden Yüz Çevrilmelidir.
106. Kendisinden başka ilah olmayan Rabbinden sana vahyedilmiş olana uy! Müşriklerden yüz çevir!
Vahye itibar etmeyen ve ısrarla ondan yüz çevirenlerin vahyin indirildiği dönem itibariyle müşrikler olduğu bilinmektedir. Müşriklerden uzak durmak, onları ciddiye almamak bir metot olarak uygulanmaktadır. Esasında daha derinden düşünülürse asıl maksadın cahillerin ve müşriklerin kendilerinden değil de cehaletlerinden ve şirklerinden yüz çevirmek olduğu anlaşılacaktır. Zira cahillik ve şirk geçici olabilir; bu nedenle cehaletle ve şirkle savaşılıp sahiplerini şirkten kurtarmak, kendilerini kazanmak esastır.
94. Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir!
Dilemesi durumunda hiç kimse hiçbir şeyi kendisine ortak koşamazdı.
107. Allah dileseydi, onlar (Allah’a) ortak koşamazlardı. Biz seni onların üzerine bir bekçi kılmadık. Sen onlar üzerinde asla vekil (güven kaynağı) da değilsin.
Söylenmek istenen şudur: İnsanlar bir imtihana muhataptırlar; doğruyu tercih edebilecekleri gibi yanlışı da tercih etmiş olur. Yüce Allah insana hem fücûr denen yoldan çıkabilme özelliğini hem de takvâ yani o kötü yoldan korunabilme yeteneğini ilham etmiştir. İşte olumsuzluğu tercih eden insanlar fucûr özelliklerine itibar ederek şirk koşmayı yeğlemişlerdir.
35. Ortak koşanlar şöyle demişlerdi: “Allah dileseydi biz de babalarımız da O’nun peşi sıra başka şeylere tapmazdık.O’nun peşi sıra (O’na rağmen) hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçilere apaçık tebliğden başka ne düşer ki!
Aşağıdaki ayette de belirtildiği gibi, dilemesi durumunda Yüce Allah’ın herkesi hidayete erdirebileceği ifade edilmektedir; ancak bu durumda hayatın da imtihanın da hiçbir anlamı kalmayacaktır. Yüce Allah böyle bir şey dilemediğine göre, insanların şirk koşmasını da elbette dilemiş değildir. Müşriklerin bu konudaki sözleri her haliyle yalan ve iftiradan ibarettir.
35. Onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yerde (inebileceğin) bir tünel veya göğe (çıkabileceğin) bir merdiven edinmeye gücün yetseydi ve onlara bir delil getirseydin (yine de inanmazlardı).Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı; sakın cahillerden olma!
Müşrikler vahiy yerine zan ile hareket edenlerdir.
Din adına konuşulurken vahiyden destek almadan konuşmamak gerektiği apaçık bir gerçekliktir.
“Hakka ve hakikate uymayanların “atalar dini” bağlamında taklit ederek peşlerinden gittikleri şeyler sadece ve sadece zandır, yalandır, hezeyandır, uydurmadır, bâtıldır.
148. Müşrikler şöyle diyecekler: “Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık; atalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de aynı şekilde (peygamberleri) yalanlamış ve sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Doğrusu siz zandan başka bir şeyin peşine düşmüyorsunuz ve sadece yalan söylüyorsunuz.”
66. Dikkat edin! Göklerde ve yerde kim varsa (hepsi) yalnızca Allah’a aittir. Allah’ın peşi sıra ortaklara yalvaranlar neyin peşine düşüyorlar! Onlar, zandan başka bir şeye uymuyorlar ve onlar yalandan başka bir şey de söylemiyorlar.
136. Yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah’a birer pay ayırıp, zanlarınca “Bu Allah için, bu da ortaklarımız için.” dediler. Ortakları için ayrılan (pay) Allah’a ulaşmıyor, Allah için ayrılan (pay ise) ortaklarına ulaşıyor! Vermekte oldukları hüküm (ne) kötüdür!
6. Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara da azap edecektir. (Müslümanlar için bekledikleri) kötülük çemberi, onlara (inkârcıların ve münafıkların başlarına) gelsin! Allah onlara gazap etmiş, kendilerini lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamış (olacak)tır; ne kötü varış yeridir (orası)!
Müşrikler kadınlara hatta kendi kız çocuklarına düşmanca tavır sergiler
139. Dediler ki: “Şu hayvanların karınlarında olanlar(ın etleri) yalnız erkeklerimize aittir, eşlerimize (kadınlarımıza) ise haram kılınmıştır. (Yavru) ölü doğarsa, o zaman (kadın erkek) hepsi onda ortaktır.” (Allah) ileride bu değerlendirmelerinin cezasını verecektir. Şüphesiz ki O, doğru hüküm verendir, bilendir.
Müşriklerin kadınları sadece ölü doğan hayvanların etleri üzerinde hak sahibi kılarak zarara ortak etmekte, onları alay konusu edinmekte ve böylece hayata dair herhangi bir etkilerinin olmadığını göstermek istemektedirler.
137. Aynı şekilde, ortakları, müşriklerden çoğuna çocuklarını (kızlarını) öldürmeyi hoş gösterdi(ler) ki hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar! Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Onları uydurdukları ile bırak!
Müşriklerin imani taklidi imandır.
173. Veya “Daha önce atalarımız Allah’a ortak koşmuştu; biz de onlardan sonra gelen nesiller olduğumuz için; (yani) yanlış yapanlar nedeniyle bizi de mi helak edeceksin?” dersiniz diye (işte böyle yapmıştık).
Yüce Allah nankör insanların mahşerde ileri sürebilecekleri bir başka gerekçeyi geçersiz kılmak için “suçu başkalarına atma girişimleri”nin de anlamsız olacağını haber vermektedir. Zira hiç kimse “atalarımızdan böyle gördük” diye bir bahaneye sığınamaz. taklidin ne kadar korkunç bir ahlaki sapma olduğu, sonunun da ateş azabına dönüşeceği beyan edilmektedir. bu durumlar daha en baştan reddedilerek insanların fıtratlarına Allah’ı tek ilah kabul etme yeteneğinin yerleştirildiği, dolayısıyla “atalarımızı böyle bulduk; biz sonra geldik; onların hakikati iptalleri nedeniyle helak edilmek istemiyoruz” manasında sözler söylemeleri hiçbir fayda sağlamayacaktır. Müslümanın hayatında hakkı takip vardır; bâtılı taklit yoktur. Çünkü körü körüne taklit tam bir uçurumdur; felaketin takendisidir. Ataların izini sormadan, sorgulamadan onları takip doğru olmadığı gibi çok da tehlikeli bir yoldur. Yüce Allah bu durumu “bundan habersizdik” sözünün beraberinde zikrederek, bunun hiçbir şekilde mazeret olamayacağını beyan etmiş olmaktadır. Kur’ân’a göre sorgulamadan yapılan taklit akılsızlıktır ve şeytanın bir eylemi olarak sahibini ateş azabına davet etmektir.
Müşrikler çocuklarının olmasını Allah’tan başkalarından da diler...
190. (Allah) onlara iyi (sağlıklı) bir çocuk verince, kendilerine verdiği (çocuk) hakkında O’na ortaklar koşarlar. Allah ise onların ortak koştuklarından yücedir.
Yüce Allah nankör insanın çocuk isteğinde dile getirdiği “salih, yani kusursuz bir çocuk verirse şükredenlerden olacağı” sözünü unuttuğunu, tevhid üzere yaşamaları gerekirken onun dünyaya gelişinde başka varlıkların da etkisinin olduğunu düşünerek Yüce Allah’a ortak koşma cüretinde bulunduklarını haber vermektedir.
İster çocuğun yaratılmasında, ister hayatını devam ettirmesinde, isterse onu Yüce Allah’tan daha çok sevme ve onun uğrunda çok daha fazla fedakârlık göstermedeki ayarsızlıklar bu âyette şirk olarak tanıtılmakta, bu unsurlara شُرَكَآء şürakâ’, yani “ortaklar” denmektedir.
Hz. Âdem ve eşi üzerinden onların şirke düşmüşlüğü mesajı ayette kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü ayetin sonunda ve devam eden bölümlerdeki ifadeler, tesniye “ikili” değil, çoğuldur.
Müşrikler savaşa muhattap tek zümredir.
36. Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın kitabına (yasasına) göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru dindir (yasadır). Onlarda (haram aylar konusunda) kendinize haksızlık etmeyin ve onlar nasıl sizinle topyekûn savaşıyorlarsa siz de müşriklerle topyekûn savaşın! Bilin ki Allah muttakîlerle (duyarlı olanlarla) beraberdir.
Kur 'an 'ın kıtal (öldürmek üzereçarpışma) fiiline muhatap ve hedef gösterdiği tek zümre de müşriklerdir. müşriklerin öldürülmesine müsade ,onların başlattıkları saldırının ardından gelmiştir. Burada da Kur'an'ın, aşağıdaki ayetinin öne çıkardığı gerekçe işleyecektir.
39. Kendileriyle savaşılanlara, haksızlığa uğratılmaları sebebiyle (savaş için) izin verildi. Şüphesiz ki Allah onlara yardıma gücü yetendir.
Barışı bozan müşriklerle savaşmanın anlatıldığı aşağıdaki ayet grubunun 6.ayeti ise insanın sahip olduğu imanın ve kabul ettiği dini uygulamasının taklit üzere olmaması gerektiğinin, mutlaka tefekkür etmenin ve düşünmenin gerektiğine delâlet etmektedir. Zira taklid yeterli olsaydı, bu kâfire mühlet verilmemesi, ona ‘ya iman edeceksin yahut da seni öldüreceğiz’ denilmesi gerekirdi. Aksine, biz ona bunu söyleyemiyor, ona mühlet veriyor, korkuyu ondan gideriyor ve bize de onu, kendisini emniyette hissedeceği bir yere ulaştırmamız vâcib olunca, biz bunun ancak dinde taklidin yeterli olmadığı, tam aksine, mutlaka hüccet ve delilin gerekli olduğu gerekçesiyle olduğunu anlamış oluyoruz. İşte bu sebepten dolayı, bir düşünme ve istidlalde bulunma zamanı olsun diye, ona mühlet veriyor ve ona bir süre tanıyoruz.
1. (Bu), Allah ve Elçisi'nden kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ayrılış (uyarısı)dır!
3. (Bu), en büyük hac gününde Allah ve Elçisi'nden (bütün) insanlara bir bildiridir: Allah müşriklerden uzaktır, Elçisi de. Tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlı olandır. Yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. O kâfir olanlara elem verici bir azabı müjdele!
4. Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden (antlaşma şartlarına uyan), hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar (bu hükmün) dışındadır. Onların antlaşmalarını süreleri bitinceye kadar tamamlayın! Şüphesiz ki Allah muttakîleri (duyarlı olanları) sever.
5. Haram aylar çıkınca (antlaşmayı bozan) o müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün;
onları yakalayın; onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin! Tevbe eder, namazı kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını (açıp) serbest bırakın! Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
6. O müşriklerden herhangi biri senden yakınlık (güvence) dilerse, Allah’ın kelamını (duyup) dinleyinceye kadar ona yakınlık (güvence) ver! Sonra (Müslüman olmazsa) onu güven içinde olacağı bir yere ulaştır! İşte bu (hoşgörü, gerçeği) bilmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır.
7. Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınızın dışında, müşriklerin Allah ve Elçisi yanında nasıl bir sözü olabilir ki! Onlar size karşı dürüst davrandıkları sürece siz de onlara dürüst davranın! Şüphesiz ki Allah muttakîleri (duyarlı olanları) sever.
Müşrikler Pistir...
28. Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar! Yoksulluktan korkarsanız, (bilin ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
Buradaki neces “pislik” kelimesi, müşriklerin hem maddi anlamdaki pisliklerini, hem de şirk ve küfür içerisinde oluşlarını yani manevi pisliklerini ifade etmektedir. Ayetin yorumu her iki anlam da göz önünde tutularak yapılabilir. Ancak konunun Mekke’nin fethinden sonra gündeme gelmesi ve o dönemde namaz kılmadıkları için gusül ve abdestle maddi necasetten arınma ihtiyacı duymayan müşriklerin Mescid-i Harâm’ın yani Kâbe’nin hizmetinde bulunmalarından dolayı kelimenin buradaki anlamının maddi pislik olduğu yorumu yapılabilir.
95. Onların yanına döndüğünüz zaman, size kendilerinden (onları cezalandırmaktan) vazgeçmeniz için Allah’a yemin edecekler. Artık onlardan yüz çevirin! Çünkü onlar (manevi olarak) pistir. Kazandıklarına karşılık onların barınağı cehennemdir.
6. Şüphesiz ki kitap ehlinden ve müşriklerden bazı nankörler, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşinde (olacaklar)dır. İşte onlar yaratılmışların en kötüleridir.
Müşrikler elçiyi dolayısıyla getirdiği vahyi istemezler...
Müşrikler Elçi’yi dolayısıyla kendisiyle vahyedilen rehber diye anılan ve gerçek dini içeren Kur’an’ı istemedikleri belirtiliyor.
33. Müşrikler istemese de (dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için Elçisi'ni bir rehber ve gerçek din ile gönderen O’dur.
9. Müşrikler istemese de (dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için Elçisini bir rehber ve gerçek din ile gönderen O’dur.
1. Beyyine (apaçık bir elçi) kendilerine gelinceye kadar kitap ehlinden ve müşriklerden bazı nankörler (küfürden) ayrılacak değillerdi.
Müşriklerden bazıları, kendilerine açık delil (elçi) gelinceye kadar eski bâtıl inançlarından ayrılmak istememişlerdir.
Şirk üzere ölenler için bağışlanma dileğinde bulunulamaz….
113. (Kâfir olarak ölüp) cehennem halkı oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba bile olsalar, (Allah’a) ortak koşanlar için af dilemek, Peygamber için de iman etmiş olanlar için de söz konusu olamaz.
Hakkında Yüce Allah’ın bilgi verdiği Hz. İbrahim’in babasına benzeyen bu tür insanlarla ilgili bağışlanma dilenemeyeceği gibi ölüm anında inkârcı olduğunu söyleyerek ölen kişiler için de bağışlanma dileğinde bulunulamaz. Bunun dışında hiç kimse hiç kimsenin nasıl öldüğünü yani mümin olarak mı inkârcı olarak mı öldüğünü bilemeyeceği için bu konuda kanaat sahibi olunamaz.
Şeytan’ın hakimiyeti şirk koşanlar üzerinedir...
100. Onun hakimiyeti kendisini dost edinenler ve O’na (Allah’a) ortak koşanlar üzerindedir.
Bu çerçevede iman edip Yüce Allah’a güvenenlere şeytanın hiçbir etkide bulunamayacağı, ancak şeytanı dost edinenlere etkisinin olacağı belirtilmektedir. Ayrıca ortak koşanlar üzerinde şeytanın hakimiyetinin olduğu da belirtilmektedir.
Şeytan insanı yoldan çıkarmak için çağırdığı, insanında bu çağrıya cevap verdiği ve Allah’a ortak koştuğunda ise bunu şeytanın bile kabul etmediği açıkça belirtilerek şeytana uydum bahanesine bile yer verilmediği gösterilmektedir.
22. (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan şöyle diyecektir: “Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vadetmişti; ben de size (bir şeyler) vadetmiş ve size tersini yapmıştım. (Zaten) benim size karşı hiçbir gücüm yoktu. Sadece sizi (inkâra) çağırmıştım; siz de hemen bana (çağrıma) koşmuştunuz. (Şimdi) beni kınamayın; kendinizi kınayın! Ben sizin feryadınıza yetişemem; siz de benim feryadıma yetişemezsiniz! Şüphesiz ki daha önce ben, beni (Allah’a) ortak koşmanızı da reddetmiştim.” Şüphesiz ki zalimler için elem verici bir azap vardır.
Eski Ümmetlerde de Müşrikler sayı olarak çok olmuşlardır...
42. De ki: “Yeryüzünde dolaşın da daha öncekilerin sonları nasıl oldu, bakın!” Onların çoğu müşrikti.
Gerçek Müminler ortak koşmayanlardır...
59. Onlar Rablerine ortak koşmayanlardır.
163. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim (öncüsüyüm).”
55. Allah sizden iman edip iyi işler yapanlara, kendilerinden öncekileri halife (sorumlu) kıldığı gibi onları da yeryüzüne halife (sorumlu) kılacağını, onlar için uygun gördüğü dini (İslam’ı) güçlendireceğini ve (geçirdikleri) korkularından sonra kendilerine güven sağlayacağını vadetmiştir. (Çünkü) onlar, bana kulluk eder; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir.
26. Hani İbrahim’e O Ev’in (Kâbe’nin) yerini göstermiş (şöyle demiştik): “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû (ve) secde edenler için evimi temiz tut!
38. Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup’un milletine (dinine) uydum. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yakışmaz. Bu, Allah’ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
38. Fakat O, Allah’tır; Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam.”
54-55. Biz ‘İlahlarımızdan biri seni fena hâlde çarpmış!’ demekten başka bir söz söylemiyoruz.” (Hud ise) şöyle demişti: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nun peşi sıra ortak koştuklarınızdan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana zaman tanımayın!
31. Hepiniz O’na yönelenler olarak (fıtratınıza dönün)! O’na karşı takvâlı (duyarlı) olun, namazı kılın; müşriklerden olmayın!
12. Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işlerde sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman biatlarını kabul et! Onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Cinlerden de Müşrik olabilir...
1-2. De ki: “Cinlerden bir grubun (beni) dinlediği ve şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Şüphesiz ki doğruya götüren harikulade bir Kur’an dinledik ve ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.
Müşrikler Allah’tan başkasından şefaat bekler...
13. (Allah’a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar ortaklarını da inkâr edeceklerdir.
Müşrikler’in ortak koştuklarından Allah Yüce’dir.
43. Yoksa onlar için Allah’tan başka ilah mı var! Allah onların ortak koştuklarından yücedir.
23. O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Hükümdardır, kutsallığın kaynağıdır, esenlik kaynağıdır, güven verendir, gözetip koruyandır, güçlüdür, istediğini yaptırabilendir, büyüklüğünü gösterendir. Allah onların ortak koştuklarından yücedir.
63. (Onlar mı hayırlı) yoksa karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren, rahmetinin (yağmurun) önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen (Allah) mı? Allah’la birlikte bir ilah mı (varmış)! Allah onların ortak koştuklarından yücedir.
67. (İnkârcılar) Allah’ı gerektiği gibi tanımadılar. Kıyamet günü bütün yer, O’nun yetkisindedir. Gökler de O’nun sağ eliyle (kudretiyle) dürülmüş (olacaktır). O, onların ortak koştuklarından yücedir ve uzaktır.
40. Allah, sizi yaratandır; sonra sizi rızıklandırandır; sonra sizi öldürecek, sonra da sizi (tekrar) diriltecek (olan)dır. (Allah’a koştuğunuz) ortaklarınız içinde bunlardan herhangi bir şeyi yapabilecek var mı? O, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.
1. Allah’ın emri gelmiştir. Onu istemekte acele etmeyin!(Allah) onların ortak koştuklarından yücedir ve uzaktır.
3. (Allah) gökleri ve yeri bir amaç ile yaratmıştır. O, (müşriklerin) ortak koştuklarından yücedir.
92. Görünmeyeni ve görüneni bilendir. (Müşriklerin) ortak koştuklarından yücedir.
68. Rabbin, (peygamber olarak) dilediğini yaratır ve seçer. Onların (bu konuda) seçim hakkı yoktur. Allah onların (inkârcıların) ortak koştuklarından yücedir ve uzaktır.
Ortak Koşmayla İlgili Verilen Örnekler...
29. Allah çekişip duran birçok ortağın sahip olduğu bir adam ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı örnek olarak veriyor. Bu ikisi eşit midir? Hamd (övgü) Allah içindir. Fakat onların çoğu bilmezler.
Âyette sözü edilen durum, bir anlamda “tek Allah’a inanmak” demek olan “tevhid” ile inancında ortaklara yer vermek manasındaki “şirk”in mukayesesi olarak anlaşılabilir. Buna göre iki kişi üzerinden misal verilmekte ve “bir adamın birbirleriyle çekişen birden çok efendisi”, diğerinin ise “bir tek efendisi” varsa bu iki kişinin durumunun bir olamayacağı ifade edilmek istenmektedir.
Birden çok efendisi olan kişi, efendilerinin hangisinin dediğini yapsa diğeri ihmal edilmiş olacağı için sonuçta efendilerinin tamamını memnun edebilme şansına sahip değildir. Oysa tek efendiye sahip olanın böyle bir durumu yoktur. O efendisinin kendisinden istediği her ne varsa başkasından korkup çekinmeden onu yapar ve arzu edilen şekilde hayatını sürdürebilir.
28. (Allah) size kendinizden şöyle bir örnek vermektedir: Sahibi olduğunuz köleler içinde, size verdiğimiz rızıklarda –birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz için sizinle eşit (haklara sahip)– ortaklarınız var mı? Akıl eden bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.
Sahip olunan şeyler vahyin indirildiği dönem itibariyle “köleler” olabilir ki mâ meleket eymânüküm ifadesi “sağ ellerinizin sahip olduğu şeyler” manasına gelmektedir. Mesajı evrensele taşıdığımızda mâ meleket eymânüküm ifadesini özellikle başındaki mâ edatı gereği daha geniş bir kapsamda düşünebilir, içeriğinde başta köleler ve cariyeler olmak üzere, hizmetçiler, sahip olunan mal ve servet, hayvanlar, çeşitli eşya vs. insanların elleri altında bulunan her bir şey var kabul edilebilir. Çünkü ifadenin başında yer alan mâ edatı, anlamı bu şekilde kapsamlı düşünmemiz gerektiğinin bir göstergesidir. İşte böyle bir durumda kişiler sahibi bulundukları her ne varsa onların kendileriyle ortaklar olmasını, kendilerine denk sayılmasını nasıl istemezlerse, Yüce Allah da mülkünde ortaklar asla kabul etmez. Sonuçta insanların sahip oldukları şeyler kendi yarattıkları şeyler de değildir. Sahip olunan bütün şeyleri insanlara veren kudret Yüce Allah’tır.
Anne Baba da Müşrik olabilir…
8. Biz insana ana babasına güzel davranmasını emrettik. Onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme! Dönüşünüz sadece banadır. Elbette yapmış olduklarınızı size bildireceğim.
15. Onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat etme! Onlarla dünyada iyi geçin! Bana yönelenlerin yoluna uy! Sonunda dönüşünüz sadece banadır. (O zaman) size (dünyada) yapmış olduklarınızı bildireceğim.
Ahirette Müşrikleri Bekleyen Son...
Âhiretteki yargılama için önceki ve sonraki nesiller içinde yer alan bütün inkârcı müşrikler bir araya toplanınca, Yüce Allah kendilerine ortak tuttuklarıyla ilgili olarak alaycı birçok soru soracaktır.
Bu soru cümleleri elbette cevabı beklenen bir ifade değil, aksine muhatapların yalancı olduklarını ve çaresizliklerini ortaya koymayı amaçlayan bir ayıplama cümleleridir. bu istekler, müşriklerden imkânsızı istemek şeklinde bir alay ve kınama ifadesidir.
22. O gün onların hepsini toplayacağız; sonra da (Allah’a) ortak koşmuş olanlara “(Var) sandığınız ortaklarınız nerede?” diye soracağız.
Kur’an’da vallâhi şeklindeki tek yemin ifadesi buradadır; ancak bu da müşriklerin mahşer şartlarında yapacakları yalan yemin olarak gerçekleşecektir.
23. Sonra “Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz ortak koşanlar değildik.” demekten başka onların mazeretleri olmayacaktır.
27. De ki: “O’na (Allah’a) kattığınız ortaklarınızı bana gösterin!” Hayır, aksine! Güçlü, doğru hüküm veren yalnızca Allah’tır.
34. De ki: “(Allah’a) ortak koştuklarınız arasında (yoktan) yaratmayı başlatacak, sonra onu (tekrar) iade edebilecek biri var mı?” De ki: “Allah (yoktan) yaratmayı başlatır; sonra onu (tekrar) iade eder.Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!”
35. De ki: “Ortak koştuklarınızdan gerçeğe ulaştıracak olan var mı?” De ki: “Allah gerçeğe ulaştırır. Gerçeğe ulaştıran mı uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl (böyle) hükmediyorsunuz?”
62. O gün (Allah) onlara seslenerek “Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani nerede!” diyecektir.
64. (İnkârcılara) “Ortaklarınızı çağırın!” denecektir. Onlar da çağıracaklar fakat kendilerine cevap veremeyecekler ve (karşılarında) azabı göreceklerdir. Keşke (dünyadayken) doğru yola girselerdi!
47. O (Son) Saat’in bilgisi, yalnızca O’na bırakılır (O’na aittir). O’nun bilgisi dışında hiçbir meyve kabuğunu yarıp çıkamaz; hiçbir dişi gebe kalamaz ve doğuramaz. (Allah) onlara (müşriklere) “Ortaklarım nerede!” diye seslendiği gün “(Buna dair) bizden hiçbir şahit olmadığını sana arz ederiz!” diyeceklerdir.
27. Sonra (Allah) kıyamet gününde onları rezil edecek ve şöyle diyecektir: “Kendileri hakkında (müminlere) düşman olduğunuz ortaklarım(!) nerede?” Kendilerine ilim verilmiş olanlar da “Şüphesiz ki bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir.” demiş (olacaklar)dır.
52. O gün (Allah, kâfirlere) “Benim ortaklarım olduğunu sandıklarınızı çağırın!” diyecek;
onlar da kendilerini(!) çağırmış, (fakat ortakları) onlara cevap verememiş (olacaklar)dır. Biz onların arasına uçurum koyacağız.
41. Yoksa (kendilerini destekleyen) ortaklar(ı) mı var! Sözlerinde doğru iseler, ortaklarını getirsinler!
59. De ki: “Hamd (övgü) Allah’a, selam (esenlik) de seçkin kıldığı kullarına olsun!” Allah mı hayırlıdır; yoksa ortak koşma(ya çalıştıkları) mı?
22. (Müşriklere) de ki: “Allah’ın peşi sıra (ilah) sandıklarınıza yalvarın! Onlar göklerde ve yerde zerre ağırlığınca (hiçbir şeye) sahip değillerdir. Onların bu ikisinde (göklerde ve yerde) hiçbir ortaklığı yoktur; O’nun (Allah’ın) onlardan herhangi bir destekçisi de yoktur.”
195. (Putların) kendileriyle yürüyebilecekleri ayakları, tutacakları elleri, görecekleri gözleri veya duyacakları kulakları mı var (neleri var)! De ki: “Ortaklarınızı çağırın, sonra bana (istediğiniz) tuzağı kurun; bana göz bile açtırmayın!”
33. Herkesin kazandığının başında duran (onları gözetleyen kişi, hiç böyle yapamayan kişi gibi olur) mu! (Buna rağmen) onlar Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onlara isim verin (onlar neciymiş bakalım)! Yoksa siz O’na (Allah’a) yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi bildiriyorsunuz?Veya boş laf mı ediyorsunuz?” Doğrusu kâfir olanlara hileleri süslü gösterildi ve onlar (doğru) yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa, artık) ona hiçbir yol gösteren olamaz.
Yüce Allah burada zatının her canın kazandığına karşı mutlak bilgi sahibi olduğunu, buna karşılık ortak koştuklarının böyle bir yetenek ve güçlerinin bulunmadığını soru cümlesi şeklinde vermektedir. Herkesin kazandığını bilip duran ilâhî kudret böyle bir özelliği olmayan varlıklarla elbette bir olmaz.
Müşriklerin Ahiretteki Durumalarına Örnekler…
84. Ağır azabımızı gördükleri zaman “Tek olan Allah’a inandık ve O’na ortak koştuğumuz şeyleri inkâr ettik.” derler.
86. (Allah’a) ortak koşanlar, ortak koştuklarını (mahşerde) gördükleri zaman şöyle diyecekler: “Rabbimiz! İşte bunlar, senin peşin sıra yalvardığımız ortaklarımızdır.” Onlar (ortaklar) da diğerlerine “Siz mutlaka yalancılarsınız!” diye laf atmış (olacak)lardır.
28. Onların hepsini bir araya toplayacağımız, sonra da (Allah’a) ortak koşmuş olanlara “Siz ve koştuğunuz ortaklar, yerinizde bekleyin!” diyeceğimiz gün artık onların aralarını tamamen ayırmış (olacağ)ız. Onların ortakları şöyle diyecektir: “Siz bize ibadet etmiyordunuz.
14. Onlara yalvarsanız (bile) çağrınızı duyamazlar. Sizi duysalardı da isteklerinize cevap veremezlerdi. Kıyamet günü (onları Allah'a) ortak koştuğunuzu da inkâr edeceklerdir. (Her şeyden) haberdar olan (Allah) gibi (gerçeği kimse) sana bildiremez.
17. Şüphesiz ki iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler, hristiyanlar, mecusiler ve müşrik olanlara gelince, şüphesiz ki Allah bunlar arasında kıyamet gününde (ayrı ayrı) hükmünü verecektir. Şüphesiz ki Allah her şeye şahit olandır.